KARAR VERMEDEN ÖNCE

Geçenlerde de yazmıştım. İnsanımız gördüğü her şeye, duyduğu her tevatüre ve duyuma hiç düşünmeden tartışmadan veya araştırmadan hemen ya taraf olmakta veya karşı çıkmaktadır.

Oysa herkes konuşmaya geldiğinde “Allah sana akıl verdi onu kullan.” demekten geri durmuyor(uz). Bir dostum “Dünya’da her şey nazar alır sadece akıl nazar almaz.” deyince yüzüne baktım, sonra da devam etti “E çünkü kimse kimsenin aklını beğenmez herkes kendi aklını beğenir de ondan.”

Hayret, doğru.

Bir de, nedense konuma geçmeden aklıma geldi şu “nazar” meselesi. Neyse mevzuyu dağıttım ama yine sadede geleceğim.

“Düşünmeden karar vermek” biz buna konuya “balıklama dalmak” da diyebiliriz.

Mesela günümüz en tedavül konusu İstanbul kanalı hakkındaki müspet veya menfi balıklamaların  yorumlarını Salı günü yapmıştım.

Şimdi de şu yeni Made in Turkish(!) araba meselesine gelelim.

Hükümet ortaya bir araba çıkardı yine düşünmeden sabit olarak kurulmuş gibi baştan bin bir türlü kusura ilaveten, anti senaryolar da ürettiler. E be birader yani “Fabrikasız üretim mi olur?” derken ortada spesifik bir oto fabrikası olmadığını sen gibi sağır sultan da biliyor hoş. Bir zamanlar bu ülkede TOFAŞ’la başlayan montaj fabrikalarına da “Montaj sanayiine hayır!” düşüncesiz karşı çıkışına da şahit olduk.

Fakat sonra ne oldu bu merhaleden sonra patenti başka dahi olsa Türkiye otomotivde bir hayli yol alırken binlerce insan bu dalda ekmek yedi hatta emekli oldu değil mi?

Baştan balıklama adeti de nereden niye, hangi gaye ile çıkmış ise? O da ayrı dert. Şu “yerli araba” hikâyesine devam ediyorum. Şurada yapılmış, burada yapılmıştan sonra bir de “Nasıl yapılmış?”, onu da geçtik “Çok pahalı!” atladık, “Aküsü ne kadar zamanda dolar ne kadar dayanır?” vs.

Elbette bunları şu an için tartışmaya açmadan önce bir kez dur da hele bi “Bismillah.” deyiverelim. Elbette sade ve öz bir araba ortaya çıkmadı bu bir başlangıç, ha teknik olarak şöyle olsa, böyle olsa. Fiyat olarak da pahalıdır ucuzdur gibi eleştiri olur. Bunların telafisi şüphesiz zaman içerisinde seri üretimle hallolacak. Özellikle akü meselesi tüm dünyada halen araştırma konusudur. Bu araştırma henüz bitmemiş ki meseleye dalıyorsun. Bana göre bu fiyatta bu kadar az bir şarj performans ve nerede de şarj olacağı meselesi elbette istenmeyen bir konu.

Ama başlangıçtır. Her şeye mutlaka baştan başlanır. Neye sonuçtan başlanılmıştır da mükemmele sahip olunmuştur? Hiç, değil mi?

Ya işte böyle, ne yazık ki millet olarak şu siyaset ve siyasi tercih bizim belimizi büküyor. Nerede ise muhalif olduğu hükümet petrol bulup ülkeye dağıtsa ona da kabahat bulacak baştan kullanmamaya çalışacak. Olmuyor, olmuyor. Bu şekilde biz hep beraber bir yere varamayız.

Önce eldekine sevinip, sonra eleştirilerimizi düşünüp taşınıp peşi sıra geleceğe umutla bakmak gerekir. Baştan reddedip de sonradan sahip olmak var mı?