MERHABA, GÜZEL MEMLEKETİM...
Merhaba, güzel memleketimin güzel ve asil insanları.
Uzun bir aradan sonra, yeni bir adreste, yeni bir köşeyle birlikte olmanın heyecan ve şevkiyle, arada bir fikri huzurunuz da bulunacağım burada.
Gaye ve meramımız, ne insanlara fikir enjekte etmek, ne de son dönemlerin "sözde aydın" hastalığı olan, yazarlık adı altında "fikir anarşistliği" yapmak olacaktır.
Acizane gayemiz; çeyrek asra dayanan bir haberci birikimiyle, Türkiye ve Trabzon gündemine dair olayları ve yansımalarını huzurunuza getirip, nihai fikri değerlendirmeleri sizlere bırakmak olacaktır.
Bunu da, Türk medyası içerisinde 24 yıllık bir yazı işçisi ve operasyonlar Türkiye'sinin son 10 yıllık canlı ve yakın tanıklarından birisi olarak yapmaya çalışacağım.
Son 10 yıldır olumlu ve olumsuz halleriyle savrulan bir Türkiye'nin, savrulma manzaralarını ve savrulma nedenlerini ileriye dönük olarak huzurlarınıza getirmeye çalışacağım bu köşenin adını da, bu nedenle Türbülans koydum.
Zira bilenler bilir, savrulma ve yörüngeden çıkmanın diğer tabiridir Türbülans.
Evet, her operasyon bir savrulma, her savrulma yeni bir yörünge arayışıdır. Ve Türkiye geçtiğimiz son 10 yıllık süre zarfında, yediği ve yaptığı operasyonlarla aslında kendisine yeni bir yörünge arayışı içerisindedir.
Ve bu, ne bir iktidar, ne de devlet tercihidir.
Yılardır, zamanın ruhuna uygun anlayışıyla yaşayan Türkiye'nin, bir bakıma artık yaşadığı zamanın ruhuna isyanıdır.
Bu tez ve iddianın en belirgin ve net görüntüsü de; son 10 yıldır Türkiye'de ETÖ'sünden FETÖ'suna kadar, aklı ibliste, kökü hep dışarıda devlet adına hareket eden oluşum ve örgütlenmelere karşı, Cumhuriyet tarihi boyunca devlet tarafından görülmemiş operasyonların düzenlenmesidir.
Ve bu operasyonlar ve siyasi uzantıları, yarattığı yeni yeni yörüngelerle Türkiye'nin ve Türk insanının ana gündemi olmuştur. 2007 Türkiye'sine kadar, bu memleketin insanının ana gündemi hayat şartları ve geçim sıkıntısı olurken, bu tarih itibariyle bu operasyonların atmosferi ve getirdiği sonuçlar olmuştur memleketimin insanının meramı.
DEVLET yaptı diyoruz, zira en azından onun yaptığına inanmak ve kontrolün hala bu memleketin insanlarının oluşturduğu, o kutsal organizasyonun elinde olduğuna inanıyoruz.
Pekiyi, Devlet'mi yaptı ?
Ve yaptıysa, niye yaptı ve niye hala yapıyor gibi, birçok insanın kafasını kurcalayan soruların cevabı gözlemlerime göre; solundan sağına, muhafazkarından liberaline kadar değişik düşüncedeki insanlarımızın ortak kanaatini oluşturan, "pijama ile vücut ebatı tutuşmaması" olarak kendini gösteriyor bana.
Yani, yüzyılın başlarında savaş kaybetmiş bir imparatorluğun bakiyesi olarak, kendisine çizilen sınırlar ile ilerleyen süreç içerisinde kendisine verilen misyon, artık Türkiye'nin sekmentinin altında kalmıştır. Dar gelmiştir...
Diğer tabirle, dışarıdan gönderip, içeriden devşirdiği uzantılarıyla, Türkiye'yi uzun bir dönemdir Türk insanına rağmen "sinek siklet"te yöneten "dünya efendileri"nin plan ve programları, artık bu topraklar da tutmamaktadır.
Onun içindir ki, ETÖ operasyonları biter, FETÖ operasyonları başlar.
Ve onun içindir ki 25-30 yıl önce "Irak'a girsek ne olur, ne kazanır ne kaybederiz" tartışmalarını yaşayan bir Türkiye, kahpe darbe girişimleri arasında bir gece sabaha karşı Irak'a da, Suriye'ye de girer. Üstüne üstelik sen gelme diyen "efendi" ye kafa tutarak, "hayır ben orada da, masada da olacağım" diyerek.
Ve bunu, kim ne derse desin, nasıl adlandırırsa adlandırsın, bir iktidar ve hükümet refleks ve politikası olarak değil, tarihten gelen derin Türk devlet geleneği çizgisi ve şuuru içerisinde yapar.
Ve hala orada da durmayı becerir.
Bir dönem kendisine pijama ve sıklet belirleyen "efendilerle", "iblis dansı" yaparak hem kendi geleceğini, hem de bölgenin mazlum halklarının geleceğini belirlemeye çalışan Türkiye ve Türk insanın geldiği aşamadır yukarı da bahsettiğimiz soru ve türbülans açıklamalarının cevabı...
İşte onun içindir ki; son 10 yıldır bu topraklar yoğun operasyonların sahasıdır.
Ve işte onun içindir ki; bu memleket Türbülanslar diyarıdır.
Daha detaylı türbülans analizlerinde buluşmak üzere, şen ve esen kalın.