ÖZÜR DİLEMEK!
‘Bir an bekle, arkana dön ve unuttuklarını anımsa. Kaybettiysen ara, kırdıysan af dile, kırıldıysan affet: Çünkü hayat çok kısa’
Eski bakan Erdoğan Bayraktar’ın Başbakan Erdoğan’dan özür dilemesi bir anda Türkiye gündeminin birinci maddesi oldu.
Siyasi arena olduğu için ve bu arenada da özür sözcüğü bize yabancı olduğu için kıyamet koptu.
Nedir şu özür..
Eğer samimiysek...
Bir insan hata yaptığına eğer vicdanen inanıyorsa, karşısındakinden özür dilemesi erdemliktir.
Özür dilendiği için, bu özrün işine geldiği yorumlanması, insanların yargılanması, aşağılanmaya çalışılması ve sorgulanması abesle iştigaldir!
Çünkü özür dileyip dilememek kişinin kendi vicdanının, hür iradesinin sesidir!
Özür, bizim ülkemizde yabancı(!) bir kelime olmasına rağmen, kim ne derse desin büyük bir erdemliktir..
İnsanların insan gibi yaşaması, hatasız insan olamayacağı, toplumun bir arada, barış içinde yaşaması, bazı davranışların kültür halini almasıyla mümkündür.
Nezaket, hayatın sigortasıdır. Mutluluğun, huzurlu yaşamanın, güçlü bir iletişimin sigortası nezakettir.
Hergün yüzlerce davranış sergiliyoruz.
Kuşkusuz bu davranışlarımız içinde, başkalarını rahatsız eden, doğru olmayan, bize göre doğru olsa bile başkalarının anlayışına ters düşen, ani reaksiyon göstererek söylediğimiz ve sonradan pişman olduğumuz tutumlarımız da oluyor!
Kimin yok ki!
Büyük bir yanlış, rahatsız edici bir tutum karşısındaki yalan yanlış bilgilerle kırmak, dökmek, toplumu yanlış bilgilendirmek bazen değil her zaman aslında bir özürle kapatılabilir.
Aslında anlayabilsek hayatımızda özür büyük bir insanlıktır!
Özür dilemek bir acizlik, bir geri adım atma asla değil, büyük bir erdemdir.
Özür dilemek, toplumun huzuruna, insanların iç dünyalarının onarılmasına katkı sunar.
Özür dilemek, karşımızdaki kişiyi rahatsız eden tutum ve davranışımızın farkına vardığımızı ifade etmek ve onu bu duygunun ortağı yapmaktır.
Aslında hayatta ilk öğrenilmesi gereken şey, özür dilemektir. Ve hayatta en çok kullanılması gereken cümle, ‘özür dilerim’ olmalıdır.
Çünkü bu dünyada hatasız insan yoktur!..
Hataların telafisinin de ilk yolu özürdür..
Aslında bu cümleyi ne kadar çok kullanıyorsak, kendimize o kadar güveniyoruz demektir.
Özür dilemek, korkulacak bir şey asla değildir.
Trafikte, çalışma hayatımızda, aile içi ilişkilerde, siyasette yani nerede ne zaman olursa olsun eğer bir yanlış yapılmışsa ve yaptığımız bu yanlışın vicdanen farkında isek çatışmasız, huzurlu, mutlu bir hayatın anahtarı, son derece basit bir cümledir: (1)
‘Özür dilerim.’
Dün söylediği bir söz karşısında hemen ön alıp ‘Sen bir kahramansın’ dediğin bir kişi hakkında, o insan söylediği sözün yanlış olduğunu düşünüp 'özür' dilediği zaman ‘Neden özür diledin. Sen bir yüz karasısın’ demek asla insani bir duruş değildir!..
Özür bir insanın kendi vicdanının, kendi kalbinin sesidir!
O'nun arasına kimse giremez!
Ama bu ülkede herkes her şeyi kendine göre yonttuğu, herkes her açıklamadan kendine göre nasiplendiği için yaşananlar çok ama çok normal!...
Çünkü bizim kültürümüzde ne yazık ki 'özür' denen bir şey yok!..
Dilersen yandın..
Eğer bir insan bir çıkar beklemeden, gerçekten yaptığı davranıştan dolayı özür dilemek arzusundaysa ve kendi vicdanının sesini dinleyip 'Özür dilemeliyim' diyorsa işte o özür helaldir!..
Gerisi şu böyle demiş, bu böyle demiş onun hiç bir önemi yoktur!
Ünlü düşünür ‘SİGMUND FREUD’un özür ile ilgili çok beğendiğim bir sözü var!
Der ki!
‘Özür dilemek, sizin haksız olduğunuz manasına gelmez. Karşınızdaki insana verdiğiniz değerin; egonuzdan yüksek olduğunu gösterir.’