Kuzeyin Oğlu

Bazı insanlar vardır; sadece yaşayıp gitmezler… Bir dönemin ruhunu sırtlarında taşır, bir toplumun suskun duygularına ses olurlar. Farkında bile olmadan nice hayatın içine sızar, en kırılgan yerlerde kök salarlar. Onlar sahnede alkışlanan birer sanatçı değil; insanın iç dünyasında yankılanan, silinmeyen birer izdir.
Volkan Konak da işte tam olarak böyle biriydi. O, türkü söylemezdi sadece; her notasına memleketin rüzgârını, her kelimesine insanın yükünü koyardı. Sesi bir ezgi değil, bir hatıraydı. Sözleri süslemek gibi bir kaygısı yoktu; doğruyu eğip bükmeden, içinden geldiği gibi söyleyen nadir yüreklerden biriydi. Belki de bu yüzden bu kadar derinden sevildi… Çünkü bu çağda en çok eksik olan şey, sahicilikti.
Ama insan, en büyük yanılgıyı hep aynı yerden yapıyor…
Yanındayken alışıyor. Varlığını sıradanlaştırıyor. Sesini “hep var olacak” sanıyor.
Oysa bazı sesler vardır ki sustuğunda yankılanır asıl…
Ve o yankı, insanın içine bir ömürlük sessizlik bırakır.
Onun gidişi, bir sanatçının vedası değildi sadece…
Bir çocukluğun eksilmesiydi.
Bir yolculuğun yarım kalmasıydı.
Bir memleket kokusunun ansızın silinmesiydi.
Cenazesinde toplanan o kalabalık aslında bir uğurlama değildi…
Toplu bir itiraftı:
“Biz seni yaşarken yeterince söyleyemedik…
Yeterince sahiplenemedik…
Yeterince sarılamadık…”
Ve o günden sonra mezarı…
Hiçbir zaman ilk günkü yalnızlığa bırakılmadı.
Toprak daha soğumadan başlayan o ziyaretler, günler geçtikçe eksilmedi; aksine çoğaldı.
Her gelen, bir türkü bıraktı oraya…
Her giden, biraz daha ağır bir kalple döndü.
Çünkü bazı insanlar gittikten sonra unutulmaz…
Tam tersine, daha çok hatırlanır.
Daha çok anlatılır.
Daha çok sahiplenilir.
Şimdi atılan her adım, bir mezara değil; geç kalmışlığın ağırlığına gidiyor.
Ama o adımların içinde bir şey daha var: vefa.
Ve biliyoruz ki…
Ölüm yıldönümünde de o mezar yine boş kalmayacak.
Yine insanlar toplanacak başında.
Yine türküler söylenecek, yine gözler dolacak.
Ölüm yıldönümünde Volkan Konak'ın bir anma töreni yapılacak…
Ama aslında herkes kendi içinde, kendi hatıralarıyla anacak onu.
Volkan Konak artık sadece bir isim değil…
Bir sesin çok ötesinde, bir vicdanın yankısı…
Bir türkü değil, bir hayatın kendisi…
Ve belki de en acı hakikat şu:
Biz onu hiç kaybetmeyecekmiş gibi sevdik…
Ama aslında, onu en çok kaybettikten sonra sevmeyi öğrendik.
İşte bu yüzden bazı vedalar bitmez…
Bazı boşluklar dolmaz…
Ve bazı insanlar toprağa değil, insanın içine gömülür…
Sessizce, ama sonsuza kadar…