OTİZM VE TRABZON

Gördüğü ve duyduğu her şeyi çok iyi anlayan, çok iyi analiz edebilen ancak kendini ifa etmekte zorluk çeken çocuklarımız onlar. Bölgemizde, ilimizde, ilçemizde, köyümüzde, mahallemizde, yan dairemizde hatta ailemizin içinde büyüyen bireyler onlar.

Her çocuğun yeterli beslenme, barınma, dinlenme, oyun olanakları ile gerekli tıbbi bakım hakkı vardır. (Çocuk Hakları Bildirgesi, İlke 4)

Fiziksel, zihinsel ya da sosyal bakımdan özürlü çocuğa gerekli tedavi, eğitim ve bakım sağlanmalıdır. (Çocuk Hakları Bildirgesi, İlke 5)

Hiçbir birey eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. (Anayasa 42)

Ülkemizde çocuklarımız kanunlar ile güvence altına alınmıştır. Eğitim, öğretim ve korunma hakları gerek Anayasamızda gerekse Çocuk Hakları Bildirgesinde yayınlanmıştır.

Ama yetmez!

Farkındalık, eğitim ve rehabilitasyon eksiklerimiz var.

FARKINDALIK
Sözlü şiddete maruz kalan otistik bir çocuk, sözlü şiddeti yapan erişkin bir erkek. Şahit olduğum bu olay da ailenin özür çabaları ve ezilmişliği o kadar etkiledi ki beni olaya taraf oldum.

Aileyi teşvik ederek ve birlikte kolluk kuvvetlerine şikâyette bulunduk. Şahit olarak mahkeme de ifade verdim. Umuyorum şikâyetçi olduğumuz kişi yaptığına pişman olmuş, otizm konusunda farkındalık yaratmak ve otizm ile ilgili sorunlara çözüm bulmak amacıyla, “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olan 2 Nisan’da faaliyetlerde bulunmuştur.

EĞİTİM
Ailemde 16 yaşında 170 kilo civarında aslan gibi Kutay adında otizmli delikanlımız var.

Bu delikanlının sınırlı hareket alanı olan bir evi, trafiği bol bir mahallesi var. Tatlıyı sevmediği kadar spor yapmayı da sevmiyor.

Kilosu için ev ortamında rejim yapıp zayıflaması mucize.

Otizm branşlarında öğretmen olmadığı için diğer branşlardan seçilen vefakâr öğretmenler okulun olmayan bahçesinde spor da yaptıramıyor.

Hatta okulunda diğer arkadaşları ile beraber tutuklu gibi tel örgülerin arasından sınıflarına gidiyor.

Yoğun ve sürekli eğitim hakları henüz yok!

REHABİLİTASYON
Otizmli bir çocuk ile yaşamak özel bir çaba, çelik gibi bir irade gerektiriyor. Hastalıkla tanışan anne ve babalar yeni bir hayata başlıyor.

Kabullenmekle başlayan süreç, aşkla çocuğuna bağlanarak devam ediyor.

Kendi üzüntüsünü, sevincini, açlığını, tokluğunu, yorgunluğunu, özelini, tüzelini unutup çocuğu ile ilgileniyor.

Kendi yokluklarını değil, yokluklarında çocuklarını düşünmekten uykuları kaçıyor.

Çocuklarına bakan tuhaf gözlerle yaşamak zorunda kalıyorlar.

Bir tesisleri olsa başka otizmli anneler babalar ile tanışsalar, ufakta olsa bir tatil yapsalar beklide mücadeleleri daha güçlü olacak.

Yok demeyin, tabi ki bu tesislerin örnekleri var!

Yetkililerimize seslenmek istiyorum…

Kentimizde otizmli çocuklarımız için onlara özel oyun parkı, spor parkı yok.

Bazı okullarda sınıfları çok küçük ve 2 öğrenciye 1 öğretmen eğitim verebiliyor.

Branşları olmadığı halde özveri ile çalışan öğretmen var ama otizm branşlı öğretmen yok.

Aileler eğitim ve rehabilitasyon bakımından mustaripler.

Toplumda otizmli çocuklar hakkında bilgi eksikliği olumsuz tepkilere yol açıyor.

Otistik çocuklarımız konusunda sizlerin de hassas olduğunuzu biliyorum. Şimdiye kadar kentimizde ki bu eksiklikler sizlere belki ulaşmamıştır.

Umarım çocuklarımızın ve ailelilerinin seslerini sizlere ulaştırabilirim.