Şehirler sadece binalarla, yollarla, köprülerle değil; akılla, vizyonla ve huzurla yönetilir. Bir kenti büyüten şey beton değil, doğru kararlar; yıkan ise sadece hatalı projeler değil, yanlış zihniyettir. Trabzon’un yakın geçmişine baktığımızda ise karşımıza tam da böyle bir tablo çıkıyor: fırsatların heba edildiği, enerjinin hizmete değil gerilime harcandığı, bir şehrin yıllarının sessizce elinden alındığı bir dönem…
Trabzon’un kaybettiği yılları konuşacaksak, bazı gerçekleri eğip bükmeden söylemek zorundayız.
Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu dönemi, bu şehrin enerjisinin hizmete değil, gerilime harcandığı bir dönem olarak hafızalara kazındı. Mesele sadece “ne yapıldı, ne yapılmadı” değildir; asıl mesele bir şehrin ruhuna ne yapıldığıdır.
O yıllarda Trabzon’da insanlar hizmetle değil, tartışmayla, ayrışmayla ve bitmek bilmeyen polemiklerle meşgul edildi. Siyaset çözüm üretme zemini olmaktan çıkıp kişisel inatların sahnesine dönüştü. Bakanla kavga, vekille kavga, sivil toplumla kavga… Uzlaşmak yerine sürekli cephe açan bir yönetim anlayışı, şehrin enerjisini tüketti.
Ve bu kavgaların bedelini kim ödedi? Trabzon.
Reşadiye Üst Geçidi bunun en somut sembollerinden biridir.
İhtiyaç mıydı, yoksa bir inadın ürünü mü? Bugün gelinen noktada bu yapının kaldırılması konuşuluyor ve şehirde adeta bir rahatlama hissi oluşuyor. Bu tablo bile tek başına bir dönemin özeti niteliğindedir. Dün ciddi maliyetlerle yapılan bir proje, bugün yine ciddi maliyetlerle ortadan kaldırılacak. Bu, sadece ekonomik bir kayıp değil; aklın, planlamanın ve vizyonun iflasıdır.
Daha da çarpıcı olan şu: O dönem, AK Parti’nin en güçlü olduğu yıllardı. Ankara ile uyum içinde çalışılabilecek, yatırımların rahatlıkla akabileceği bir süreçti. Ama bu avantaj, şehrin lehine kullanılmadı. Kavgalar ve kişisel çekişmeler, Trabzon’un önüne konulmuş fırsatları tek tek tüketti.
Peki sonra ne oldu?
Gümrükçüoğlu sonrası dönemde, özellikle Murat Zorluoğlu ile birlikte şehirde yatırımların arttığını, tansiyonun düştüğünü ve daha rasyonel bir yönetim anlayışının hâkim olduğunu gördük. Ardından Ahmet Metin Genç döneminde projelerin hız kesmeden devam etmesi, kaybedilen yılların farkını daha da görünür kıldı.
Bugün Trabzon daha sakin, daha üretken ve daha odaklı bir şehir görüntüsü veriyorsa, bu farkın nereden kaynaklandığını görmek zor değil.
Gerçek şu:
Bir şehir bazen yanlış projelerle değil, yanlış yönetim anlayışıyla yıllar kaybeder.
Trabzon o yıllarda sadece para kaybetmedi.
Zaman kaybetti. Enerji kaybetti. Birlik duygusunu kaybetti.
Ve en acısı…
Bu kaybın hesabı hâlâ verilmiş değil.