KİRACININ TAHLİYESİ

Kira ilişkileri, özellikle son yıllarda hem kiracılar hem de kiraya verenler açısından ciddi uyuşmazlıkların yaşandığı bir alan hâline geldi. Artan kira bedelleri, konut ihtiyacı ve ekonomik şartlar nedeniyle “Kiracı hangi hâllerde tahliye edilebilir?” sorusu da sıkça soruluyor.

Öncelikle bilinmesi gereken temel kural şudur: Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren, sadece kira sözleşmesinin süresi dolduğu için kiracıyı çıkaramaz. Türk Borçlar Kanunu, kiracıyı koruyan özel bir sistem öngörmüştür. Belirli süreli sözleşmeler, kiracı bildirimde bulunmadıkça aynı koşullarla bir yıl uzar; kiraya veren ise kural olarak sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez.

Ancak bu, kiracının hiçbir şekilde tahliye edilemeyeceği anlamına gelmez. TBK’da çeşitli tahliye sebepleri açıkça düzenlenmiştir.

1. Kiraya verenin gerçek konut veya işyeri ihtiyacı:

TBK’nın 350. maddesine göre kiraya veren; kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri ihtiyacı bulunması hâlinde tahliye davası açabilir. Ancak burada ihtiyaç iddiasının gerçek, samimi ve zorunlu olması önemlidir.

Örneğin kiraya verenin oturduğu ev satılmış ve kendisinin oturabileceği başka uygun bir konutu bulunmuyorsa, kirada bulunan kendi taşınmazına ihtiyaç duyması tahliye sebebi olabilir.

Buna karşılık, “Kirayı daha yüksek bedelle yeniden kiraya vereceğim” düşüncesi ihtiyaç sebebi değildir.

2. Taşınmazın yeniden inşa veya esaslı tadilat gerektirmesi:

Kiralananın yeniden inşa edilmesi, imar amacıyla esaslı şekilde değiştirilmesi veya kapsamlı bir onarım yapılması gerekiyor ve bu çalışmalar sırasında taşınmazın kullanılması mümkün olmuyorsa tahliye istenebilir.

Örneğin eski bir binanın yıkılarak yeniden yapılması gerekiyorsa ve inşaat sırasında kiracının taşınmazı kullanması mümkün olmayacaksa, TBK m.350 kapsamında tahliye gündeme gelebilir.

Burada basit bir boya, mutfak dolabı değişikliği veya küçük bir bakım işlemi ile tahliye sağlanamayacağını da unutmamak gerekir.

3. Taşınmazın yeni maliki kendi ihtiyacı için kullanacaksa:

Bir ev satın alan kişi, “Ben bu evde oturacağım” diyerek belirli şartlarla mevcut kiracının tahliyesini isteyebilir.

TBK m.351’e göre yeni malik, edinme tarihinden itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunmak şartıyla, edinme tarihinden altı ay sonra tahliye davası açabilir. Ayrıca yeni malik, sözleşme süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açma yolunu da tercih edebilir.

Örneğin Ahmet Bey kiracılı bir daire satın aldı ve kendisinin bu konuta gerçek anlamda ihtiyacı var. Gerekli bildirim ve süre şartlarına uymak kaydıyla tahliye davası açabilir.

4. Kiracının yazılı tahliye taahhüdü vermesi:

Uygulamada en sık karşılaşılan tahliye sebeplerinden biri de tahliye taahhüdüdür.

Kiracı, taşınmaz kendisine teslim edildikten sonra belirli bir tarihte taşınmazı boşaltacağını yazılı olarak taahhüt etmiş ve buna rağmen taşınmazı boşaltmamışsa, kiraya veren TBK m.352 kapsamında harekete geçebilir. Bu durumda kiraya verenin, taahhüt edilen tarihten itibaren bir ay içinde icra yoluna başvurması veya dava açması gerekir.

Örneğin kiracı 1 Eylül 2026 tarihinde taşınmazı boşaltacağını yazılı olarak taahhüt etmiş ancak boşaltmamışsa, kiraya verenin bir aylık süreyi kaçırmaması önemlidir.

5. Aynı kira yılı içinde iki haklı ihtar:

Kiracının kira bedelini zamanında ödememesi de bazı şartlarda tahliye sebebi olabilir.

TBK m.352 uyarınca kiracı, kira bedelini ödemediği için aynı kira yılı içinde kendisine iki haklı yazılı ihtar yapılmasına sebep olmuşsa, kiraya veren kira yılının bitiminden itibaren bir ay içinde tahliye davası açabilir.

Örneğin kiracı ocak ayı kirasını geciktirmiş ve hakkında haklı bir ihtar yapılmış; birkaç ay sonra mart ayı kirasını da ödemeyerek ikinci haklı ihtara sebep olmuşsa, kanundaki diğer şartların gerçekleşmesi hâlinde iki haklı ihtar nedeniyle tahliye gündeme gelebilir.

Burada önemli olan sadece “iki ihtar gönderilmiş olması” değil, ihtarların haklı olmasıdır.

6. Kiracının veya eşinin aynı ilçe veya beldede uygun bir konutunun bulunması:

TBK m.352’nin üçüncü fıkrasında daha özel bir tahliye sebebi düzenlenmiştir.

Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin, aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu bulunuyorsa ve kiraya veren kira sözleşmesi kurulurken bu durumu bilmiyorsa, sözleşmenin bitiminden itibaren bir ay içinde tahliye davası açabilir.

Örneğin kiracı, kiraladığı evde otururken aynı ilçe sınırları içinde kendisine ait ve oturmaya elverişli başka bir konuta da sahipse, kanundaki şartların oluşması hâlinde bu durum tahliye sebebi olabilir.

7. Sözleşme süresinin dolması tek başına yeterli değildir:

Belki de en fazla karıştırılan konu budur.

“Kontratım bitti, kiracıyı çıkarabilir miyim?”

Kural olarak hayır.

TBK m.347, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracının korunması amacıyla sözleşmenin sürenin sonunda kendiliğinden sona ermesini engellemiştir. Kiracı bildirimde bulunmadıkça sözleşme bir yıl uzar. Kiraya veren ise sırf sözleşme süresinin sona ermesini gerekçe göstererek tahliye isteyemez. Bununla birlikte, on yıllık uzama süresinin sonunda kiraya verenin herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeyi sona erdirebilmesine ilişkin özel düzenleme bulunmaktadır.

Dolayısıyla “Bir yıllık kontrat yaptık, bir yıl dolunca çıkarırım” şeklindeki yaklaşım hukuken doğru değildir.

Tahliye sebepleri sınırsız değildir

TBK’nın kira hükümlerinde kiracının korunmasına yönelik önemli bir sistem kurulmuştur. Kiraya verenin dava yoluyla tahliye istemesine ilişkin hükümler, kiracı aleyhine değiştirilemez. Ayrıca ihtiyaç nedeniyle tahliye edilen taşınmazın haklı bir sebep olmaksızın eski kiracıdan başka bir kişiye yeniden kiralanmasına ilişkin üç yıllık sınırlama da bulunmaktadır.

Bu nedenle kira ilişkisinde hem kiracının hem de kiraya verenin haklarını bilmesi büyük önem taşımaktadır.

Sonuç olarak; tahliye, “ev benim, istediğim zaman çıkarırım” kadar basit olmadığı gibi, “kontratım var, hiçbir şekilde çıkarılamam” kadar da kesin değildir. Kanun, her iki tarafın menfaatini belirli kurallar çerçevesinde dengelemeye çalışmaktadır.

Özellikle tahliye taahhüdü, ihtiyaç nedeniyle tahliye, yeni malik ihtiyacı ve iki haklı ihtar gibi durumlarda sürelerin kaçırılması davanın sonucunu doğrudan etkileyebileceğinden, somut olayın ve kira sözleşmesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.

Kira hukukunda çoğu zaman haklı olmak kadar, hakkı doğru zamanda ve doğru usulle kullanmak da önemlidir.