MUK-LAMA - İşin içinde olunca rant, Derdini Marko Paşa'ya anlat!


Ben şahsen TSYD temsilcisi olarak İl Güvenlik Kurulu toplantısına işim dolayısıyla katılamamamın üzüntüsünü yaşıyorum..
Çünkü TFF’de 7 yıl temsilcilik yapmış ve bu tür maçlarda çokça görev almış biri olarak yararlı önerilerimiz olabilirdi..
Şimdi.. Geçen geçti de zararın neresinden dönersen kardır misali ileride olası hadiseleri önlemek adına bir şeyler yazalım...
**
Önce olması gerekenleri belirtelim. Böylesine riskli maçlarda öncelikle stat dışında resmi güvenlikçe iki adet güvenlik bariyeri oluşturulur. İlkinde bilet kontrolü yapılır ve biletsizler geri çevrilir. İkincisinde ise üst araması gerçekleştirilir. Kapılarda ise resmi güvenlik gözetiminde özel güvenlikçe bir kez daha üst araması yapılır.
Ancak bu yeterlimidir?
Değil..
Çünkü, taraftar guruplarının maçtan bir gün önce ya da müsabakaya seyirci alımının başladığı saate kadar ki genellikle sabah erken saatlerde bir yolunu bulup stadyuma girerek yanıcı, yakıcı ve patlayıcı madde ile taş vs gibi malzemeyi tuvalet, merdiven altı, kullanılmayan oda, koridor gibi yerlere sakladığı sık rastlanılan bir uygulamadır.
Bu yüzden müsabaka temsilcileri maç sabahı saat 9.30 ile 10.00’da gerçekleştirilen stadyum denetiminde buraları mutlaka kontrol etmek zorundadır.
**
Saat 10.00 da yapılan ve iki kulüp temsilcisi ile resmi ve özel güvenlik amirlerinin de katıldığı Eşgüdüm Toplantısında misafir takım kafilesinin hangi sokaktan kimler eşliğinde stadyuma getirilip nasıl ayrılacağına kadar en küçük detay dahi dikkate alınarak ve hiçbir olasılık atlamadan her şey yeniden gözden geçirilir ve olay çıkarsa izlenecek yöntemler belirlenir.
**
Şimdi benim anlayamadığım şu..
Kale arkalarında hareketlenme başlamış . Özellikle deniz tarafından sahaya ha bire yabancı madde atılıyor. Bu durumda müsabakanın ÜKT’si ( Üst Klasman Temsilcisi) derhal resmi güvenlik amirine talimat vererek resmi güvenliğin yüzleri seyirciye dönük olacak şekilde her iki kale arkasına dizilmesini sağlayacaktı. Bu görevliler varsa kalkanlarını da kaldırıp o şekilde önlem alacaktı. Oysa gelen takviye kuvvetleri hiçbir olayın olmadığı ve olmasının da mümkün bulunmadığı kapalı ve basın tribünü önüne dizildiler.
Bunu da halen anlayabilmiş değilim.
Spor Polisi şart!
Bu arada şu da bir gerçek ki artık futbol sahalarında, spor salonlarında ve benzeri yerlerde görev yapacak, seyirci psikolojisini iyi bilen, özel eğitimli “Spor Polisi” diye ayrı bir güvenlik birimi oluşturulmalıdır.
Çünkü hiçbir resmi fonksiyonu ve yaptırım gücü olmayan, ayrıca kendi güvenliği bile tehlikede olan özel güvenlikle bu tür olaylar önlenemez.
Maç bitince mahalleye giden özel güvenlik görevlisini olay yaptığı için kendisine müdahale eden mahallenin kabadayısından kim koruyacak?
Resmi polis de zaten mesaisi dışında, üstelik hiçbir ücret almadan böylesine zor bir göreve itildiği için gönülsüzdür..
O zaman çaresine bir an önce bakmakta yarar vardır.
**
Ayrıca müsabakalarda bir de eğer ev sahibi takımın talebi olursa özel güvenliğin üçte bir sayısı kadar Bedelli Resmi Güvenlik elemanı vardır ve o gün görevi olmayan resmi polislerden oluşmaktadır. Bunlar da maç başına 60 TL alır. Ancak sayıları yetersizdir.
Tabi bir de işin kulüp yönetimlerini ilgilendiren stadyuma gelene kadar ki kısmı var ki, asıl önemli olan odur.
Temelinde de şu gerçek yatar;
İşin içinde olunca rant..
Derdini Marko Paşa’ya anlat!
Dilerseniz onu da bir başka yazıda irdeleyelim..

“Krem” Yavuz  bildiğiniz gibi..
G eçtiğimiz günlerde İstanbul’da geçirdiği rahatsızlık sonucu sevenlerini korkutan, kendi ifadesiyle 10 dakikalığına öbür tarafa gidip gelen Trabzon’un nevi şahsına münhasır değerlerinden “Krem” lakaplı Yavuz Yaylı, tamamen iyileşerek sıhhatine kavuşup sevenlerini sevindirdi..
Önceki gün gazetemize gelerek bizleri de ziyaret eden Krem yine bildiğiniz gibi. Ağzından bal damlıyor. Renkli anılara Özkan Sümer’le girip, Haluk Ulusoy’la çıkıyor..
Ömer Uzun’la başlayıp Ali Kemal’le noktalıyor . Kendisine bir kez daha geçmiş olsun diyor öbür tarafı bu kadar erken merak etmemesini öneriyoruz. İyi ki varsın rahmetli Rafet Emice’min mahdumu..