MİLLİ TAKIMDAN ÖNCE MİLLİ OLMAK!..


Genelde hedef adam haline daha dün 'Milli takımın başına mutlaka o geçmeli' denilen Fatih Terim geldi. Teknik patronluk görevini üslendiğine göre bu da çok doğal!
Herkes bir şeyler söyledi, söylüyor, reçete yazıyor vs..
Ama dün son derece ilginç bir bakış açısı ile bir yazı okuyunca sizlerle paylaşmak istedim.
Yazının sahibi  yılların ustası, bu ülkenin duayen gazetecilerinden Güneri Cıvaoğlu'ydu..
Cıvaoğlu; Milli Takım’ın “çizdiği grafik” elbette hüzün verici. Fatih Hoca’yı hedef alan eleştirilerin “teknik” boyutlarını tartışamam. “İyi maç seyircisi” sınırları içinde kalan futbol bilgimi aşar. Bazı “eksili yıllar” da olmuştur ama “artıları” çok ağır basar. Fatih Terim futbol adamı olmanın yanı sıra “sağlam karakterdir” derken,  'MİLLİ  TAKIM' üzerinden 'TARTIŞMAYI BİR DE ŞU BOYUTTAN YAPSAK' diyerek  son derece ilginç  ve farklı bakış açısı ile yorum getirdi.
Adeta madalyonun  diğer yüzü gibi anlamlı bir yorum;
Diyor ki;

***
-Bir süredir “Türkiye” kelimesi siyasetçilerin söylemlerinde yerini “bu ülke” kelimelerine bıraktı.
Neden “Türkiye” veya “Türkiye’m” değil de “bu ülke” gibi “anonim” bir coğrafya tanımı?
“Türkiye” demenin bir sakıncası mı var?
Dilleri mi varmıyor?
“Birilerini” rahatsız mı ediyor?
- “Türk” ve “Türk milleti” kelimeleri de -genellikle siyasetçilerin dillerinde “ambargolu...”
Bunun yerine “insanımız” ve “bu millet” deniyor.
“Türk” ve “Türk milleti” kelimelerini kullanmanın sakıncası ne?
Atatürk’ün nutuklarını hatırlayın.
“Türk milleti uludur, Türk milleti kahramandır, Türk milleti çalışkandır” diye seslenişlerini...
Ve Türk gençliğine hitabını... “Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.
....... Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”
“Türk” ve “Türkiye” kavramlarını yüreklerimize gururla taşınan “dövmeler” gibi kazımıştır.
- Ya Türkiye’nin (bu ülkenin değil, Türkiye’nin) bütün il ve ilçelerindeki devlet kurumlarının kapıları üzerindeki “T.C”leri kaldıran uygulamalar?
- “Atatürk” demek bile gittikçe ender rastlanır söylem oldu.
“Atatürk” yerine daha çok “Mustafa Kemal” deniyor.
Özellikle siyasetçinin tercihi bu.
Başka örnekleri de sıralayabilirim.
Böyle bir “Türk, Türkiye, T.C.” kavramlarının buharlaştırıldığı bir süreçte oturup “Türkiye Milli Takımı”nın aldığı başarısız skorları tartışıyoruz.
Ay yıldızlı formayı giyen o genç adamların Türkiye sevgisini asla tartışmam, bundan hiç kuşku duymam ama 2014 Türkiye’sinde 10’uncu Yıl Marşı Türkiye’sinin heyecanı hâlâ var diyebilir miyiz?
Her şey bir yana madem “10’uncu Yıl Marşı Türkiye’si” diye yazdım, Türkiye’nin doruklarında yer alan siyasetçinin “10’uncu Yıl Marşı”nı hedef alan ve “mehter marşı çalınsın” söylemini de yazın bir kenara.
Bu özünden uzaklaşma psikolojisi pek çok alana olduğu gibi futbola da olumsuz yansımakta.
Türkiye Cumhuriyeti’ni yücelten kavramlarının içlerini boşaltmak, bu güzel heyecanımızı sönükleştirmek içlerimize acı veriyor.
Spor sahalarına verilenler işte bu.
Eğer “milli heyecanı” hissettirebilmek önemliyse -ki çok önemli olduğuna inanıyorum- bunu çok iyi, çok güzel, çok anlamlı yapabilecek duygu zenginliğine ve köklü inanca sahip olan hoca Fatih Terim’dir.

***
İşte Güneri Cıvaoğlu milli takımın başarısızlığına farklı bakış açısı ile böyle yorum getiriyor..
Ama sadece futbol açısından bakmamak lazım..
Ülkedeki milli heyecan acısından son derece önemli bir vurgu!.
Bu ülkede ne yazık ki milli ve manevi duygular her geçen gün  kaybolmaya da yüz tutuyor.
Her alanda bu böyle..
Antimilli bir virüs girdi vücuda adeta!
Bayrak indirilip yakılıyor, yetmiyor Atatürk anıtları da yakılıp yıkılıyor!..
Nerede o eski milli tepki!
Bananeci anlayışlarla, cılız sesler ortalıkta duruyor..
Tepki verirsen de 'Vatan, millet, Sakarya edebiyatı yapma' diyenler meydanlarda yol alıyor!..
Millet derken 'Türk milleti' , 'Türkiye' derken 'Türkiye Cumhuriyeti', 'Mustafa Kemal' derken 'Atatürk' dememek  bir ilke haline  getiriliyor. 'Ne mutlu Türküm diyene' demek ise  'Seni gidi ırkçı' yakıştırması ile azar işitmenin avazlaştığı  bir gerçeklik yaşanıyor!..
Civaoğlu'nun milli takım üzerinden bu anlamlı vurguları 'Kızım sana diyorum gelinim sen işit' anlamında bence..
Nerede olursanız olun, ister iş dünyasında, ister politikada, isterse de futbol sahasında..
'Milli olmak'  farklı bir duygu !.
O ruh para ile ne alınır, ne satılır!
İçinde olacak!..