MUK-LAMA - Şanslı Dönemin Hovardaları!


Forma giymek gibi bir olasılık zordan öte, imkansızdı..
**
Ne kadar yetenekli olursan ol..
O mevkilerde oynayabilmeyi kendin dahi aklının ucundan geçiremezdin..
**
Düşünsenize..
Sağbek Turgay, sağaçık Ali Kemal..
Kadir-Necati çift stoper..
Solda da Cemil..
Ve siz de bu mevkilerin birinde oynayan genç bir futbolcusunuz..
Hiçbir şansınız olabilir mi?
Olmadı da..
**
Saysam, şimdikilerle kıyaslanmayacak kadar yetenekli sayısız genç bu yüzden kaybolup gitti..
Çoğu başka takımlara da gitmeyip futboldan uzaklaştı..
Çünkü oynayacakları takım, kendi takımlarıydı ,Trabzonspor’du..
**
Bunda kimsenin suçu var mıydı?
Bence yoktu..
Çünkü, Ali Kemal’i yedek bırakacak sağaçık neredeyse dünyada yoktu..
İşin tuhafı o dönemde Trabzon’da iyi sağaçık sayısı da bir hayli çoktu..
Bu yüzden iki, üç nesil kayboldu..
Değil Trabzonspor’da forma giymek, yüz metre yanına bile yaklaşamadılar..
Efsaneler döneminin talihsiz kuşağı olarak Bordo-Mavi formayı giyememek içlerinde uhde olarak kaldı..
Mümkün olsa da onları o yaşlara döndürüp sahalara sürebilsek, bu günün en havalı topçuları bile bunların yedeği olamaz!
**
Bir de gençler için çok ama çok şanslı dönemler vardır Trabzonspor’da..
Son birkaç yılda, olduğu gibi..
Az gayret edip güven verseniz, formayı tapulayacağınız dönemler..
30 yıl öncenin iyi bir amatör takımında yedek dahi olamayacakken, bu gün Trabzonspor gibi bir efsanede defalarca forma giyme şansı yakalıyorsunuz..
Hadi parayı, havayı bıraktık bir kenara..
Üstelik halı gibi bir sahada.
Misket gibi topla..
Patik gibi ayakkabıyla..
Sonuç?
Sıfıra sıfır elde var sıfır!
Futbol kısır.
Futbolcu kısır..
Yetenek ma fiş!
Anladıysam Arap olayım, bu nasıl iş!
**
Yani demem o dur ki, üniversite mezunu lisan bilen gençlerin asgari ücretle bile iş bulamadığı günümüzde, böyle havalı, paralı, gururlu, zevkli ve de yedi sülaleni kurtaracak bir süper fırsatı yakalamışken bunu değerlendirmek gerekmez mi?
Sabah çalış, akşam çalış, “Hocam benden ne istiyor” diye ağzının içine bak..
20 yaşındasın herkes bir koşuyorsa sen iki koş, taraftarı, aileni, sevdiklerini, sevenlerini mutlu et..
Biz de zaten fırsat arıyoruz yazalım bol keseden “Yıldız, mıldız” diye..
Oradan hoop milli takım..
Göğsünde Ay- Yıldzlı formanın gururunu ömür boyu yaşa, yaşat..
Ama ne gezer, çoğu bu bulunmaz nimetin farkında bile değil..
**
Aslında bunları bu gençlere babalarının, ağabeylerinin, çevrelerindeki büyüklerin demesi lazım ama, onlar eminim başka konuşuyorlardır!
“Forma senin hakkındı ama hocan hakkını yedi oynatmadı” türünden laflar ediyorlardır!.
Çünkü bizim zamanımızdan beri bu hep böyle olmuştur, böyle de devam ediyordur!..
**
Bakın evlatlar, bakın da kulak kabartın..
Seneler jet hızıyla geçiyor..
Ve son pişmanlıklar fayda etmiyor..
Dere akarken doldurmasan tasını..
İşe yaramaz iş işten geçtikten sonra taşlara vursan da başını!
Bu yüzden yol yakınken gerekeni yapın..
Formaları kapın..
Unutmayın.. Kimse kimseye, sürekli şans vermez!..
Hele de Trabzonspor’da..
Not: Bu yazı genç futbolcular için idmandan daha yararlıdır..