KURULTAYA DEĞİL HALKA SORUN!
Muhalifler 'Kurultay' dedi..
Genel Başkan Kılıçdaroğlu 'Hodri meydan' dedi..
Çünkü teşkilatlar kendisine endeksli bir şekilde seçileceğinden emin.
Fırsat bu fırsat diyerek parti içi muhalif isimleri temizleyip dikensiz bir gül bahçesi yaratma yolunu iyi kullanmaya çalışacaktır.
Gidilen nokta bu..
İşin özü çözüm, çözümsüzlük olacaktır!.
Son yıllarda görüldüğü gibi muhalefet ne kadar başarısız olursa olsun, genel başkanların 'Teşkilat benim' diyerek yoluna devam etme alışkanlığı devam edecektir..
Şöyle bir bakın CHP'ye muhalif isimler bugün 'Kılıçdaroğlu çok iyi niyetli' diyerek yoluna devam etmesin istiyor.
Çünkü ulusalcıları temizleyecek ya!
O zaman daha da light bir CHP huzurda olacak!
Yani ‘Yeni Türkiye’ sloganına uygun yeni bir CHP!..
12 yıldır ikinci Cumhuriyet sevdası ile yanıp tutuşanlar, tarihe adlarını yazdıracaklar!.
***
Peki 10 Ağustos'ta ne oldu?
Hesap vermesi gereken kimler?
Erol Manisalı hoca çok önemli tespitler yaptı son yazısında.
Gelin o tespitlere bir bakalım..
Bakın ne diyor..
***
Kemal Bey’in adayını Devlet Bey’in kabul etmesi ile Ekmel Bey’in kerhen adaylığı ortaya çıktığında
-CHP seçmeni Kemal Bey’in tutumu ile “Seçimsizliğe mahkûm edilmiştir” demiştim.
- Seçmenin önüne “Tayyip’lerden Tayyip beğen benzeri bir seçenek sunulmuştur” diye yazmıştım.
Ben de üzülerek yazdığım bu sözlerden hoşnut değildim ama gerçek buydu.
Daha sonra Ekmel Bey seçmenin karşısına çıkarak;
- Vallahi de billahi de ben Atatürkçüyüm dercesine oy istemeye başladı.
- Cumhuriyet’e bağlı, Atatürk ilkelerine, laikliğe ve demokrasiye gönül vermiş kitlelerde rahatsızlık yarattı.
Benim seçim öncesi belirttiğim gibi “ehvenişer” olana oy vermek zorunda kaldı.
Bu da bu kitleyi gönülden vurdu, inançlarını sarstı. Ekmel Bey 4 dil bilebilirdi, profesör olabilirdi ama halkın gönlünde yatan aday değildi. Zaten bunu da kendisi kanıtladı.
Sorun eğer MHP’nin tatmin edilmesi idiyse bu da ana muhalefet olarak CHP’nin sorunudur. “Muhalefet olmak, kerhen ve teorik hesaplarla bir çatı adayı seçmek değildir.”
Böyle olunca akla Kemal Bey’in ve Devlet Bey’in yetersiz kaldıkları ve “Kumarı kaybettikleri” sonucu gelir. Kumarı kaybeden oyuncular faturayı öder ve masadan giderler. Yoksa işi “Oy vermeyenlere yıkarak” kurtulamazlar.
Bu sonucu baştan görmeleri gerekirdi.
Madem siyaset yapıyorsunuz bunu da önceden kestireceksiniz. Beceremiyorsanız gidersiniz.
Evet, Kılıçdaroğlu çok çalıştı, elinden geleni yaptı; dürüst bir politikacıdır.
Ancak bunlar politikada başarı için yetmez; görülemeyen şeyleri göreceksiniz, tongaya basmayacaksınız, kerhen aday seçmeyeceksiniz. Halkın sezgilerini göreceksiniz. Kendinizi seçmenin yerine koymasını bileceksiniz.
“Tıpış tıpış giderler” diyerek bu işi götüremezsiniz.
O seçmenler tıpış tıpış gitmez ama siz gidersiniz, bu oyunun kuralı böyle çalışır.
Ekmel Bey’e de bir çift sözüm var; keşke çatı adaylığını kabul etmeseydiniz. Yürütmekte olduğunuz işlerde kalıp “bu maceraya” dahil olmasaydınız.
Kemal Bey ve Devlet Bey’le birlikte Tayyip Bey’in önüne kırmızı halı seren bir konuma gelmeseydiniz.
Herkesin öneri yapıldı diye ille de politikaya girmesi söz konusu olmayacağını bilmeniz gerekirdi.
Ne yapalım, sonunda Kılıçdaroğlu ve Bahçeli ile birlikte bir sacayağı oluşturmak zorunda kaldınız.
Kimse faturayı sadece seçmene ödetmeye kalkmasın;
- Her siyasi lider eninde sonunda yaptıklarının bedelini öder.
- Her seçmen de “İktidara öyle ya da böyle gelen (ve getirdiği)” iktidarın faturasına katlanır.
Demokrasinin kuralı mı desem?
Yoksa bozuk düzenin sonuçları mı?
***
İşte Erol Manisalı hoca bunları söylüyor!
Haksız mı?
Eğer 10 Ağustos hayal kırıklığı nedeniyle ortada ödenecek bir fatura varsa, ödeyecekler belli değil mi?
Ama dünkü yazımda da belirttim..
Burası Türkiye.
“Ben başarısızım, gidiyorum” kimse demez..
Koltuk çok ama çok tatlı..
Ama gitmeyenler şunu iyi bilmeli..
Kendilerine her zaman bağlı olduğu belli olan kurultaylardan destek almak çok kolay..
Ama o parti tabanlarından yani halktan destek alabiliyor musunuz önemli olan o..
Beyler..
Eyy!
Ebedi muhalefet olmaktan hoşlananlar..
Millete yani sandığa gittiğiniz zaman size kurguladığınız, o kurultay delegeleri oy vermiyor !
Parti tabanı olan seçmeniniz veriyor..
İşte orada sınıfta kalıyorsunuz..
O kurultaylar ne yazık ki bağımsız, tarafsız, dayatma yapılmayan bir yapı olmadığı artık aşikar!
O size endekslenmiş, kurgulanmış kurultaya gidip sığınmak çok kolay..
Hadi gidin halka sığının bakalım..
Ne diyor..
Hadi sorun bakalım halk sizden memnun mu?
Sorduğunuz ve 'Memnun' cevabı aldığınızda o kurultayların önemi vardır..
Yoksa gerisi hikayedir..
CHP ve MHP Genel Başkanları durumlarını millete yani kendi parti tabanları olan vatandaşlara sordukları zaman takkelerinin düşeceğini, kellerinin görüleceğini iyi biliyordur!
Kimse kimseyi kandırmasın. Bugünkü anlayışla isterseniz 10 kurultay yapın 2015 seçimlerinin sonuçları üç aşağı beş yukarı bugünkünden farklı olmayacaktır..
Bilin ki o kurultayların artık seçmeninizin gözünde değeri yok..
Bakın geriye hep öyle olmadı mı?
Kurultaylar çözüm değil, çözümsüzlük üretmiş; seçim mağlubu kurultay şampiyonu olan Genel Başkanların egolarını tatmin etmeye yarar bir organ olmuştur..
İnkar edilse de manzara-i umumiye budur!