Rüştü Araz'ın verdiği ders!
Bir başka deyişle nesli tükenmeye başlayan adamları da diyebiliriz..
Şehrin her türlü sorunu karşısında ‘Bana ne’ demeden; çıkarsız, koşulsuz, o, şu, bu demeden her şartta duygularını, eleştirilerini ortaya koyarlar..
Şehir hassasiyeti onlar için her şeyden önce gelir..
Çünkü şehrin tarihini çok iyi bilirler..
Nereden gelip nereye gittiğini de..
Nerede yanlış, nerede eksik yapılıyor, hassas bir şekilde, kırmadan dökmeden adam gibi adam olarak anlatırlar..
Medyaya çıkmayı da sevmezler..
Çünkü kişisel rant peşinde hiç olmamışlardır..
İşte onlardan biri de Trabzon’un bütün özelliklerini genlerinde barındıran, ömrünü bu şehrin insanlarına adayan, gerçek bir Trabzon beyefendisi Dr. Rüştü Araz..
Trabzonspor Disiplin Kurulu Başkanlığı ve uzun yıllar doktorluk yapan, özellikle şehrin orta yaş üstündeki her insanın yakından tanıdığı, bildiği, sevgi ve saygı duyduğu bir müstesna isim..
Onun ne denli Trabzon aşığı olduğunu görmek için onu yaşamak ve dinlemek gerek..
Bu şehri yönetenlerin, nesli tükenmeye başlayan bu insanlarla ayda bir buluşarak, duygu ve düşüncelerini almalarının son derece faydalı olacağını hep söylerim..
Çünkü çıkarsız, menfaatsiz, o, şu, bu demeden konuşurlar..
Dedim ya..
Şehir duyarlılığı..
Yarım asrı aşkın tıp doktoru olarak hizmet eden Araz, geçtiğimiz günlerde yaşadığı ve isyan ettiği bir olayı önceki gün yaptığı basın toplantısı ile açıklayarak öyle bir duyarlılık ortaya koydu ki, ‘İYİ Kİ VARSIN’ dememek mümkün olmadı..
Dün gazetelerde, sosyal medyada onun duyarlılığını duymamış olanlar da kuşkusuz vardır..
Ben bugünkü köşemi Allah uzun ömürler versin bu büyük sevgi ve saygı adamı Rüştü abimin o duygularına ayırmak istedim..
Gelin bir kez daha dinleyelim..
***
54 yıllık meslek hayatı olan tıp doktoruyum. İç hastalıkları uzmanıyım. Mesleğimin son 44 yılını Trabzon’da icra ettim. İlk yıllarda; Trabzon’da Tıp Fakültesi, özel hastane ve kazalardaki hastanelerin olmadığı bir yana, sadece Of ve Akçaabat’ta birer adet pratisyen hekim vardı.
Bu itibarla; Trabzon’daki sağlık hizmetlerinin geçmişini, sağlık kuruluşlarının bölgeye verdiği hizmeti, bu kuruluşların kent içindeki konumunu, hastaların bu hizmetlere nasıl ulaştıklarını ve hizmet yönünden kendilerine nasıl kolaylık sağlanabileceğini iyi bilmekteyim.
Trabzon’un en eski hastanesi Numune Hastanesi’dir.
Bu hastane; sadece Trabzon kent merkezi ile ilçelerine değil, Bayburt, Gümüşhane, Rize, Artvin, Giresun gibi çevre illere de hizmet vermiştir. Bugün bu hastanenin fonksiyonu ağırlıklı olarak Kaşüstü’nde yeni kurulan Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne devredilmiştir. Hastanenin Kaşüstü’ndeki yer seçiminin yanlış olduğunu, inşaat başlamadan önce birkaç kez beyan etmiştim. Hatta, basına da demeç vermiştim.
Bu kanaatimi halen muhafaza etmekteyim. Ama pişmiş aşa su katmak niyetinde de değilim. Çünkü olan olmuştur. İki yıldan beri, Kaşüstü Beldesi’nde ana yola uzak bir sitede oturmaktayım. Kaşüstü ana yol trafiği her geçen gün artmaktadır. Özellikle, Cevahir Alışveriş Merkezi ve Hastane kavşağı her an kilitlidir. Taşıt konvoyunun uzunluğu hem Doğu hem de Batı yönünde kilometreyi geçmektedir. Bu yoğunluğun, çözüm bulunamazsa, kısa zaman içinde Doğu’da Yomra ve Batı’da havalimanına ulaşması kuvvetle ihtimal dahilindedir.
Meslek icabı, kulaklarım ambulans sirenine hassastır. Doğu ve Batı yönünden gelip hastane kavşağına ulaşmaya çalışan ambulans sirenlerinin, onlarca dakika süren feryatlarını duydukça, çektiğim sıkıntıyı bir doktor olarak anlatamam.
Çünkü, ambulans içindeki hasta için her saniye çok önemlidir. Adeta, yaşamla ölüm arasında ince bir çizgidir. Hasta sahiplerinin çaresiz heyecanları ise ayrı bir sıkıntıdır.
Bu yazıyı da evimde 16.30-18.30 saatleri arasında, o ambulans feryatlarını duyarken hasta ve hasta yakınlarının durumunu hissederek kaleme aldım. Sayın Valimizden, meslektaşımız olan Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımızdan, Sayın Karayolları Bölge Müdürü’nden ve ilgili bütün kurum ve kuruluşlardan; bu saatlerde veya herhangi bir saatte bu olayı gözlemletip, şahit olmalarını ve bütün hasta ve hasta sahipleri adına çok ama hem de çok acilen çare bulmalarını istirham ediyorum.
***
İşte Trabzon’un akil adamlarından, nesli tükenmeye başlayan değerlerinden biri olan Dr. Rüştü Araz ‘Bana ne’ demeden Trabzon sorumluluğu ile bunları dile getirdi.
Haksız mı?
Sonuna kadar haklı..
Çünkü hiç kimsenin ne yazık ki sorumluluk almadığı Trabzon’da Dr. Araz ve onun gibi yaşayan değerler bütün genlerinde yaşadıkları Trabzonluluk sorumluluğu ile büyük ders veriyor hepimize..
Açık ve net ortada değil mi?
Bu şehrin artık en büyük sorununun trafik olduğunu bilmeyen, görmeyen, işitmeyen yok ama ne yazık ki bugüne kadar ortaya çıkıp duyarlı olarak ses veren hiç kimse yok..
Bir düşünün..
Bu şehrin yarım asırlık doktoru Rüştü Araz basın toplantısı ile ders verdi bize..
Bir gazeteci olarak ben de üzerime düşen payı aldım..
“Ey Osman Diyadin.. Bu kadar yazı yazarsın, neden bir gün de bu yönde doğru dürüst bir eleştiri getirmedin” diye özeleştiri yaparken yüzüm kızarmadı değil..
Marka şehir olma yolunda yatırımlarda dev adımlar atan Trabzon, her geçen gün kördüğüm haline gelen trafik sorununu çözemezse marka değerinin ne anlamı kalır!
Şehre sağdan giriyorsun trafik sorunu, soldan giriyorsun trafik sorunu, ortadan giriyorsun trafik sorunu..
Yapımı hızla süren Kanuni Bulvarı Batı yönünden çözüm getirebilir ama her geçen gün nüfus yoğunluğu artan Doğu’nun bu gidişle mevcut haline ne yapılırsa yapılsın felç halinin çözülmesi olası değil.
O nedenle bu şehrin bütün kurmayları, sivil toplum örgütleri trafik sorununu masaya yatırmalı..
İşte Dr. Rüştü Araz hepimize bu dersi veriyor..
Araz gibilerin duyarlılığının onda birini bizler de yaşasak..
Ellerinden öpüldün Rüştü abi..
İyi ki varsın..
Allah uzun ömürler versin..