Sezonun en önemli maçında Trabzonspor, sahasında Fenerbahçe’yi ağırladı. Bordo-mavililer oyuna istediği gibi başlayamasa da mücadeleden kopmadı.
Maçın ilk 15 dakikasına kadar rakibinin hızlı ve bire bir temaslı futbolu karşısında zorlanan Trabzonspor, savunmada direnç göstermeye çalıştı. Bu baskı sürecinde yediği gollerle geriye düşse de sahadaki mücadele azmini kaybetmedi.
Kadroların bireysel kalite açısından karşılaştırılması yapıldığında Fenerbahçe’nin skorer ve tecrübeli oyuncularla daha üstün olduğu açıkça görülüyordu. Ancak buna rağmen Trabzonspor’un pes etmeyen yapısı, Paul Onuachu’nun attığı golle yeniden umutları yeşertti. Bu gol sadece skoru değil, aynı zamanda sahadaki karakteri de ortaya koydu.
Şu gerçek bir kez daha görüldü:
Kazanma arzusu Fenerbahçe’de ne kadar varsa, Trabzonspor’da da en az o kadar var.
Zaman zaman bazı pozisyonlarda eksikler hissedilse de, yılmadan ve geri adım atmadan mücadele eden bordo-mavili futbolcular ilk yarıyı beraberlikle tamamlamayı başardı. Devre arasında tribünleri dolduran binlerce taraftara bakıldığında, Anadolu’nun temsilcisinin yarattığı o büyük birliktelikle gurur duymamak mümkün değildi.
Ancak futbolda konsantrasyon kaybı affedilmiyor. Yenen gollerde yapılan bireysel hatalar, özellikle kalede yaşanan tereddütler, bu seviyedeki maçlarda bedeli ağır olan detaylar olarak karşımıza çıktı. Bu tür hataların mutlaka teknik heyet ve yönetim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.
İkinci yarının hemen başında gelen gol, Trabzonspor’un direncini kırmak yerine bu kez rakibin direncini artırdı. İlk yarıda 4-4-2 düzeniyle oynayan Fenerbahçe, skor avantajından sonra sistemi 4-3-3’e çevirerek Trabzonspor kalesine daha fazla gelmeye başladı. Maçı yöneten Halil Umut Meler ise oyunu adeta ince ince dokuyarak kontrol altında tuttu.
Trabzonspor’un en önemli problemi ise bir kez daha net şekilde ortaya çıktı:
Kanat organizasyonlarının yetersizliği.
Ne sağ kanattan rakip savunmayı zorlayacak hızda bir oyuncu var,
ne de sol kanattan çizgiye inip etkili orta yapabilecek bir yapı kurulabiliyor.
Aslında mesele yalnızca bu maça ait değil. Sezon boyunca yaşanan puan kayıplarının temelinde de bu üretkenlik eksikliği yatıyor. Kanatların işlememesi, rakiplerin Trabzon’da dahi kendi sahasındaymış gibi oynamasına zemin hazırlıyor.
Ara transfer döneminde yapılan hamlelerin sınırlı kalması da bu eksikliği gidermeye yetmedi.
Sağdan orta yok…
Soldan orta yok…
Hal böyle olunca, rakibin daha organize, daha hızlı ve daha kararlı oynadığı bir senaryoda mağlubiyet kaçınılmaz oldu.
Fenerbahçe sahada daha çabuk düşündü, topa daha fazla sahip oldu ve geçişleri daha doğru oynadı. Trabzonspor ise eksiklerine rağmen mücadele etmeye çalıştı. Ancak kırık bir kanatla uçmaya çalışan kartal misali, yükselmek için yeterli gücü bulamadı.
Bugün üzülürüz, elbette kazanmak isterdik.
Ama sahadaki gerçeklik buydu.
Bu maç, bize bir kez daha şunu hatırlattı:
Duygularla değil, eksikleri doğru tespit edip çözüm üreterek ilerlemek zorundayız.
Çünkü büyük kulüpler bazen kaybederek değil,
kendi gerçeğiyle yüzleşerek yeniden ayağa kalkar.