KAZANAN KİM?..


Aslında bu yazıya bir Erdoğan Bayraktar yazısı olarak bakmamak gerekir..
Bu yazı kim ne derse desin, kim ne söylerse söylesin bir Trabzon gerçeği yazısıdır..
Önceki akşam TV kanallarında, dün de internet sitelerinde Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'a karşı Trabzon eski milletvekili  Kemalettin Göktaş'ın Trabzon Havalimanı'nda Cumhurbaşkanı Gül'ü uğurlarken ortaya koyduğu tavrı ve gerginliği bütün Türkiye değil bütün dünya izledi!.
Ne oldu peki?
Bu şehir adına üzülmemek mümkün değil!.
Kim ne derse desin 61. Hükümet'in en icracı bakanı olan, Türkiye'nin her köşesine yatırım getiren, kentsel dönüşümde tarihi işlerin altına imza atan, Başbakan'ın da büyük destek verdiği bakanların başında gelen Erdoğan Bayraktar'ın kişisel  sorunlar üzerinden böylesine bir ortamda düşürülmek istendiği durum, kendi açısından değil ama Trabzon şehri adına çok ama çok üzücü olmuştur!
Sayın Bakan'ın en büyük eksiği teknokrat bir hizmet adamı olması, dolayısıyla siyasetin ayak oyunlarını ve siyaset ağzını bilmemesidir.
Bakıldığı zaman en basitiyle İller Bankası'nı ayağa kaldırması gerçeğiyle bereketli bir adamdır.
Ama görülüyor ki o klasik siyaset yapma arenasında ona yer yoktur!
Bakan Bayraktar'ın rencide olduğunu düşünenler yanılmaktadır.
Rencide olan bir yer varsa o yer Trabzon'dur!.
Çünkü Trabzon'un Bakan'ı kim olursa olsun Trabzon demektir!..
Ve 10 gün önce  yaşanmış olayın görüntülerinin bir anda ortaya çıkarılıp servis yapılması da kafalarda soru işareti yaratmıştır.
Çünkü birileri tarafından servis edildiği apaçık ortadadır. O gün o görüntüleri çeken TV kanalı yayınlamak için 10 gün beklemez!
Ama ortada bir servis var!..
Hangi eller merak konusu!
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir bakanının rencide edilmek istenmesi ve Trabzon insanının karşı karşıya getirilmesi söz konusu olmuştur..
***
Sonuçta ne oldu?
Kazanan kim?
Kaybeden kim?
Kazananı olmayan, kaybedeninin ise Trabzon şehri olduğu gerçeği ortadadır..
Çünkü bütün o yayınların odak noktası Trabzon ve Trabzonlu olmuştur..
O nedenle sorun o, bu meselesinden öte  Trabzonumuzun biraz da kendi yapısal sorunudur da!..
Olayı biraz da böyle irdelemek gerekir!..
Başka şehirlerde herkes ama herkes kendine hizmet getiren siyasetçesine, bakanına, iş adamına sevmezse bile saygı duyar.
Onları el üstünde tutar!..
Ama;
Bu şehirde ne yazık ki bu yok!..
Gelin biraz şapkamızı önümüze koyup düşünelim!..
Birçoğumuz kimsenin bir yerde olmasını istemez; 'Ben varsam var, yoksam yok' anlayışı ne yazik ki hakim olur!..
Pire için yorgan yakma heveslimiz çok ama çoktur..
Hepimiz her şeyi çok iyi biliriz!..
Entrikacımız da çoktur; 'O olmasın ben olayım, yoksa ikimiz de olmayalım'  demek modadır..
Çekememezlik hat safhadadır..
Ayak oyunumuz meşhurdur!
O nedenle de adeta küçük işlerle uğraşmak ve dedikodu üretmek de moda olmaktan çıkmaz..
Şehrimizde siz hiç değil üç beş iş adamının, iki kardeşin yan yana gelip ortak bir iş kurduğunuveya uzun süre birlikte olduğunu gördünüz mü?
Varsa da numuneliktir.
Bir türlü bir araya gelemeyen, ben-sen  kavgasına tutuştuğu için çimento fabrikasını bile alamayan bir şehir gerçeği yaşamadık mı?..
Hem ‘BEN”!..
‘BİZ’ yok!..
Bu şehirde dayanışma ruhu var mıdır?
Ne yazık ki bu şehire hizmet edenleri şehrin çıkarları noktasında değil, kendi işimize geldiği gibi sahipleniriz!..
Trabzon dışındaki Trabzonlular bu şehre bizden daha sadıktır..
Sakın bu şehre haksızlık yaptığımı düşünmeyin!
Acı gerçekleri yaşamıyoruz mu?
Böyle gelmiş böyle gitmekte!..
Son olay sadece acı bir örnektir!..
Şu bir gerçek ki;
Başka bir şehir hükümetin böylesine icracı bakanlarından birine  sahip olma şansı yakalasa, onu el üstünde tutar, şehrine en iyi şekilde yatırım almak için uğraş verir  ve en güçlü şekilde arkasında dururken bu fırsatı kaçırmaz..
Çünkü böyle güçlü bakanlıklara sahip olma fırsatı gelmez!..
O nedenle;
Sorun  kişisel hesaplar yüzünden birbirinin ayağını aşağıya çekmek ve küçük düşürmek için uğraş verme sorunudur ne yazık ki!.
***
Dostluklarımızın; sadece menfaatlerimiz ölçüsünde, sözde olduğu aşikardır!.
'BENCİ'yiz!
'BEN VARSAM VAR'cıyız!
Bu dün de böyleydi..
Bugün de böyle..
Yarın da böyle olacak gibi!..
Ne yazık ki bu durum şehrin insanları olarak genlerimize işledi adeta.
Sonuç itibarı ile ne oldu?
Birileri zevk yaptı!..
Türkiye'nin ve dünyanın gözü önünde koskoca TRABZON kişisel ihtiraslar, ani refleksler yüzünden ülkenin gündemine bir kez daha olumsuz yönde oturtuldu...
Nasılsa çok hizmet veren Bakanımız var ya..
Oldu olacak bu şehre 10 yıl önce TOKİ Başkanı, sonra da Çevre ve Şehircilik Bakanı          olarak son derece önemli hizmetler veren, el atmadığı sorun        kalmayan Bayraktar'ı çekip             alalım aşağı rahat edelim!..
Nasılsa siyasi entrikaları da, siyaset ağzını da bilmiyor!..
Başkalarının, başka bakanların kapılarında beklemeye, karşılarında el pençe durmaya bayılırız ya..
Sezar'ın hakkını Sezar'a vermekten korkarız!
Ayrıca bakıyorum Erdoğan Bayraktar ne büyük adammış!                                                                                                                                    
Daha düne kadar birbirlerine adeta düşmanlık besleyen, göz göze gelmek dahi istemeyen, birbirlerinin arkalarından atıp tutan ve ağır sözler sarf eden, birbirineselam dahi vermeyen insanları  bir araya getirmiş!.
Ama unutulmamalı ki tarih; adları ne olursa olsun dünden bugüne bu şehre kimlerin hangi hizmetleri yaptığını yazacak!..
İster iş adamı, ister sporcu, ister bürokrat, ister sivil toplum örgütü başkanı, ister milletvekili, ister bakan, ister başbakan ne olursanız olun  herkes kendi hizmet dönemi ile anılacaktır..
Daha önceki bakan ve milletvekillerimiz gibi Bakan Bayraktar da böyle anılacaktır!..
Yani herkes yaptığı ile kalacak!..
Bir gün herkes ektiğini biçecek, hesap verecek!
Çünkü Ahiret’ten kaçış yok?
Hadis’de der ki;
“Hesap verme bilinciyle yaşamak, insanın aklını kullandığının emaresidir.”