Bugün dünya, benim ecdadım olan Osmanlı’nın yaptığı büyük yanlışın bedelini ödüyor.
Osmanlı yıkıldıktan sonra dünyada huzur kalmadığını söyleyen Batı’nın (Hristiyan dünyasının) bu sözleri de bunun bir bakıma itirafıdır.
Osmanlı bir İslam devleti idi ve Kur’an ile yönetildiğini söylüyordu. Ancak Allah’ın bazı emirlerine uymadı. Yani bir bakıma şirk sayılabilecek bir tavır sergiledi.
Bunları aynen kopyalıyorum:
Kur’an-ı Kerim’de “aşırıya gitmeyin” veya “haddi aşmayın” ifadeleriyle, dinde aşırılıktan, inançta taşkınlıktan ve Allah’ın koyduğu sınırları çiğnemekten sakındıran birkaç ayet bulunmaktadır. En temel olanları şunlardır:
• Mâide Suresi, 77. Ayet
• Nisâ Suresi, 171. Ayet
• Bakara Suresi, 190. Ayet
Bakara Suresi’nde şöyle buyrulmaktadır:
“…Fakat Allah’ın koyduğu kuralları çiğneyerek haddi aşmayın. Çünkü Allah, haddi aşanları sevmez!”
Peki Osmanlı ne yaptı?
Birinci yanlışı şuydu: Kılıcı eline aldı, düştü ortalığa ve bütün dünyayı fethetmeye başladı. Peki, Allah bilmiyor muydu herkesi kendine inanan bir kul yapmayı? Hatta Peygamberine açıkça şöyle buyurmadı mı: “Ey Resulüm! Sen benim emrimi onlara sadece ilet. İnanmadıkları için üzülme. Eğer ben isteseydim onların hepsini iman etmiş kimseler yapardım.”
Ee, o zaman bize ne oluyor? Osmanlı’nın derdi ne? Sürekli başkalarına saldırıp, savaşmak yerine; aşırıya gitmeyip, savaşları bırakıp kendi iç gelişmesine yönelseydi ya!
İkinci ve belki de en büyük yanlışı ise, yine dininin emrine uymayıp zalimleri korumasıydı. Yani Allah onları lanetleyip Hristiyanlara temizlettirirken Osmanlı gidip onları koruma altına aldı. Akreple yatağa girilir mi?
Bugün devlet (ulül emir) diyor ki: “Kokarcaların ilacı yoktur, onları bulduğunuz yerde öldürün.”
Peki ben kalkıp bunları toplayarak evimde beslersem ne olur?!
İşte Osmanlı da buna benzer bir hatadan öte “yanlış” yaptı.
Yani Allah’ın emrine karşı gelmiş oldu, o emirleri tanımadı. Hatta “o zalimleri bulduğunuz yerde tepeleyin” ayeti varken bunu yaptı.
Üstelik bunları saraya kadar soktu. Hâlbuki Hristiyanlar yani Hitler, Allah’ın emrine uyup onları temizlerken Osmanlı buna uymadı.
Dolayısıyla Osmanlı’yı yıktılar ve dünyaya hâkim oldular.
İşte bugün bunun bedelini ödüyoruz.
Kimse burun kıvırmasın; gerçek, güneş gibi ortadadır.
1. Bir medeniyetin çöküşü ilkeye aykırı davranmakla başlar. Bir devlet, kendi inandığı ilkelere aykırı hareket ederse sonucu çöküş olur.
2. Aşırılık ve güç hırsı medeniyetleri çökertir. Yani “güç zehirlenmesi” denir buna.
Savaşın, fetih hırsının bir sınırı vardır, gücün de sınırı olduğu gibi. Bu sınırları aşarsanız sonuç felaket olur. Bu sınırları aşan bir devlet de ne kadar güçlü olursa olsun, aşırıya gittiği için çökmeye mahkumdur.
“Devletler dış düşmanlardan önce, kendi ilkelerine ihanet ettiklerinde yıkılırlar.”
Burada aslında suçluğu ifşa etmek değil derdim; geçmişteki yanlışı anlatıp, gelecekteki huzuru inşa edebilmenin kapısını göstermektir!