☰
✕

 PEKŞEN: MASKE DÜŞER


Federasyonu, şikecileri ve yineleme mahkemesini bir hikayele size antayım. İstediğinizi bu hikayeye dahil edin. Kimine federasyon, kimine Aziz, kimine yeni mahkeme yazın.
Evli bir çift cadılar partisine davetliydi. Dışarıya çıkmak için hazırlanırlarken kadının migreni tuttu, evde kalmak zorundaydı. Kocasına partiye yalnız gitmesini, onun eğlencesini bozmak istemediğini söyledi. Biraz tartıştıktan sonra adam kostümünü giydi ve partiye gitti, kadın da birkaç aspirin alıp yattı. Biraz uyuduktan sonra kendini daha iyi hissederek uyandı ve partiye giderek kocasına sürpriz yapmaya karar verdi. Tam hazırlanırken “Acaba ben yanında değilken kocam neler yapıyor” diye düşündü ve kocasının kendisini tanımaması için değişik bir kostüm giyerek partiye gitti.
Oraya vardığında bir kenarda onu izlemeye başladı. Kocası arka arkaya değişik kızlarla ve onlarla çok yakınlaşarak dans ediyordu, nereye kadar gidebileceğini görmeye karar verdi. Onunla çok samimi bir şekilde dansetmeye başladı, kulağına dışarıya çıkabileceklerini fısıldadı.
Arabalardan birine girerek aşk yaşamışlar, gece yarısından önce maskeler çıkarılmadan kadın eve gitti, kocasının dönüşünü beklemeye başladı. Adam sabaha karşı 01.00 sularında eve döndü ve doğru yatağa gitti. Kadın “Parti nasıldı kocacığım” diye sordu, adam da “Sensiz hiç eğlenemedim tatlım” diye yanıtladı. “İnanmıyorum” diye cevapladı kadın “Bahse girerim çok eğlenmişsindir.” “Gerçekten hayatım, partiye gittiğimde bazı arkadaşlarla sıkıldık alt kata inip bütün gece poker oynadık. Fakat kostümümü ödünç verdiğim o Allah'ın cezası herif harika vakit geçirdi.”
Görüldüğü üzere şike yatağa yansımış.. Ama federasyon sesini çıkaramıyor çünkü kendi de bulaşmış bu karmaşık ilişkiye. Davayı yeniden görüp belge bilgileri maskeleyen, hatta yok edenlere ne diyelim.
Yani faille fiil müşterek. Ne diyebilirim, bu işe derken Sayın Pekşen’in siyasetin ötesine savrulan o müthiş değerlendirmeleri geldi.
Yargıtay’da maske düşer dedi. Vallahi maske düşerse çarpık ilişkiler çıplaklığıyla görülür..




Vallahi ilk yarı için ne yazacağımı bilemiyorum. İki takım da takım değil ama biri yakaladığı fırsatları bu kez kaçırmadı. Trabzonspor ise Özer'in elfreni, Cavanda'nın acemiler mangası, Dauglas'ın ne yaptığını bilmeyen yapısıyla neidüğü belirsiz bir futbol oynadığını belirtelim.
Milli takım arasında bu takımı toparlar dediğimiz Şota birakın takımı toparlamayı iyice ayarlarını bozmuş. Olur olmaz sakatlanan oyuncular, bir anda kadroya alınmayan isimler, şaşırıp kalıyor insan. İhanet yapsa oyuncular bu kadar koordinasyonsuz oynayabilirler.
Başkana hep destek verdim, arkadaşlarımdan eleştiri alma pahasına bu desteğim sürdü. Her şeye rağmen başkandan yana bir tavır içindeydim, ta dün geceye kadar.
Başımı öne eğdiren, takıma olan bağlılığımızı sinir krizlerine dönüştüren bir skora artık tahammül edecek durumda değilim. Olmuyorsa olmuyor demesini bilmek gerekir. Fazla ısrar takımın daha da dibe batması anlamına gelir ki Allah esirgesin.
İkinci yarı başladı, yine bir umut deyip maçı takip ediyoruz. Fazla değişen bir şey yok. Bir Nakoulma'yı durduramadık. Maçın analizini yapmaya lüzum yok. Hakem Bülent Yıldırım çok istedi Trabzon kazansın diye ama o da bir yere kadar katkı sunabildi. Mantıklı oyun adına hiçbir şey yoktu sahada. Herkes kafasına göre takılıyor. Alan gidiyor orta yapıyor, oyuncular ise ciddi bir sorumluk alamıyor. Vallahi bu maçla birlikte takımın büyük değişiklikler yaşayacağını düşünüyorum.
Kimler gider derseniz taraftarın dışında herkes diyorum.
Bu takımın bu yapıyla ayağa kalkması mümkün değil. Radikal bir değişiklik gerekiyor. Futbolda ballı olan bir hoca, uğurlu bir yönetim duasıyla yazımı tamalıyorum. Ne yediğimiz ne de attığımız gollerin bir önemi var.. Biz ligi çoktan bitirdik..