PENSE Mİ PENÇE Mİ?

Türk ordusu emperyalizme vurdukça sesi Washington'dan, Berlin'den, Paris'ten, Londra'dan, Riyad'dan, Abudabi'den, Tel Aviv'den, Mokova'dan ve bilimum şer merkezlerinden geldi.

Terörün hem imalatçısı hem de satıcısı olan ABD baktı ki ürettiğim malı tarumar ediyorlar hemen başkanları Trump'ın emriyle yardımcısı Mike Pence'yi Ankara'ya gönderdi.

Pence geldi ama biz Pençe'yi çoktan vurmuştuk. Tam ortasından yardık ihaneti. “Yıllarca uğraşsanız buralara giremezsiniz” diyenler dokuz günde dokuz doğurunca anladılar Türklerin tahminlerden daha kavi olduğunu.

Zaten bu harekâta başlamadan evvel terörü gördüğümüz diğer alanlarda Pençe 1, Pençe 2, Pençe 3 ile Pense'mize almıştık. Kan kaybeden terörün hamileri, imalatları olan eşyalarının ne kadarını kurtarırsak kardır saikiyle geldiler.

Türk devleti, düşman çok güçlü, maddi yönden tehditkar demeden şartlarını koydu masaya. Hem de 13 madde. Hristiyanlar için uğurlu olmayan bir sayı ile kasten maddeleri bu sayıda düğümledik. Düşünün adamlar uçaklarda 13 numaralı koltuk bulundurmuyor. Nedeni şu: Hz. İsa'nın çarmıha gerilmesinden önceki son yemeğinde 13 kişi bulunuyordu. İsa ve 12 havari. Sonraları 13 sayısının geçtiği her şey lanetli, kötü, korkunç, olarak nitelendirilmeye başlandı.

İşte korktukları o rakamla bitirdik uzlaşma maddelerini. Bizim dışişlerini bu deruni yaklaşımları için kutluyorum. Onlar nasıl her şeyde bir mesaj verme gayreti içinde hareket ederler, bunlar herkesin malumudur. Bizim de bu tür inceden pense'leme hareketlerimiz isabetli olmuştur.

Tabii Soçi süreci bu saatten sonra önem kazanmıştır. Şayet Putin'le Cumhurbaşkanı Erdoğan Aynel-Arap ile Kamışlı ve de Mümbiç noktasında bizim isteklerimizi masada cari hale getirebilirse büyük bir beladan kısa vadede memleketi korumuş oluruz. Sonraki adımlar için yine devlet aklının teyakkuzda olması çok önemlidir.

Gecemizi gündüzümüze katıp milli savunma ve taarruz silahlarımızı geliştirmeye devam etmeliyiz. Önümüzdeki yılların çetinliklerine öyle bir hazırlanmalıyız ki düşman bize düşman olduğuna lanet etsin.

Artık meseleleri biriktirme huyumuzu bırakmalıyız. Problemler büyümeden, önce tespit sonra teşhis ve de gerekirse cerrahi müdahale tez elden yapılması yolunu takip etmeliyiz. PKK üç-beş çapulcu denerek küçümsenmiş, arkasındaki gaye zamanında teşhis edilememişti. Bunun maliyeti hem maddi hem de manevi olarak büyük oldu.

Neyse ki devletimizi idare edenler gerçekten işlerini iyi yapıyorlar. Hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hem de A-takımı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulisi Akar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu başta olmak üzere tüm hükümeti bu dik duruşlarından dolayı yürekten kutlamak lazım.