KOLTUĞA KOLTUK  ÇIKMAK!.


Kol kelimesinden türetilmiştir. Kolunu rahatça koyduğun eşya anlamındadır. Dikkat ederseniz çok edeple türetilmiş bir kelime. Çünkü koltukta koldan daha geniş uzuvlarımız yer tutarken, kelime türetilirken daha az yer işgal edeni dikkate alınarak yapılmış.
Peki koltuk başka anlamlara gelmez mi?
Gelmez olur mu, bir sürü anlamı vardır.
Zaten modern dilbilimi; kelimelerin anlamları yoktur, kullanıldıkları cümledeki anlamları vardır, şeklinde sözcüklere bakmaktadır.
"Adam oturduğu koltuğu dolduruyor" cümlesinde, bulunduğu makamın gereğini eksiksiz yapıyor denmek istenmektedir. Düz mantıkla bakılırsa obez bir insanın koltukta oturuşu anlatılıyor sanılır.
Aslında koltuktan önemli masadır. Çünkü bazıları, oturduğu koltuktaki heybetini önündeki masaya borçludur. Böylelerinin önünden masayı çektiğinde geride bir şey kalmadığını görürürsün.
Cıbıldak kalmış, derede yüzerken elbiseleri çalınmış kişiyi andırırlar.
Koltuk çıkmak diye de bir deyim vardır. Bu deyimle de bir insanı bulunduğu durumdan kurtarmak, düşkünlüğünü gidermek anlatılır. Koltuğuna girip maddi ve manevi anlamda yürümesine yardımcı olmak anlamını da es geçmemek gerekir.
Koltuk eğer hak edilerek oturulan bir nesneyse itibarı olur. Koltukta ağırlık; terazi ve kantarla ilgili değildir. Bilgiyle, ilimle, ahlakla ve hepsinin fevkinde dürüstlükle alakalıdır.
Türkiye'de koltukların birçoğu malesef boş görülüyor. Kilo ve hacimle belki koltuklar boş değil ama değer, kırat, ayar bakımından aynı şeyleri söyleyemeyiz.
Ülkenin en canalıcı problemlerini akılla, suhuletle ve ödünsüz halletmek koltukların doluluk oranıyla ilintilidir.
Koltuktan yüksek volümlü ses vermek, oranın dolu olduğu anlamına gelmez. Koltuktan gelen ses kulaklara bereket, ruhlara teskinlik sağlıyor mu, önemli olan odur.
Koltuğun önünden masayı aldığımızda geride vakar, insanlık ve tevazu bakiyse, işte ozaman makam doludur.
Yunus Emre'nin "Derviş derviş dedikleri hırka ile taç değil/ Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil" beytini "Adam adam dedikleri koltuk ile kıç değil/ Gönlünü adam eden koltuğa muhtaç değil" şeklinde söylersek buradaki meramımıza yardımcı olur.
Muradımız, koltukları anlamlı, içlerini dolu kılmaktır. Makamlar geçici, kalıcı olan insanlıktır..
Oturduğun şey seni doldurmaz, sen oraya dolu oturacaksın ki koltuk edeple türetilen aslıyla gülümsesin.
Yoksa sen gülersin koltuk ağlar..