PEKŞEN HAKSIZ MI?


Milletvekili Haluk Pekşen’in, yetersiz kaldığı gerekçesiyle Ortahisar İlçe Başkanı Recep Arslantürk’e yönelik eleştirileri gündeme bomba gibi düştü.
Peki Pekşen haksız mıydı?
Bence hayır..
Çünkü bizim de bir gazeteci olarak gözlemlerimiz bu noktada..
Ortahisar İlçe Başkanı Arslantürk, her nedense hem medyadan hem toplumdan çok uzak bir görüntü içinde!
Bugüne kadar henhangi bir konuda net bir tavır ve çıkışını göremedik!
O nedenle Pekşen’in ‘muhalefet görevi yapmıyor’ şeklindeki eleştirilerine katılıyorum..
Büyük şehirlerde ana muhalefet partisinin kalbi merkez ilçelerdir.
Başkan ve yönetiminin şehirdeki siyasi etkinliği çok önemlidir.
Çünkü denetleyicidir..
Çünkü sorgulayıcıdır..
Çünkü sessizlerin sesidir..
Ama ne yazık ki Ortahisar CHP’de bugüne kadar muhalefet olma sorumluluğunu göremedik..
30 yıldır bu şehirde gazetecilik yapıyorum. CHP’nin Merkez İlçede bu kadar sessiz, bu kadar kendi içine kapanık, bu kadar şehrin sorunlarından uzak, bu kadar parti tabanı ile kopuk olduğu bir döneme rastlamadım desem haksızlık etmem..
Sayın Arslantürk çok iyi bir insan, iyi bir partili olabilir.
Öyle olduğu da söyleniyor.
Ama iyi ilçe başkanı, iyi teşkilatçı, şehir sorunlarını denetleyici olmak bambaşka bir iştir..
Liderlik ister..
Kaptandır..
Tabanın sesidir..
Ne yazık ki CHP’de Başkan Arslantürk seçimle geldiği bu görevin hakkını veremedi, veremiyor..
Bu kadar eleştiriye rağmen sesinin çıkmaması ilginç.
Trabzon’un sorunlarının neresinde diye sormak gerekiyor?
Bugüne kadar şehrin sorunlarını eleştirel hangi açıklamayı yaptılar diye merak ediyorum.
Öte yandan İl Başkanı Turgay Güngör’ün ilçe başkanına sahip çıktığı açıklamayı da okuyunca, yazılmamak şartı ile başka, yazılmak şartı ile başka konuştuğuna da şahit olduk.
Milletvekiline meydan okurcasına  açıklama yapması çok ilginç..
Ama kendisinin de rahatsız olduğunu ve bu konuda neler söylediğini de biliyoruz..
Güngör açık olmalı..
Çünkü İl Başkanı kendisinin de bir açıklamasında söylediği gibi Genel Merkez adına denetleyicidir.
Milletvekili Pekşen’in tepkisinin kendi adına değil, partinin başarısı için olduğunu bilmeli?
Şu bir gerçek ki Trabzon CHP’de hala birlik ve beraberlik sağlanamadı.
Hala teşkilat bazında yetersizlikler sürüyor.
Hala şehrin gündeminden çok uzaklar..
Hala milletvekili ile bir bütün içinde, dayanışma halinde olamıyorlar.
Hala Pekşen yalnız bir adam..
Milletvekilliğinin hakkını vermeye çalışırken, hem genel, hem de yerel muhalefet yükünü tek başına sırtlamış durumda..
Açıkçası Trabzon’da CHP’yi yönetenler, Genel Merkez ile aynı frekansta yol alıyor!
Yetersizlik diz boyu..
Bu görüntü ile CHP’nin yeni bir seçimde hem genelde hem de yerelde çakılmaması mümkün değil.
Trabzon’da CHP şehirden, sorunlardan bihaber..
CHP Trabzon, o eleştirdiğimiz eski başkanlarını bugün mumla arıyor biline..
Yani gelenler gidenleri aratıyor!
CHP’nin Trabzon’da kendini yeniden test etmesi, parti içi eleştirilere kulak vermesi kaçınılmaz bir gerçektir.
Ha diyorlarsa ki “Trabzon’un ne sorunu var ki eleştirelim. Her şey yolunda.”
Eyvallah..



 

Geçtiğimiz günlerde ünlü tarihçi  İlber Ortaylı çok anlamlı bir olay anlattı.
IŞİD üyesi, Hristiyan bir çiftin arabasını durdurur ve direksiyondaki adama Müslüman olup olmadıklarını sorar..
Hristiyan adam ‘Müslümanız’ der ve İncil’den bir ayet okur.
IŞİD üyesi ‘Evet, doğru’ der..
Ve adamın yoluna devam etmesini  söyler.
Yola devam ederlerken adamın karısı
“Nasıl böyle bir riski göze alabilirsin? Neden Müslüman olduğumuzu söyledin? Yalan söylediğini anlasalardı her ikimizi de öldürürlerdi” diye şikayet eder..
Kocası
“Meraklanma. Kuran’ı bilselerdi masum insanları öldürmezlerdi” diye yanıtlar.
Sevgili okurlar..
‘İslami Terör’ diye bir şey yoktur.
İslami kullanarak devletlere hizmet eden teröristler vardır.




Vaktiyle bir ateşperest, oğlunu evlendirmektedir. Düğün günü çok sayıda koyun ve inek kesilir. Et kokuları mahalleyi sarar. Ancak evin bitişiğinde Müslüman dul bir kadın, dört yetimiyle yaşamaktadır. Hepsi de günlerdir açtır. Kadıncağız, düğün evinin kapısını çalıp, ‘ateş’ ister. Ancak maksadı başkadır.
‘Belki yemek verirler’ diye gitmiştir. Adam, kadının niyetini anlasa da, bir şey vermez.  Kadıncağız, bir daha gidip ‘ateş’ ister. Yine eli boş döner.
Üçüncü de yine öyle. Ama ne olur bilinmez, bu defa acır kadına.  Hallerini anlamak için dehlize iner ve dayar kulağını bitişik evin duvarına ve dinler.
Yetimcik, annesine yalvarıyor:
– Anneciğim, ne olur bir daha git. Belki bu sefer bir şey verirler.
Kadın ağlamaklıdır:
– Üç defa gittim yavrum! Artık utanıyorum.
Adam bunu duyar. Kalbi sızlar. güzel bir ‘Sofra’ hazırlatıp, gönderir evlerine. Ve dehlize inip, dinler yine. Yetimlerin en küçüğü dua ediyor:
– Ya Rabbi! O nasıl bize ikram ettiyse, sen de ona ikram et! Onu imanla şereflendir!
Ardından;
– Âmiiiin! sesleri yükselir.
O anda, kalbi döner ateşperestin. Ve ‘Şehâdet’ getirip imanla şereflenir.
     
   ***

Nitekim sadaka, belâyı önler. Dua, kaderi değiştirir...
Ne demişler
Düşüncelerine dikkat et; sözlere dönüşür..
Sözlerine dikkat et; eyleme dönüşür..
Eylemlerine dikkat et; alışkanlıklarına dönüşür..
Alışkanlıklarına dikkat et; kişiliğine dönüşür..
Kişiliğine dikkat et; kişiliğin kaderin olur!
 Dua almaya bakın..