KAZIM HOCA'NIN ALİ
Doğduğu günü dün gibi hatırlarım.
Elimizde büyüdü. Bir “ağabey” demesi vardı, sesi hala kulaklarımda...
Kafası matematiğe zehir gibi çalışırdı. “Babası matematik öğretmeni ya, ona çekmiştir!” deyip, geçerdik.
***
Bizim jenerasyondan 8-10 yaş küçük olmasına rağmen, gençlik yıllarımızda çevre ilçelere maç yapmaya giderken onu da aramıza alırdık. Yaşı küçük, bedeni cılız olduğundan genelde bek oynatırdık.
Kene gibiydi, bir o kadar da hırslıydı. Rakibe yapıştı mı bırakması mümkün değildi. Tam bir görev adamıydı.
Sahada başka, saha dışında başka bir adamdı Kazım Hoca’nın Ali.
***
Gel zaman, git zaman...
Yetişkin delikanlı oldu Ali Aydın. Karakter abidesiydi. Uzun yıllar Çarşıbaşıspor’da futbol oynadı, denizcilik yaptı, kaptan oldu. O yıllar içerisinde bizlerle ilişiğini hiç kesmedi.
Müthiş Trabzonsporluydu. Fırsat buldukça Trabzonspor maçlarını hiç kaçırmazdı.
***
Trabzon’a geldiğinde, bizim de köyde olduğumuz zamanlar genelde birlikte vakit geçirirdik.
Eski günlere dalar giderdik. En fazla da Trabzonspor’u konuşurduk. Muhabbetine doyulmazdı, hele deplasman anıları. Dinlemekten büyük keyif aldığım adamlardandı.
Genelde eleştirimiz; neden evlenmediğiydi.
O görevi de 30’u geçtikten sonra yerine getirdi.
***
Köye her gidişimizde onu çocuklarıyla oynarken ve gezerken görmek hepimizi mutlu ederdi. Ali Kaptan örnek bir aile reisidir.
Bir müddet kaptanlık yapması, bi orada, bi burada yaşaması onu çok yormuş olacak ki, köyde yaşamaya karar verir. Öyle ya, kolay değildi 40 yaşını geçen, başka deyişle belli yaştan sonra baba olan bir adamın 3 bebesinden uzun süre ayrı kalması.
***
Muhabbetini dinlemeden edemezdim. Görmesem eksiklik hissederdim kendimde. O derece sevdiğim bir adam, beni zaman zaman kızdırmaya çalışsa bile, kıyamazdım, kızamazdım...
Bir sene evvel amcaoğlu (30) Mustafa’nın inşatta üzerine bir cisim düşerek hayatını kaybetmesi, saçını ve sakalını beyazlatmaya başlamıştı.
***
Denizcilik yapmak istemeyen Ali, birkaç senedir yazları Erzurum’da arıcılık yapmaya başladı. Kişiliğini, karakterini ürettiği bala karıştırdığını düşünerek gözümüz kapalı onun balını alırdık.
“Neden bu işi yapmaya başladığı?” sorulduğunda, kendine has üslubuyla cevap verir, herkesi kendine hayran bırakırdı.
***
Ramazan ilk haftası... Temmuz’un 13’ü akşamı...
Bizim Ali, son birkaç yıl olduğu gibi yine Erzurum’dadır. Halasının oğlu Halis Saka ile sesini duymak için telefon ettik. Konu döndü dolandı her zaman olduğu gibi Trabzonspor’a geldi. Telefonda Ali’nin muhabbetine doyum mu olur!
Sorduk:
“Bayramda köyde buluşuyor muyuz?”
Cevap alamadık, daha doğrusu net bir şey söyle(ye)medi. Şaşırmadık değil!
***
Akşam bunları konuştuk. Sabahleyin Ali’nin o gece yarısı Gümüşhane’de trafik kazası geçirip hayatını kaybettiğini öğrendik...
Sanki başına geleceği bildiği için bayramda birlikte olma sözünü vermemişti.
Kazım Hoca’nın Ali artık aramızda değildir; zira Ali Kaptan dümeni sonsuzluğa kırmıştır.
***
Ruhun şad olsun güzel ruhlu çocuk...
Seni unutmayacağız ama çok özleyeceğiz!..