Köşk'ün yolları!



TBMM tarafından seçilen ilk sivil cumhurbaşkanı Celal Bayar'ı 1960 ihtilalinde tutuklayıp Yassıada’ya getiren de muhafız alay komutanıydı. Ardından ihtilalin kudretli komutanı emekli orgeneral Cemal Gürsel, emekli orgeneral Cevdet Sunay, emekli Oramiral Fahri Korutürk 1980 ihtilalinin kudretli ve haşmetli paşası emekli Orgeneral Kenan Evren bu koltukta oturmuştur.

Tüm bunların yaşandığı bu ülkede, bu gelenek merhum Turgut Özal’la bozulmuş, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer ve Abdullah  Gül ile devam etmiştir.

Bu millet ilk defa kendi Cumhurbaşkanını kendi seçecek, iki turlu seçim için şu ana kadar iki aday var, biri Başbakan Recep Tayip Erdoğan seçilirse genel başkanlıktan istifa edip başbakanlığı bırakmadan Köşk’e çıkacak, Bakanlar Kurulu üyelerinin tamamını Efkan Ala gibi memurlardan atayabilecek. Yasama, yürütme ve dolayısıyla HSYK’nın başı olan Adalet Bakanı tarafsız olacak, ordu tarafsız MSB’ye bağlanacak.

 1980 Anayasası’nın kendine verdiği yetkiye dayanarak ‘Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu’nun da başıdır’ deyip yola devam edecek ve ülke yarı başkanlık sistemine geçmiş olacak.
İşin özeti budur!

Buna hiçbir engel şimdilik yok, olursa da kanunlar değiştirilir. Çünkü yanında bir dediğini iki yapmayacak dışarıdan atadığı İçişleri Bakanı Efkan Ala gibi cansiperane çalışan bir isim var!

Ve diğer çatı aday Prof. Dr. İhsanoğlu memleketi Yozgat’ta başlattığı seçim kampanyasının ikinci durağı olan Trabzon’a hafta sonu  geldi. Kendisini destekleyen başta CHP ve MHP olmak üzere 6 parti teşkilatları tarafından karşılandı.
İyi de bir gövde gösterisi yaptı.

Peki yeterli mi tabiî ki değil.

Muhalefet partileri daha karşılama komitesi  kurmamış, şehirdeki bilbordlar kiralanmamış, yerel basın, sosyal medya yeteri kadar kullanılmamış, STÖ lerle bir toplantı yapılmamış, bu ziyaret programları tüm basına bildirilmemiş vatandaş bilinçlendirilmemiş.

Prof. Dr. İhsanoğlu’nun işinin de  çok zor olduğunu söylüyorum. Kürt  oyların bu seçimde anahtar rol oynayacağını hela hele Demirtaş'ın elenip  seçim ikinci tura kaldığı zaman seçimin Erdoğan ile İhsanoğlu arasında kalacağı düşünüldüğünde Kürt oyların tavizsiz alınmayacağını ve bu nedenle de bu seçimin sessiz ve derinden  bölünme referandumuna dönüşmesinden çok ama çok endişe ediyorum.

Çünkü İmralı ve HDP'nin hesap üstüne hesap yaptığını her defasında bir şeyler koparmaya çalıştığını değil kopardığını görmeyen yok ki!

Köşk'ün yolları bu ülkenin kırmızı çizgileri üzerinde ne yazık ki dikenli görünüyor!.

Kalın  sağlıcakla diyorum.