ÖNCE 'ÖZÜRLE' BAŞLAMAK!..


İbrahim Hacıosmanoğlu'nun başkan seçildiği son seçimli genel kurulun iptal edilmesi yönünde yargıya yapılan başvurunun, Yargıtay kapılarına kadar dayatılmasının ardından bu kez de son Olağan Mali Genel Kurul Toplantısı’nda yaşananlar yine mahkeme kapısına gitti..
Üstüne üstlük  çıkan olaylar nedeniyle  bir eski yönetici tarafından  Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu..
Sonrası ne sözler, ne suçlamalar!
Bir spor kulübünün kongresinde, bir spor kulübü camiasında asla konuşulmayacak  türden “Tehdit.. Çete.. Ele geçirme.. Şerefsiz.. Adam değilsin.. Kimsin lan sen.. Azılı düşmanımsın” sözleri ile başlayan cümleler bir arada..
Hem de ulusal medyaya malzeme..
Koca Trabzonspor camiası ne halde!
Türkiye'de ele güne rezil olunan ve olunmaya devam eden süreç!..
Camiada birbirlerini bir kaşık suda boğacak bir yapı!..
Yılların dostlukları perişan..
“Devrim önce kendi evlatlarını yer” diye bir söz vardır ya..
Aynen öyle..
Trabzonspor'da o meşhur  2000 yılından kalma spor adamı kimliğine bürünmüş  sözde ihtilal kumandanları şimdi “BİZ NEREDE HATA YAPTIK” diye kendi iç dünyalarında hiç tartışmasız ahlanıyor, vahlanıyor..
Çünkü ihanetin bedelini ödüyorlar..
Çünkü Trabzonspor'un birliğini, dirliğini, bütünlüğünü, havasını yerle bir etmenin cezasını çekiyorlar.
O nedenle son 15 yılda yaşanan gelişmeler hiç ama hiç sürpriz değil..
Bakın şöyle geriye..
15-17 yıl önce;
Şampiyonluk için mücadele eden bir takım vardı..
Kulübün ekonomisinde en küçük erozyon yoktu.
Masada İstanbul kulüplerine ağabeylik yapan bir yapı vardı..
Sonra ne oldu?
Kulübün dinamiklerinin altına dinamit kondu adeta!..
Kulübü ele geçirmek için bir savaş başlatıldı..
Kime karşı..
Trabzonspor'a, kulübün hiçbir geliri olmadığı yıllarda uzun yıllar maddi ve manevi büyük fedakarlıklarla başkanlık yapmış, “Başkan bulamıyoruz,  gel başkan ol” denilmiş, o da gelmiş sahip çıkmış. Türkiye’de buna İstanbul'un üç takımı da dahil, hiçbir kulübün tesisi yokken, kulübe tesis kazandırmış, kulübün masada ağırlığına en küçük  halel getirmediği gibi F. Bahçe, Beşiktaş ve Galatasaray başkanlarının olduğu masada hep bir adım öne çıkmış, Türk sporunda nerede olursa olsun sözü dinlenen adam olmuş..
Türkiye'de herkesin başkanı olabilmiş..
Türkiye'de gittiği her yerde aynı  sevgiyi  saygıyı görmüş,
Bırakın sporu..
Bu şehre iş adamları dahi kazandırmış..
İş vererek yönetici yapmış..
‘Onursal Başkanlık’ unvanı verilmiş
bir büyük değere karşı “Trabzonspor kimsenin cebine sığmaz” diyerek  gelmediği bir kongrede “İhtilal yaptık, devrim yaptık, kulübü ondan kurtardık” diye ortalığa düşenlerle başlayan sürecin geldiği nihai nokta işte bu olmuş!..
Sonrasında ne olmuş!..
Borsa hayali ile kulübün yüzde ellisi satılmış, ekonomisi resmen  çökertilmiş, yönetimsel ağırlığı bitirilmiş, şike ile şampiyonluğunun çalınmasına rağmen bir türlü masaya ağırlığını koyamamış bir camia yaratılmış. Kendi içinde parçalanmış, bölünmüş bir camia ortaya konulmuş, o her maça  giden  İstanbul'daki iş adamlarının lobisini, ilgisini, gücünü kaybetmiş, başkanları mahkeme kapılarında hesap vermeye itilmiş..
Yani küçüldükçe küçülen bir camia gerçeği ortaya konulmuş!..
Ve konulmaya da devam ediyor!..
Büyüklüğün sadece şampiyon olmak  ile endeksli  olmadığı,  şampiyon olmadan da duruşu ile bir büyük olunduğunu gösteren camia  gerçeği, ayaklar altına alınmıştır 2000 sonrası..
Yani Trabzonspor'u yönetme anlayışı sıfırlanmış, tipik Anadolu kulübü anlayışlarına mahkum edilen bir yapı inşa edilmiş!..
Yani Trabzonspor camiasının içine  1997-2000 yılları arasında atılan ihanet tohumları,  yeşerdikçe boy vermiştir!..
İhanet kol gezmeye başlamıştır..
O nedenle bugünü sorgulayanlar..
Önce maziye dönecekler!..
Bugün dert ağlayanlar haklı olabilir..
Ama önce gidip özür dileyecekler. 
Kimden mi?
Bu kulübün büyüklüğüne en küçük halel getirmeyen  insandan..
O özür aynı zamanda vefa da olacak.
O insan da MEHMET ALİ YILMAZ.
O yıllarca omuz omuza verdiği eski dostlarının onu her defasında  bu kulübe nasıl getirdiklerini, onun bu kulübe, kulübün beş kuruş geliri yokken nasıl yıllarca  maddi ve manevi tereddütsüz hizmet yaptığını, nasıl kulübün yönetimsel ağırlığının gücünü İstanbul kulüplerine, Türk sporuna hissettirdiğini bir anlatsalar!..
Vefaya bir göz atsalar..
Tabi ki bu vicdan meselesi..
O nedenle bugünü sorgulayanlar önce dünle, yani 'özürle' başlamalı.
Trabzonspor camiasının artık kendisiyle yüzleşmesi gerekir..
Özellikle genç Trabzonspor jenerasyonunun buna ihtiyacı var.
Eski dostları anlatmıyorsa;
TTSO Meclisi’ne de bir önerim var..
Her ay önemli bir ismin konuk edildiği, tüm meclis üyelerinin katıldığı bir toplantınıza spor camiasının önde gelenlerini de çağırarak, Onursal Başkan Mehmet Ali Yılmaz'ı davet edin de eski dostlarının karşısında bir anlatsın her şeyi.
İlaç gibi gelir bu camiaya..




ÇİMENTO KABUSU BİTİYOR


Trabzon için güzel bir haber..   Trabzon'un uzun yıllardır  sorunu haline gelen Çimento Fabrikası'nın taşınıp taşınmayacağı konusunda artık sona gelindi..
Önce Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu,  ardından da dün Aşkale Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Yücelik sonnokta’ya yaptıkları özel açıklamalarda bu konuya son noktayı koydular.
İki isim de 2015 yılında süresi dolacak olan fabrikanın taşınmasının kesinleştiğini, adresinin de 'MAÇKA VADİSİ' olduğunu resmen açıkladılar..
Yani sorun yok!..
Trabzon uzun yılların sorununu çözmüş olacak..
O bölge Çimento Fabrikası kaldırıldıktan sonra tartışmasız  daha cazip hale gelecek..
Çimento’nun yerine ne yapılacağı yönünde karar yer sahibinin..
Ama belediye imar planına baktığımız zaman, o alan ticari bir alan..
O bölgenin altın değerinde bir yer olarak öne çıkması muhtemel..
Çünkü Çimento Fabrikası, kanayan bir yara halinde bekliyordu.
Şimdi değeri bir kat daha artacaktır kuşkusuz.
Ne yapılabilir..
Ya ticaret merkezi..
Ya da AVM..
Bekleyip göreceğiz..
Top Aşkale Çimento Fabrikası Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Yücelik'te olacak.
Yücelik açık ve net ifadelerle 'Değirmendere'den çıkıyoruz' derken, Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu ile oturup konuştuklarını ve anlaştıklarını söylüyor.                                                                              Gümrükçüoğlu'na teşekkür eden Yücelik, taşınma sürecinin kendileri açısından başladığını belirtirken “En kısa zamanda bu işlemi  gerçekleştirmeye çalışacağız. Maçka'da son derece modern bir tesis kuracağız” diyor.
Mevcut tesis  birkaç noktası dışında hurdaya çıkacak gibi..
Yani Maçka Vadisi’ndeki alanda bugünkü yapı kullanılmayacak.
Vadi'de klinker malzemenin yani toz haline gelmeden önceki formu olan çimentonun kullanılacağı, çevre kirliliğine sebebiyet  vermeyecek modern bir tesis kurulacak.
Uzun lafın kısası Değirmendere'de Çimento Fabrikası kabusu artık bitiyor..