MİLLETİN ADI!


Son dakika golü yememek için..
Çünkü oldu bittiye alıştık maşallah!
Bugünden besbelli ki yazacağım tartışma gündeme gelecek!..
Geldi de!..
Ama Millet derken adını koymamak ve söylemekten kaçınan bazı kesimler zaman zaman 'Biz Türkler' sözü ile öyle bir hal alıyor ki Allah söyletiyor dememek mümkün olmuyor!.
Hele hele yurt dışlarında!..
‘Ha işte’  diyoruz..
Ama açık ve net görülüyor ki bu milletin adının her türlü nimetlerinden yararlananlara bugün ne hikmetse adı batar oldu!.
Neymiş barış, çözüm süreci!..
Türk milleti olmazmış, Türkiyeli olurmuş!..
Ayıp ya!.
Atilla'dan Alparslan'a, Fatih'ten Mustafa Kemal'e kadar var olan tarihi gerçeği silmeye kimin gücü yetecek ki!..
Düşünmek bile abestle iştigal!..
Kaş yaparken göz çıkarmaksa işte bu!.
‘Barış, çözüm’ derken çözülme, kavga işte bu!..
O nedenle bir yolculuk yapalım dedik..
Tarihe şöyle bir göz atalım..
Bakın..
Gururla, şerefle başımız dik, göğsümüzü gere gere söylemekten çekinmeyiz..
Dünya tarihinde..
Türk milletinin hiçbir kişi ve topluluğa herhangi bir zararı dokunmamıştır.
Hiçbir kişi ve topluluğa zulmetmemiş, hiçbir kişi ve topluluğun canına, malına, dinine, soyuna zarar vermemiş, hiç bir kişi ve topluluğu ekonomik olarak sömürmemeye kalkmamıştır!..
 Numune bulamazsınız..
Aksine bütün mazlum kişi ve toplulukların savunanı olmuştur. Şöyle tarihe bir bakın.. İspanya'nın zulmünden kaçıp Osmanlı'ya sığınan Yahudileri hatırla. Hitler'in zulmünden kaçıp Türkiye'ye sığınan yüzlerce ilim adamını hatırla..
İkinci Dünya Savaşı’nda kendi vatandaşına ekmeği karne ile dağıtırken, Kurtuluş Savaşı işgallerinde bütün Anadolu'yu yakıp yıkan Yunan'a kamyon kamyon erzak gönderişini hatırla.
 Saddam'ın zulmünden kaçan on binlerce Peşmerge'yi ülkesine kabul edip aylarca onların her ihtiyaçlarını  karşılamasını hatırla.
İşte son dönem Suriyelileri hatırla..
Tarih sayfalarını karıştırırsan daha bunlar gibi yüzlerce örneğe rastlarsın..
Durum böyle iken bu aziz Millet, tarih boyunca daima, birçok kişi ve topluluğun amansız düşmanlıklarına hedef olmuştur.
Neden?
Neden birçok kişi ve topluluk, bu aziz Milleti yok edebilmek için elinden gelen hiç bir çabayı  ardına koymamıştır.
Geçen yüzyılın  başlarına  giderek Osmanlı’nın son zamanlarını ve Kurtuluş Savaşı yıllarını hatırla.. 
Uzak ve yakın tarihimize bir bak.
Bunun sayısız örneklerini göreceksin.
Son zamanlarda ise ‘Toplum Mühendisliği’ adı verilen bir sosyoloji uygulamasının teknik yöntemleriyle bu çabalar daha da gelişmiş olarak devam etmektedir.
Acaba neden?
Neden bu Millet, Alevi, Sunni, Kürt, Türk, Laik, Antilaik, Doğulu, Batılı, İslamcı, Türkçü, Atatürkçü diye lime lime parçalara ayırmaya çalışıyorlar?..
Neden Kürdistan sesleri yükseliyor..
Neden Güneydoğu üzerindeki oyunlar tavan yapmaya  başlıyor..
Neden üniter devlet yapısının altına özerklik, federasyon gibi söylemlerle  bizi birbirimize bağlayan ‘Türk milleti’ yerine 'Türkiyelilik' kavramı geliştirilip  seslendiriliyor..
Almanya'da Alman milleti, İngiltere'de İngiliz milleti, Fransa'da Fransız milleti asla tartışılmazken, Türkiye'de Türk milleti kavramı tartışılmaya çalışılıyor. Hatta yeni Anayasa'da olmaması gerektiği görüşlerini ortaya koyanlar öne çıkıyor!..
Millet  diyenler neden bir türlü ‘Türk milleti’ diyemiyor!.
Ortada bir millet var da adı yok mu?
Bu ne gaflet oluyor!..
Neden çocuklarımıza sunulan oyunlarda bile Türkiye, yarım bir coğrafya ile takdim ediliyor? Daha düne kadar bu milletin fertleri  Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Arnavut’u, Çerkez’i ile bir arada yaşamadı mı?
Bunlar omuz omuza verip cephelerde düşmana karşı birlikte savaşmadılar mı?
Şehitlikleri şöyle bir gez dolaş.
Her kökenden yüzlerce insan yatmıyor mu oralarda?
Neden iç ve dış düşmanlar el ele verip, adı 'Türk' olan, asla ırkçılık üzerine inşa edilmeyen bu aziz milletin ismini  yok etmeye çalışıyorlar?
Neden Milletimizin maddi ve manevi bütün değerleri törpülenip parça parça yok edilmeye çalışılıyor?
TV'lerde dizi bombordımanları ile aile kavramlarının nasıl yok edildiğini, insanların ülkede olan bitenlerden nasıl bihaber edildiğini bir düşünün..
Ülkede son gelinen noktada asayiş olaylarındaki patlamayı bir düşünün. Psikolojik sorunları nedeniyle son 5 yılda hastanelere giden insanlarının sayısının 5 kart arttığını bir düşünün..
Bunlar sıradan olağan olaylar mı?
Yoksa oyunun birer parçaları mı?
Ve yapay oluşturulmuş hadsiz hesapsız yüzlerce derneğe ve sözüm ona yüzlerce kurum ve kuruluşa akıl almaz kaynaklar nasıl aktarılıyor bir düşündünüz mü? 
Bütün bu sorulara doğru cevaplar verebilmek için dünden bugüne mensubu olduğumuz Türk milletini doğru şekilde anlamak gerekir.
Türk milleti, hiçbir zaman dünya yüzündeki diğer milletler gibi sıradan bir millet olmamıştır.
Onun tanımı, sosyoloji ilminin "millet" tanımına uymaz. O bir ırkın, bir genetik soyun adı değildir.                  
O insanoğlunun yaratılışından bu yana gelen bir misyonun temsilcisi olan bir topluluğun adıdır. Onun arkasında daima Yaratan'ın desteği vardır.
Hep kader anlarında arkasında o desteği bulmuştur..
Mustafa Kemal bu milletin tarih sahnesinde kalmasında bir önder olarak  Yaratan’ın bir lütfü olmuştur. Çanakkale Savaşı, Kurtuluş Savaşı başarılarının, müzicelerinin arkasında yatan neden odur..
Ben Türk’üm, Ben Kürt’üm, ben Laz’ım, ben Çerkez'im, ben Boşnak'ım, ben Arnavut'um gibi soya dayalı arayış oyunlarına girip asli misyonumuzu unutmayalım.
Biz büyük bir milletiz..
'Biz büyük bir milletiz' diyenler adını da önüne koymalıdır..
Bu milletin adı Türkiyeli değil..
Türk milletidir..
Biz hepimiz 'Türk milletinin' birer ferdiyiz..
Yüklendiğimiz misyon budur..
Gerisi  çözülmedir..
Tezgahtır..