OLMADI


İkinci yarının ilk maçında kendi sahamızda karşılaştığımız Beşiktaş’a karşı ilk yarıda daha disiplinli, arzulu, ne yaptığını bilen, istekli bir futbolcu topluluğu vardı. Bunun semeresini de Emre Güral’ın attığı şık golle gördük.
İlk yarıdaki oyunu ikinci yarıda yapılan değişikliklere rağmen son 5 dakikaya kadar devam ettirdik. Son 5 dakikada yediğimiz golle maalesef sezonun ikinci yarısına galibiyetle başlayamadık. Aslında kazanılabilecek bir maçtı. Maçtan yakaladığımız net pozisyonlar var. Bu pozisyonların içinde Maluoda’nın yakaladığı ve becerip de atamadığı pozisyon oyunun kırılma noktasıydı.
Genele bakıldığı zaman bu maçta Trabzonspor hem pozisyon olarak hem de kazanma arzusu bakımından rakibinden daha üstün idi. Yakaladığımız pozisyonları gole çeviremeyince güzel başlayan gün hüzünlü bitti. Şu bir gerçek ki, bu takıma transfer yapıp kulübünün parasını boşa harcamamak gerekir. Bu kadro ve teknik heyet ile sezon sonuna kadar devam edilmeli. Alınacak futbolcuların elimizdekilerden daha iyi olmayacaklarına inanıyorum.
Burada hem gündüz, hem akşam takımını destekleyen bu taraftarlara alkış tutmak gerekiyor. Trabzonspor, bugün Türkiye’de 4 büyük takımndan biri olduğunu hem yürüyüş ile hem de stadı doldurmasıyla bir kez daha ortaya koymuştur.
Bir kez şunu da ilave etmeliyim. Trabzonspor’u gibi büyük bir camiayı yöneteceklerin bu kulübe yakışır tavırları bilmeliler. Sözü okkalı, üslubuna uygun ama netice alıcı bir frekansla kullanmayı başarmak gerekir. Bir puan da yoktan iyidir. Çünkü bir derbi maçı oynadık. Yenemezsen de yenilme prensibini uygulamış olduk.
Hakem Yunus Yıldırım’a gelince. Trabzonspor’u resmen budadı. Necip’in yaptığı hareketin yanı sıra hele hele Yusuf’a yapılan faul son adam olarak da kırmızı kart olmalı. Çaldığı veya çalmadığı düdüklerle soyadının Yıldırım olduğunu gösterdi..