KÖLN'DE KEMENÇE SESİ...

Almanya’nın Köln kentinde tek başına bir Trabzonlu... Kendi gibi soğuk Alman mimarisi arasında gezinen bir hamsi... Karadeniz’den çıkmış binlerce KM uzaklıkta geziniyor... Turist desen değil. Gurbetçi desen hiç alakası yok...

Kaldığı otelden çıktı uzun bir sokakta yürümeye başladı. Aslında yaşamış olduğu ve doğduğu topraklar o anda yürüdüğü yer kadar düz değildi...

Zaten memleketinde düz olan tek araziye de Hüseyin Avni Aker stadyumu yapılmıştı...

Köln’ün Mülheim bölgesi o gece soğuktu... 

Bizim hamsi, mavi montunun kapüşonunu başına geçirdi. Yürümüş olduğu sokağın sonu bir türlü gelmiyordu... 

Biraz daha ilerledi sokağın sonunda bir adet petrol ofisi bulunuyordu... 

Rotasız Hamsi gece karanlığında nere gideceğini bilmiyordu... 

Zaten ilk kez geldiği bir bölgeydi... Işıkların biraz daha fazla olduğu bölüme doğru yöneldi. 

Az önce bitirdiği uzun bir sokağın aynısı şuan önünde duruyordu...

Yürümeye koyuldu... Sokağın ortasına geldiğinde kemençe sesi Almanya’nın soğuk gecesini biraz ısıtır oldu... Bizim hamsi durdu... kemençe ile keman sesi arasında biraz durakladı. Acaba karıştırıyor muydu... 

Birkaç adım daha attı. Hemen kenarda duran bir elektrik direğine yaslandı ve dinlemeye başladı... Kemençe en güzel yerine gelmişti. Çalan sanatçı birazdan atma türküye geçti...  

“Bu gurbet ellerde sardı bizi bir duman.” 

Direk kenarında duran hamsi memleketinden bir ses duymuştu. Hemen ileride iki pencere arasında açık kapıdan ses geliyordu... 

Kemençe çok dertli ses çıkarıyordu... Kapının üzerinde beyaz bir tabelaya ‘Karadeniz 61’ yazıyordu... 

Mülheim’in Berliner Sokağının her yerinde kemençe sesi duyuluyor yanık sesiyle atma türkü söylüyordu belli ki memleket hasreti çeken gurbetçi... 

Kapıdan içeriye girdi. Kemençenin etrafında 10’dan fazla adam yeşil örtülü bir masanın etrafından toplanmışlardı. Yan tarafta duvarda Bordo Mavi bir bayrak... 

İnsanlar dertli... 

Mekan sahibi Bekir adında bir gurbetçi... Kenara oturdu bizim ki; aslında o kemençe sesinden etkilenmemişti. Hasret çeken insanların yüzlerinde ki özlemi görmüştü... En çokta ondan etkilendi. 

Birazdan aynı masaya misafir oldu. Kimi 1 yıl kimi 5 yıl olmuştu memleketi görmeyeli... Kimi Trabzonlu, kimi Rizeli, kimi Konyalı, Adanalı, Bayburtlu nereden istersen söyle hepsi aynı masada... 

Birinin Adı Ümit, diğeri Ahmet... Tek ortak noktaları var Hasret... Hamsi oradan çıktı tekrar otele geri döndü. 

Başını yastığa koydu... Binlerce KM uzakta insanları bir masada toplayan ve hasretini çektikleri memleket özlemiydi...

Lakin O memlekette yaşayanlar ise; ocu bucu, oralı buralı diye birbirlerini ayrışmışlardı... 

Keramet kemençe de mi?