ONLAR BİZİM AHMET, BİZİM OSMAN!
Onların yaşamını anlamak için mutlaka aynı mesleği yapmak önemli değildir!..
Yaşayabilmektir o duyguları..
'Ben onların yerinde olsam' diyerek o çalışma koşullarını hayal edebilmektir..
Hepimizin hayatının belirli kesitlerinde inşaat işçiliği ile uğraşan dostları, yakınları veya kendi inşaatlarında çalışan işçileri ile gözlemleri mutlaka olmuştur!
O nedenle..
Onları hep bir garip, hep bir sahipsiz görürüm!..
Hele hele iskelelerde ezgiyle okudukları türkülerle!..
Aslında hep yürekleri acı doludur... Ekmeklerini taştan çıkarırlar!.. Katıksız bir şekilde helalinden kazanırlar!..
Ofislerde, sıcak ortamlarda, bir elimiz balda bir elimiz yağda çalışırken, bir an olsun koyalım kendimizi onların yerine..
Bir hayal edelim..
Düşünelim bir kere değil, on kere!..
Ekmek parasıdır bu kardeş..
Verirler eline sıva malasını..
Çıkarsın yüksek yüksek duvarlara, yüksek yüksek iskelelere!
Çünkü ev bekliyor senden aş!..
O yüksek binalarda, sağlam mıdır değil midir demeden kurulan o iskeleler üzerinde sıvarken, hayatını da sıvadığını fark etmeden bakarsın kuşbaşı!..
'Ya düşersem' demek içinizden geçmez.
Çünkü dediğin an evini düşünür, ekmek paranın gideceğini hesaplarsın!..
'Kaderde varsa' diyerek devam et be usta dersin..” kendi kendine..
Canın çıkıncaya, bacakların titreyinceye kadar çalışırsın!..
Eee işin içinde o yevmiye var ya!..
Sabahtan kalma bayat çayı içmek için nasırlı ellerinle, sıcacık yüreğinle bir ara oturursun..
Oh be dersin, yaslarsın sırtını soğuk ve sert duvara..
Duvar yumuşak yastıktan on kat yumuşaktır sana..
Gözlerin dalar o güzel hayallere..
Bir sesle irkilirsin ‘hadi beyler’
Yarım kalan çay bardağının dolu tarafından bakamazsın.
Bezen aklına gelir neden çekiyorum ki diye..
Aklına evin, sevdiklerin gelir,
Sabır dersin yumarsın gözlerini..
Saatler akar fark etmezsin zamanı..
Çilekeşsin vesselam..
Ayak tabanından saç uçlarına kadar..
Yitip giden ömrün ayaklarının altındadır be usta..
Çöker belin, tutmaz ayağın, görmez gözlerin..
'Ne yaparsın kardeş ekmek parası' dersin..
Sonra düşer büyük bir acı yüreğine..
'Elveda sevdiklerim. Sizin içindi' diyerek çıkar can bedenden..
Uçar giderler..
Giderken 'Biz Akçaabatlı Ahmet ile Çarşıbaşılı Osman. Kalın sağlıcakla' diye seslenirler..
Ama alınlarından akan öpülecek terleri ile ebediyete göçerler bir garip kuş misali...
Arkada öylesine söylenmemiş duygular, acılı yürekler bırakırlar ki düğümlenir kalır...
Dün bir bugün iki unutulursun be usta..
Bu da senin acı kaderindir..
Allah rahmet eylesin..