Öyle bir şehir ki!..
Ortak akıl mı?
Geçiniz..
Uzlaşma mı?
Geçiniz..
Ortaklık mı?
Geçiniz..
Birbirinin hakkını teslim etmek mi?
Geçiniz?
Şehrin değerlerine sahip çıkmak mı?
Geçiniz..
Vefa mı?
Geçiniz..
Trabzon için o sadece İstanbul'da bir semt adı..
Değer bilmemekte maşallah üstümüze yok..
Bakıyorum.
Üzülüyorum..
***
Öyle bir şehir ki..
Herkes birbirinin kuyusunu kazmakta, herkes birbirinin ayağına çelme atmakta, herkes birbirinin arkasından çamur atmakta, herkes kendini 'en iyisini ben bilirim' sanarak ahkam kesmekte ne yazık ki üstlerine yok!..
Siz, bu şehirde herkesin bir araya gelerek şehrin menfaatleri için ortak akıl üretip aldığı ve hayata geçirdiği tek bir karar, tek bir olay gördünüz mü?
Vallahi 50 yaşındayım, yaklaşık 30 yıldır bu mesleğin içindeyim ben görmedim..
Bu şehirde sorsan herkes her şeyi en iyi kendi biliyor!..
Bakın bu şehrin iş dünyasına, kaç tane büyük ortaklık var!..
Bu şehir, Trabzon Limanı'nı, Trabzon Çimento Fabrikası’nı dahi sen ben kavgası yüzünden alamayan bir şehir değil mi?
Başkalarının mutsuzluğu, başarısızlığı üzerine mutluluk kurmak moda bir şehirde!..
***
Bakın bu şehrin en büyük markası Trabzonspor'a!.
Böylesine hallere düşmesinin, böylesine büyük bir borç batağının içinde mücadele etmesinin, böylesine güçsüz yönetimlere mahkum olmasının nedeni nedir?
Bencil zihniyetler..
Kişisel hesaplar..
Kişisel ihtiraslar..
Kıskançlıklar..
‘Ben varsam var, yoksam yok’çu anlayışlar..
Adamına göre hesap yaparak 'Trabzonspor yenilsin' diye göbek atanlar mı yok!..
Acı ama gerçek..
Trabzonspor'un hakkını hukukunu korumak için şike olayında bile, bu şehrin A'dan Z' ye spordan siyasete, siyasetten iş dünyasına kadar kimse samimi duygularla bir araya gelerek tepki veremedi!
Şike yaptığı bütün yargı kararları ile tescilli Fenerbahçe için bütün camiası A'dan Z'ye bir araya gelerek, Ankara'nın yollarına düşüp, baskı unsuru oluşturarak yeniden yargılama kararı çıkardı..
İnanın onların yerinde biz olsaydık..
Birbirimizi yiyip bitirirdik!..
Bir garip şehir olup çıktık..
Trabzon kendi insanına, kendi şehrinin sorunlarına sahip çıkmakta hep sınıfta kaldı..
Şehrini düşünen değil, kendini düşünen aslan bu şehirde!..
İş adamları sahipsiz!
İşte Hekimoğlu'nun başına gelen..
İşte Ahmet Canım'ın başına gelen..
İşte Samsun'a gitmek zorunda bırakılan ihracatçılarımızın durumu..
Gidin hesapsız adam DKİB Başkanı Gürdoğan anlatsın size bu şehri dobra dobra..
***
Bir sor bin ah işit!
Tartışma kültürümüz sıfır!..
İşte en son örneği Maraş Caddesi'nin trafiğe kapatılması tartışmasında gelinen nokta..
Gel de çık işin içinden!..
O dediyse karşı çıkalım..
Bu dediyse destek olalım.
Böyle bir zihniyete sahibiz ne yazık ki..
***
Bu şehirde üniversite var mı yok mu belli değil!
Allah aşkına bu şehrin sorunlarına karşı bir bilimsel duruş, bir bilimsel görüş olmaz mı?
Ne görüş alan var, ne de görüşünü söyleyen!
Gidin bakın bütün büyükşehirlerde o şehirlerin üniversitelerinin bilim adamlarının görüşleri alınır, o üniversitelerin bilim adamları çıkar görüşlerini söyler!..
Ayrıca nerede iktidar milletvekilleri diye de sormak gerekir..
Hele şu son dönemde nerede ise hiç yoklar..
Şehirde ne oluyor ne bitiyor haberleri yok!
***
Yani nereden, neresinden bakarsanız bakın..
Dışarıdan herkesin gıpta ile baktığı Trabzon yok!.
Sadece adı büyük..
Bu şehre layık olunamıyor.
İnsanlarının birbirini yemekle meşgul olduğu, böyle bir şehir yoktur.
Bakın bakalım bir adım öteye gidiyor mu bu şehir!..
Herkes yol alıyor, Trabzon birbirini ayağını aşağı çekmekte direniyor.!
Kusura bakmayın ama.
‘Bize her yer Trabzon’ bir şehir efsanesi söz gibi kalıyor..
Trabzon her yerde var ama Trabzon’da yok!..
Ders alan da yok.
İçi bizi, dışı sizi yakar!..
Titreyip kendimize gelelim. Bu şehre sözde değil özde sahip çıkalım.
Bu şehre layık olalım..