KENDİN OL!


Olan bitenlere bakıyorum..
Şaşkın ördek misali..
Öyle bir hale büründük ki!..
Yozlaşma nasıl olurun en iyi anlatımı var karşımızda..
Bakın şöyle bir sağınıza, solunuza!..
Şöyle bir haberlere..
Şöyle bir ekranlara!..
Hergün yeni bir tartışma, hergün yeni bir kavga!.
Gayrimeşru olaylar almış başını gitmiş.
Gasp, hırsızlık, fuhuş, uyuşturucu ve kaçakçılık zirve yapmış..
Milli ve manevi duygularımız köreltilir bir hal aldı!..
Sessiz ve derinden yozlaşmak bu olsa gerek!..
TV'lere esir düşmüşüz!..
Her gece dizilerle uyutulan bir toplum halini aldık!..
Vatan, millet, Sakarya olmuş gerçekten!..
Ülkesinden bihaber nasıl olunurun dersi veriliyor adeta!..
Ruhumuz gitmiş ya!..
'Bananeci' anlayışımızla yol alıyoruz!..
'Bana dokunmayan yılan bin yaşasın' mantığı kemiriyor hepimizi farkında olmadan..
Dört bir yanımızı maneviyat  değil, maddiyat sarmış!..
Akıl tutulması denir ya!.
Aynen öyle..
Açıkçası kendine yabancılaşan bir ülke halini aldık!..
Baksanıza  İmralı'daki Apo bile birlik beraberlik için kurtarıcı kahraman ilan edildi, farkında değiliz!
9 yıl önce yazdığım kitap geldi aklıma!..
Adı: Ben şehit miyim hain mi?
Gel de o soruyu sorma arkadaş!..
Neden bugünlere geldik!.
Kim suçlu!..
Siyaseten ayrım yok!
Ben, sen, o, hepimiz..
Bakın çok acı anlatımlar vardır..
Ders gibidir..
Sizi bilmem ama bu ders gibi sözlerin muhatabı olmayı kabul eylerim..
Çünkü hak ettik!..
Bakın o ders ne der bize;
Ben üzerime alıyorum sizi bilmem!..
      
***

Ey şaşkın şaşkın dolaşan evlat!
Nerdesin..
Gidişatın iyi değil..
Artık köklerinle buluş.
Onur da, erdem de, güç de bundadır.
Çünkü seni sen yapan o değil mi?
Yoksa çok daha horlanır, çok daha çarparsın yaban kayalıklarına, kendine daha da yabancılaşırsın farkında olmadan..
Hâlâ işin sırrını kavramaz mısın?
Her geçen gün, kendi özüne yabancılaştığının farkında değil misin be evlat!.
Unutma hiç..
Ziyanlı gidişin neresinden dönersen kârdır.
Tabii 'kâr' deyince hemen aklınıza dolar ve avro falan geliyor biliyorum..
Çünkü maneviyatın yerini maddiyata bıraktın be evlat!.
Oysa milli ve manevi olarak şerefli bir kimlikten söz ettiğimi bilmiyorsun..
Evlat..
Git kendi duru ırmağında yıkan, arın, kendine gel..
Kişi ve toplum için, kendisi olmaktan daha izzetli, daha şerefli ne olabilir ki?
Soruyorum ne olabilir ki!..
Sana yüzyıllar boyunca şan, şeref, itibar ve muhteşem bir muhteva kazandıran öz cevherinle tanış artık.                                                
 Bak aynaya ne haldesin!..
Sıyrıl o renksiz, edasız, erdemsiz yapından.
Kültür ve medeniyet değerlerini, yeniden bütün unsurları, önce kendi bilincinle ve manevi bileşenleriyle, kimyası, simyasıyla, tespit, tahlil ve analiz et artık!..
İş işten geçmesin..
Beden ve ruh sentezinde birleş, bütünleş.
Çağdaş dünyanın küresel afyonu seni yanıltmasın.
Yükseliş kendi kültür ve medeniyet ikliminde.
Bak şu tarihine..
Gördün işte kaç kez mağlup oldun.
Nedenlerini, niçinlerini bir sorgula!                                                                   
Sahip olduğumuz 16 imparatorluğu, devleti yıkıp 17’ncisini kim kurdu?
Kaç kez onurumuz kırıldı!
Cihana hâkimken, paryaya dönmedik mi?
Bu anlayışın, bağlı olduğun medeniyet havzasına, tarihî arka plânına, seni sen yapan gen dokuna yakışıyor mu?
Anla artık, deli saçma gidişinle, ruh cevherin arasında şiddetli bir  gen uyuşmazlığı var.
Kendine dön be evlat!..
Kendini, asil geçmişini, terkibini ve seni sen yapan ebedî kıymetlerini küçümseye küçümseye yol alma!
Bu gerçeği unutursan, tarih de seni unutur.
Farkında mısınız..                                                                                                                                                       
Servetimiz, izzetimizi korumaya yetmemeye başladı ne yazık ki!
Dışı gösterişli ama içi boş yeltek kişiliklerimizle bostan korkuluklarına dönüyoruz.
İyi bakın..
Farkında mısın evlat!
Milli ve manevi ahlaki değerlerimiz yok oluyor.
Unutmayalım ki;
Yükselişte nimeti ve makamı başkaları paylaşır, düşüşte elem ve üzüntüyü hep biz yaşarız.
Bak tarihine öyle olmadı mı?                                                                       
Evlat sende bilirsin bizim bu şark duygusallığımızı, merhametimizi.
Keyif çatmak, ağıt yakmak bizim kaderimizdir!
Bu yüzden yüzünü nereye dönersen dön ama terkibine, cevherine, aslî kimliğine sırtını hiçbir zaman dönme!..
Yoksa ‘ne hâlimiz varsa görelim’ mi?
Bu fıtratımıza ve tarihî kimliğimize ters düşen bir hal olmaz mı?
Kendi kimyanla, sana şahsiyet ve şeref kazandıran kök ve gök bilgi ile yeniden tanışmayı düşün.
Aradığın ekonomik, sosyal ve siyasi olayların hepsi bunun içinde değil mi?
Çareyi başka yerde arama.
Kendinle buluş, kendinle barış.
Hafızanı yokla, efsaneni, tarihini çok iyi hatırla.
İyi bak görürsün kendini orada.
Çünkü sen O’sun!
Tabi ki gelişeceğiz, büyüyeceğiz, barış ve huzur içinde yaşayacağız..
Çünkü biz tarihten bu yana biriz..
Ama üzerine örtülmek istenen sönük, silik kimlik sana yakışır bir duruş değil asla!
Unutma;                                                                                                                                                                              
Kürt'ü, Laz'ı, Çerkez'i, Türkmen'i, Avşar'ı, Boşnak'ı, Abaza'sı, Alevi'si ile sen Türk milletinin ta kendisisin!
Ayrılıkçı olanlara fırsat verme!..
Gel milli ve manevi kimliğine sözde değil özde sahip çık!..
Ne demiş sana Ataların;
“Onurlu kimliğini kuşanmaktan sakınma. Kendin ol.”
(Kyn: (1) Ufuk Ötesi-Düşünce