POLİTBÜRO KAFASI!

“Atatürk kurduğu partinin düştüğü duruma üzülüyordu. Halk partisi yöneticilerinin basiretsizliğinden, beceriksizliğinden, partiyi halka sevdirememelerinden acı acı şikâyet ediyor ve sinirleniyordu. Sofrada bulunan fırka genel sekreteri Erzincan milletvekili Saffet Arıkan’a ikide bir hiddetle bağırıyor–Fırkanın bu durumundan sizler sorumlusunuz, utanmalısınız, diyordu.” diye not düşer hatıralarına Atatürk’ün yakın silah arkadaşlarından Kılıç Ali. Sovyetler Birliği’nin henüz yıkılmadığı dönemlerde partilerin karar alma merkezlerini oluşturan, kendini elit tabakadan sayan kişilerin oluşturduğu bir yapının adıdır politbüro. Cumhuriyetin ilanı ile birlikte “Egemenlik kayıtsız şartsızdır milletindir.” ilkesini Halk Fırkasına yol haritası yapan Atatürk, yukarıda bahsettiğim anısında aslında o günün politbürosuna kafa tutuyordu. Korkusuzca ve hiddetle!

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada bir fotoğraf dikkatimi celp etti. O Fotoğraf, Ortahisar İskenderpaşa Camisi önünde toplanan eski CHP yöneticilerinin fotoğrafıydı. Her zamanki gibi; koca çınar, cenaze aracı ve gülümsemeler. Yine, Kılıç Ali’nin hatıratlarında yer alan İsmet İnönü’nün sözleri ve bu sözleri duyan Atatürk’ün cevabı aklıma geldi.  “Milli egemenlik, kamuoyu sözleri bir takım süslü kelimelerden ibarettir. Böyle bir şey yoktur. Bütün dünyada geçerli olduğu gibi, mesele, okuryazar denen azınlığın, okuması ve yazması olmayan azınlığı yönetmesidir.” cevaben Büyük Türk konuştu:  “Bu gibi sözleri söyleyenler, memleketle ve milletle ilgisi olmayan kişilerdir. Bir millet ki, hayatı tarihten uzundur ve tarih onun menkıbeleriyle, destanlarıyla doludur.  Herkes bilmelidir ki, millet topluluğu sürü halinde vesayetle idare edilemez.” Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

DEĞİRMENDERE HAVZASI

Daha önce de alanla ilgili 3 yazı yazmış biri olarak, konuyu halen anlamakta zorlananlar olduğunu görüyorum. Yılmadan anlatmaya devam edeyim. Trabzon havalimanını geçtikten sonra sizi ilk karşılayan ve kentin aynası olan Değirmendere havzası olur. Ne var bu havzada; Otogar, sanayi sitesi, yıkık çimento fabrikası, Esentepe yamacı, Sanayi Mahallesi, Kaymaklı Mahallesi, Değirmendere Mahallesi, Esentepe Mahallesi. Saydığım bölgelerin hepsi bitap durumda. Mahallelerde ki ucuz kiralık ev potansiyeli ülkemize sığınan sığınmacıların gettolar oluşturmasına imkân verirken, suç oranlarında ki artış yine bu mahallelerimizde gerçekleşiyor. Ayrıca; Değirmendere girişinde oluşan trafik yoğunluğu, sanayi sitesi civarında S.O.S veriyor, özellikle ağır araçların kullandığı Erzurum yolu kavşağına gelindiğinde tam bir arbedeye dönüşüyor. Alternatifsiz olan çevre yolu ise günün çeşitli saatlerinde sürücülerin bitmeyen çilesi haline gelmiş durumda. Kentin acil çözüm bekleyen en önemli noktasını ne gözler görüyor ne kulaklar duyuyor! Tek bir proje ya da atılım yok! Deniz doldurup, sokakları eşiyoruz! Önceliklerimiz sonralıklarımız oluyor!

NE OLACAK?

Belediyeciliğin baş belasının alt yapı olduğunu bilenlerdenim. Cesaret ister sil baştan bir kentin alt yapısını oluşturmak. Trabzon sokaklarında bir cesaret denemesi yaşıyoruz uzun zamandır. Ancak planlı programlı hareket etmek, kentin önceliklerini belirlemek Trabzonluya değil belediye başkanlarımıza aittir. Biz Trabzonlular olarak; Gülcemal dediğimiz cenazeye uzaktan bakarken, Ganita bölgesine hasret kalırken, Boztepe hançerine şaşakalırken, yarı AVM yarı otopark elimizde patlarken, moloz mevkii karmakarışıkken, turizm sezonu yaklaşırken, modern sanayi sitesini internetten araştırırken, trafikte cinnet geçirirken, tramvayı beklerken, size kolay gelsin sayın belediye başkanlarımız!