ÖNCE YÜZLEŞMEK GEREKİR!..
Üzülmemek mümkün değil!..
İşin özü..
Avrupa umudu, Tolunay Kafkas'ın Karabükspor'unun Sivas'ı yenmesine kaldı!
Neden olmasın!..
Adam gibi bir adam!..
Bugün yazımın konusu saha değil!
Masa!.
Çünkü yanlışlar üzerine doğru kurmaya çalışan bir havaya girildi!..
Aynaya bakmayanlar meydanda..
Son günlerde Trabzonspor camiasında kulübü kurtarmak için başlatılan operasyon!.
Parçalanmanın ortadan kalkması için uğraşılıyormuş!
İyi güzel de Trabzonspor'da parçalanma ne zaman başladı? diye soran yok!
‘Trabzonspor bölündü parçalandı. Kurtaralım bu anlayıştan. Çözüm şart’ diyenler bu kulübün borcu çift rakamlı dahi olmadığı dönem de 'Batıyor' nidaları ile 'İhtilal yaptık' dedikleri 2000 kongresinde kulübü nasıl bölüp parçaladıklarını, bugünlere gelinmesine nasıl vesile olduklarını önce bir anlatsınlar!
Yıllarca parasını alarak kulübü yönettikleri Onursal Başkan Mehmet Ali Yılmaz’a karşı nasıl 'İhtilal' yaptıklarını bir masaya yatırsınlar önce!..
Bir kere oradan kalma bir özür borçları var!..
Bölünmenin, parçalanmanın, kulübün borsaya sokularak ağır borçlar altına girmesinin hesabını vermesi gerekenlerin çözüm arayışına girmelerinin hiç bir inandırıcılığı yok ki!
Bu kulüpte vefa da, sevgi de, saygı da orada bitmiştir!.
Parçalanma, bölünme, güçleri kaybetme sen ben kavgaları orada başlamıştır!
Kulübün son 15 yılda ligin alt sıraları için mücadele vermesi, büyük borç batağına girmesi, o eleştirdikleri yönetim anlayışları içine düşmesi oradan başlamıştır..
Trabzonspor güçlerini orada kaybetmiştir.
Havuz geliri olmadığı dönemlerde 'Aman ne olur gel' dedikleri, kongreye dahi gelmeden insanları kurtarıcı olarak başkan seçenlerin sonra havuz geliri çıkınca 'Paramız var. Trabzonspor kimsenin cebine sığmaz' diyerek o insanlara ihanet etme süreçlerini kimler başlatmıştır!
Yani kahır dolu günlerin temeli çok eskiden atılmıştır!
Bugün gitmesini istedikleri başkanın iş başına gelmesine 'O başkan olsun nasılsa bu işi götüremez yine bize kalır' diyerek vesile olanlar, kongrede destekleyenler veya hiç ses çıkarmayanlar kimlerdir?
Sadri Şener'in başkanlığı döneminde kulübün tarihinde görülmedik şekilde büyük bir borç batağı içine sürüklenmesi karşısında tek bir gün dahi ses çıkarmayan, uyarmayan, arayış içine girmeyenlerin bugün konuşma hakkı var mıdır?
Borsadaki hisselerin neredeyse yüzde 50’sinin satılıp kullanılmasına..
Bankalarla yüzde 16’lara kadar varan yüksek faiz ile çalışılıp resmen kulübünün ekonomisinin çökertilmesine..
Avukatlara hiçbir kulübün tarihinde görülmemiş 12 milyon gibi paraların ödenmesine..
Yabancı transferinde inanılmaz paralar ödenip, kulübün nerede ise yabancı çöplüğüne çevrilmesine, yapılan sözleşmelerde ağır bedeller ile karşılaşılmasına...
Kulübün 2016 yılına kadarki bütün gelirlerinin ipotek altına alınmasına..
M. Ali Yılmaz Tesisleri'nin dahi ipotek olarak bankaya verilmesine!
Açıkçası kulübün iflas noktasına getirilmesine...
Bugün rahatsız oldukları yönetim anlayışlarına kulübün teslim edilmesine.
Kimler vesile olmuştur!
Kulüp Sadri Şener'in elinde resmen oyuncak olurken, har vurup harman savrulurken ses çıkarmayanların bugün ortada veya kapalı kapılar ardında çözüm arayışında bulunmalarının hiç bir inandırıcılığı yoktur!
Eğer Trabzonspor Kulübü’nün büyüklüğü kişilerin ellerinde küçülmeye yüz tutturulmuşsa, bunun vebalini üzerlerinde taşıyanlar hiç ama hiç konuşmamalıdır.
Kulübün değerlerinin parçalanmasının yolunu açanların, vefasızlığın kitabını yazanların ve çok eleştirdikleri bugünlerin temelini atanlar aynaya bakacaklar.
Ne yazık ki bugün bazı doğru tespitleri, inandırıcılığı kalmayan, bugünlerin zeminini hazırlayan kişiler yapmaktadır.
Şimdi ne olacak?
Ortada beklenen bir Yargıtay kararı var!
Ne olur belli değil!
Kongre derse yapılır..
Demezse kulübün başkanına bağlı!..
Ama eğer parçalanmadan, bölünmeden bahsediyorsanız yazımın başında belirttiğim vefayı camiada silip attığınız 2000 kongresine bakacaksınız!
Orada bölündü bu camia!
Vefa orda yerle bir edildi.
Şimdi ektiğinizi biçiyorsunuz!..
Ama ne oluyorsa o büyük Trabzonspor'a oluyor!...
Çıkar ilişkileri, sen ben kavgaları, kulübün üzerinden geçinme gayretleri, 'Ben varsam kulüp var' anlayışı, kişisel hesaplaşmaları kulübün üzerine taşıma gayretleri koskoca Trabzonspor'u sıradanlaştırıyor..
Yoksa sorun G. Saray'ı yenmişiz, yenilmişiz değil!.
Sorun koskoca Trabzonspor camiasının yok oluşu!.
Bitişi, tükenişi!..
Kıymayın Trabzonspor'a beyler!..
Sorun sadece Hacıosmanoğlu, o şu bu değil..
Sorun herkes..
Bir düşünün şike ile şampiyonluğun çalındığı resmen belgelenmesine rağmen, bu camianın bütün değerleri ile bir bütün olarak omuz omuza Türk spor, siyaset ve iş dünyasının karşısına dikildiği tek bir günü dahi olmamıştır..
Şike yaptıkları tescilli olanlar hala bir bütün olarak 'Adalete Fener yak' diye Başkent kapılarında dolaşırken, biz kayıkçı kavgası peşinde koşar olduk!
Sahada bitişi koyun bir kenara..
Taraftarın değil, camianın asıl mağlubiyeti buradadır..
Asıl bitiş işte bu noktada!..
Sorunu bugün sadece başkana, yönetime tek başına endekslemek umut tacirliği yapmaktan başka hiçbir şey değil!
Trabzonspor'u kimler çökertti?
Bunun hesabı sorulmadan yarına bakılmaz!
Trabzonspor son 3-5 yılı maddi ve manevi çöküş olmak üzere 15 yıldır her açıdan irtifa kaybediyor, kimsenin sesi çıkmıyor!
Kulübü resmen batırdılar, ses çıkmadı..
Adamına göre ses çıkarmak moda oldu!
İşin gerçeği belli:
Trabzonspor camiasının öncelikle ve öncelikle bütün değerleri ile açık ve net olarak, sözde değil özde samimi bir şekilde tarihi yüzleşmeye ihtiyacı var!