REPUBLİC OF TEXAS!
Son 300 yılını sürekli toprak kaybederek geçiren bir toplum için bu korku anlaşılır.
Ancak dikkatinizi çekiyor mu bilmem:
Son 300 yıldır ne zaman ayrılıkçı bir hareketle karşılaşsak; Batılı devletler hemen olaya el koyuyor ve hemen işaret parmaklarını gözümüze uzatarak neler yapmamız gerektiğini bize bir bir söylüyorlar.
Biz de hep onların dediğini yapıyoruz ve ne hikmetse hep kaybediyoruz.
Fakat bu yazıda anlatmak istediğim bu değil.
İlginç ama önemli bir örnek..
Batılı büyük devletler hiç ayrılıkçı hareketle karşılaşmazlar mı? Hiç bölünme tehlikesi geçirmezler mi?
Olur mu öyle şey; tabii karşılaşırlar ve bölünme tehlikesi de geçirirler.
Ama bunu kimse duymaz!
Duyurmazlar.
Hiç öyle bildik, “Dünya küreselleşti, bir köy haline geldi, kim neyi nasıl saklar” gibi ezberci laflar söylemeyiniz.
Neyi ne kadar bileceğinizi dünya haber ağını elinde tutan iletişim tekelleri belirler.
Biz sadece bize gösterilenlerini görürüz!
Çünkü bunlar bilir ki; (Macchiavelli’ye göre) en büyük erdem(virtu) kontroldür.
Bu kadar sözden sonra 5-6 yıl önce Hürriyet Gazetesi’nde okuduğum bugün bile ABD’de konuşulan bir yazıdan bir örnek vermek istiyorum..
***
Republic of Texas (Teksas Cumhuriyeti) diye bir örgüt adı duydunuz mu?
Ya da Richard McLaren adında bir örgüt lideri...
Dünya; Kürt örgütlerini, liderlerini ezbere sayar ama Teksas ayrılıkçıları halkından hiç haberdar olmaz.
Sanıyorum hayır..
O zaman devam edelim..
Teksas, ABD’nin güneyinde bir eyalet. Türkiye’ye yakın büyüklükte toprağı var. Nüfusu 24 milyon. Bunun yüzde 83’ü beyaz, yüzde 17’si siyah.
ABD’nin en zengin eyaletlerinden. Ülke petrolünün yüzde 40’ını Teksas çıkarıyor. Hayvancılık ve tarımda lider konumda.
Teksas tarihi boyunca hep bağımsız olmak istedi. Bazen başardı da; 1836 yılında, bağımsızlık savaşını vererek Meksika’dan ayrıldı. Ancak bu durum 9 yıl sürebildi. 1845’te ABD’nin istilasına uğradı.
ABD’nin ilhakı Teksas’ı böldü. Bazıları federasyon içinde kalmayı desteklerken bir grup ise bağımsızlıktan yanaydı. Bu tartışmalar 150 yıldır sürüyor. Ayrılık fikri bazı yıllarda artıyor; gizli örgütler kuruluyor.
Son yıllarda Teksas’ın bağımsızlığı için mücadele veren bir örgüt var:
Republic of Texas (Teksas Cumhuriyeti)...
Lideri ise Richard McLaren...
Teksas halkının esir tutulduğu gibi tezlere sahip olan Republic of Texas 1995 yılında geçici bir hükümet kurdu. Teksas bağımsızlığının sembolü 1836 Anayasası’na bağlıydılar.
Örgüt üyeleri hayli aktifti. Amerikan polisinin şiddet yanlısı tavrına karşın, silahlanıp dağa çıktılar! Kendileri için “Teksas Cumhuriyeti’nin Askerleriyiz” dediler.
1997 yılında Joe ve Margaret Ann Rowe isimli iki Amerikan vatandaşını esir aldılar; karşılığında ise hapisteki arkadaşlarının serbest bırakılmasını istediler.
ABD böyle bir kalkışmaya izin veremezdi kuşkusuz.
Sert güç kullanımıyla Teksas Cumhuriyeti Askerleri’ni yakalayıp cezaevine koydu. Yakalananlar hapishanede direnişe geçtiler; savaş esiri muamelesi görmeyi istediler.
Bu zorlu süreç örgütün parçalanmasına da neden oldu: McLaren Grubu, Daniel Miller Grubu ve Johnson-Enloe Grubu...
Hepsi de illegaliteyi/yeraltı örgütlenmesini savunuyordu. Ancak silahlı direniş meselesi örgütü bölmüştü.
Silahlı radikalizmi savunanların başında Johnson-Enloe vardı. Bu grubun iki üyesinin içlerinde ABD eski Başkanı Bill Clinton’ın da bulunduğu birçok devlet görevlisine suikast planladıkları ortaya çıktı.
Fazla ayrıntıya girmeyeyim. Örgüt militanlarının hepsi “bölücülükten” yargılandı.
Örgütün lideri McLaren 99 yıl hapis cezasına çaptırıldı. Yardımcısı Robert Otto şanslıydı; ona 50 yıl hapis cezası verdiler.
Teksas Cumhuriyeti örgütü liderleri, militanları cezaevine atıldı..
Sorun bitti diye düşünmeyiniz.
Teksas’ta 2009 yılında yapılan anketlerde bugünde başkanlık koltuğunda oturan Başkan Obama hükümetini üzecek sonuçlar çıktı:
Teksas halkının yüzde 35’i bağımsız Teksas Cumhuriyeti’nde yaşamayı tercih ederken, bu oran Cumhuriyetçiler arasında yüzde 48’e kadar yükselmişti.
O yıl ki Teksas Valisi Rick Perry’nin açıklamaları ise ayrılıkçı hareketlerin güç skalasını göstermesi bakımından ilginçti.
Vali Perry kendini, ABD merkezi hükümetini uyarmak zorunda hissederek şunları söylüyordu.
“1845’te bu birliğe girdik; ama istediğimiz zaman ayrılabilmek şartıyla. Çok güzel bir birliğimiz var; ama Washington, Amerikan halkını küçümsemeye, hor görmeye devam ederse ne olacağını kimse bilemez?”
“Teksas Açılımı” Başkan Obama’yı zorluyordu.
Teksas’ta o yıl daha çok “Birlikten ayrılalım” sloganları işitiliyordu. Dönemin Valisi Perry’in açıklamalarını özellikle “çay partileri”nde dile getiriyor olması oldukça manidar bulunuyordu. Çünkü Amerikan siyasetinde çay partilerinin politik bir anlamı var:
ABD’de; 1773 yılında İngiltere’nin çay üzerine ağır vergiler koymasını protesto etmek için, İngiltere’den gelen üç gemi çayın, Amerikan vatanseverleri tarafından Boston Limanı’nda yok edilmesi, sömürgesi İngiltere’ye karşı verilen bağımsızlık savaşının ilk kıvılcımı olarak biliniyor.
Valinin “çay partileri”nde bu sözleri söylemesi, bu yüzden, son derece dikkat çekici bulunuyordu.
Uzatmayalım...
Türkiye’deki “Kürt sorunu” benzeri ABD’nin de bir “Teksas sorunu” var.
Türkiye’ye karşı her zaman gerek Ermeni gerekse Kürt açılımı konusunda çok talepkâr olan ABD Teksas açılımı konusunda asla taviz vermez noktada olmayı sürdürüyor..
Liderlerini, militanlarını cezaevine koyuyor..
Ayrılıkçıların sayısının artması karşısında ‘Birliği kimse bozamaz’ diyor..
Hiç kuşkusuz ülkesinde her ABD vatandaşı gibi özgür bir şekilde çalışan,ülkenin her türlü nimetlerinden yararlanan Teksaslılara karşı kırmızı çizgilerden asla taviz vermiyor..
Devlet olmanın sorumluluğu ile doğru olanı yapıyor..
Dünyanın gözü önünde seslendirilmesine bile izin vermiyor..
Gelmek istediğimiz nokta bir devletin bir milletin kırmızı çizgileri üzerinde asla operasyon yapılmasına müsade edilmez..
Etnik kimliği ne olursa olsun her vatandaşmızın Türk milletinin birer ferdi olarak özgürce eşit bir şekilde yaşadığı Türkiye’miz üzerinde tarihsel bir oyun olarak oynanan federasyon, eyalet bir adım ötesi bölünme oyunları yeni değildir. Tarihin derinliklerinden buyana gerek ABD’nin gerekse de Batı’nın tatlı rüyasıdır..
Bunu unutmayalım..
(kyn:27 Eylül 2009/hürriyet/)