Konu, adaletin siyaseti düzenlemeye kalkmasıdır. / İktidarın siyasetinde, CHP’nin önlenemez yükselişini durduramaması ve ülke sorunlarına-kısa vadede enflasyona ve aşırı fiyat artışına-çözümsüz kalışıydı. / Bunun için yapılması gereken, CHP’yi bir karmaşanın içine sokmak ve ülke sorunlarının konuşulmasını ortadan kaldırmak, CHP seçmeninin kafasını bulandırmak; daha da ileri giderek kurumsal yargıların karar sürecini uzatıp CHP’yi seçim dışında bırakmak, seçime girmesine engel olmak…
Butlan kararı: Cumhurbaşkanı’nın diplomasızlıktan ötürü, tüm yönetim süresini geçersiz-hükümsüz kılacak yargının emsalini oluşturmuştur. / Tüm atılan imzaların yetkisiz kılınmasını / hele imzasız-mühürsüz-geçersiz oyların geçerli sayılmasındaki hukuksuzluğun-yasalara rağmen, YSK’nın kararıyla seçim bitmeden geçerliliğin kabulü, hukuksuzluğa yeni bir boyut kazandırmış ve siyaseti bu etkisiyle kirletmiştir.
2023’teki kongrenin “hükümsüz, geçersiz” kabulüyle CHP’nin yükselişini durdurmak, kaos yaratmak CHP’yi saf dışı bırakmak amaçlanmıştır. CHP’de çıkacak “çürük elmalarla” sayısal çoğunluğu ele geçirerek yeni bir anayasa yapmak, Amerika’nın(Tom Barak’ın) istediği doğrultuda yeni bir rejim ve yönetim oluşturmak, PKK’ya ve Bebek katiline bir statü kazandırmak, üniter yapıyı bölmek, parçalamak, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti dönüştürmek...
CHP’nin kendine güveni olmayan, mücadeleye giremeyen ne kadar “kirli, pasaklı, satılık insanı” varsa, saf değiştirip AKP’ye geçtiklerinde, ne hikmetse arınıp pir ü pak oluyorlar. Haklarında soruşturmalar, hak, hukuk, adalet kaygıları, tüysüz yetimlerin hakkını yeme iddiaları buhar olup uçuyor. Suç, hırsızlık, adaletsizlik nerede olunursa olunsun suçtur, hırsızlıktır, adaletsizliktir. Yer, mekan, kurum, kuruluş değiştirdikçe suçun anlamı değişmez. iftiralar kanıtlanmadan suç olamazlar; kanıtlanana kadar kim ne söylerse söylesin, kim ne yazarsa yazsın, herkes masumdur.
Peşinen suçlu ilan edilen bir CHP ve CHP’liler var.
Şöyle bir geçmişe dönüp baktığımızda MHP’nin iktidar karşısında etkisiz, pasif kalmasına karşılık çıkan “iç kavgada” parti bölünmüştü. Demokrasilerde düşünce ayrılıkları, seçimle çözümlenir, kimse acı çekmez, kimsenin burnu kanamaz. Adaylığı ve kongre kararlılığı delegelerle değil yargıyla biçimlendirilerek siyaset-demokrasi, iktidarın gücüne boyun büken bir yargıyla, projeye uygun biçimde parçalanarak sonuçlandırılmış, kimi öldürülenlerin “failleri” bulunamamıştı. Hele “altılı masa” halkı uyuşturan ve uyutan en büyük afyondu. Herkes İmamoğlu ya da Mansur Yavaş cumhurbaşkanı adayı olacak diye beklerken öngörüsüz liderler, Kılıçdaroğlu’na “evet” diyerek resmen Erdoğan karşısında “13. Yenilgisini almak” üzere adaylığını açıklamıştı. Kılıçdaroğlu da “ulufe gibi” otuz dokuz milletvekilini “ortaklarına” dağıtmıştı.
Her ne kadar Cumhurbaşkanı “her şey bizim dışımızda oluyor” dese de aynı Kılıçdaroğlu iktidarın işini kolaylaştırmak için CHP’nin gücünü kırmak, iktidar yürüyüşünü çökertmek için yine aynı yöntemi, “yargıyı” kullanarak MUTLAK BUTLAN KARARIYLA CHP’nin yolunu birlikte kesmek istediler. Genel Başkanlığı Kurultayda seçimle kazanamayan adam “mutlak butlanla genel başkan oldu. Butlan CHP’si Genel Merkezde, halkın CHP’si Güven Parkta toplandı, müthiş bir kalabalıkla protesto etti ve ardından ANITKABİR’e yürüyüş gerçekleştirdi. Halk, “güdümlü yargıyla” CHP’yi çökertmek isteyenlere “aklınızı başınıza toplayın” dercesine uyarıda bulundu. Güven Park’ta toplanan halk yığınları iktidarı, Yargı ve Butlan CHP’sini şaşkına çevirdi. / Yandaş medya Güven Park görüntülerini vermedi.
Mutlak Butlan Kararı bırakın CHP’nin çözülüp dağılmasını safların sıkılanmasını sağladığı gibi tüm muhalefeti-DEM de dahil olmak üzere, Ana Muhalefet Partisi’ne ve demokrasiye “destek” için bir araya getirdi. Sorun CHP sorunu olmaktan çıktı, demokrasi ve istikrar sorunu oldu, “iktidarda nasıl kalırım” sorunu oldu. / İktidar yargıya böyle bir karar aldırmakla ülkenin geleceğini karartacak adımları atmaktan çekinmedi. Kaybetmenin korkusuyla, umarım daha kötü kararlar alınıp uygulanmaz, bir an önce seçime gidilir ve sorunlar çözülür.
Butlan CHP’si “yandaş medyanın” desteğine rağmen, Kılıçdaroğlu vekillerine yapılan halk protestolarını, “halkın aşağılamalarını ve yaşadıkları rezillikleri göstermedi.” Öyle görünüyor ki, yaptıkları ihanetin bedelini sokağa çıkmaya yüzleri olmadığında, evlerine mahkum olduklarında ödemeye başlayacak, onları o zaman ne AKP listeleri, ne de yandaş medya kurtaracaktır. / “Yüzüne tükürsen rahmet yağıyor” düşüncesinde olanlar, utanır mı yoksa daha çok mu yüzsüzleşirler? Yaşarsak göreceğiz.
Sevgiyle, esenlikle kalınız…
bilbatuhan@hotmail.com