RUSYA İLE MEKTUP TEMASI
Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduğu zaman etrafımızla neredeyse kanlı bıçaklı bir durumdaydık. O, kısa zamanda devletler arasında husumetin karşılıklı çıkarlar temelinde ortadan kalkması için bölgesel anlaşmalar yaparak husumetten huzur çıkarttı.
Bugün de aynı durumdayız. Etrafımızda bizi seven tek bir ulus kalmamış gibi. Bu bizi üzüp kızgınlığa itmemeli. Bilakis kendimizde de bazı kusurlar olabileceğini görüp hamleye geçmeliyiz.
Komşularımızla varit olan, kimden kaynaklandığına bakılmaksızın yeni algılarla bir sevgi iklimine bu olumsuz durumu dönüştürmek biraz maharet istese de mümkündür.
Zira devlet geleneğimizin öncelerde çokça başardığı bir durumdur.
Rusya biraz kaba, büyük kabuklu bir meyve olsa da içinde bize yarar getirecek birçok gıda mevcuttur.
Türkiye de Rusya için kıble kaçağı yapan bir ülke gibi dursa da özünde Türkler sevdiğini samimi seven, sevmediğini de alenen sevmediğini beyan eden bir millettir. Dolapçı bir millet değildir.
Bütün bunlar da hesaba katılarak, Erdoğan-Putin hattı tekrar kurulmalı, birbirlerini bitiren değil birbirlerini inşa eden bir yola evrilmelidirler.
Evet Erdoğan egosu yüksek bir lider olsa da ilk mektubu yazarak adımını atmıştır. Bu adım karşısında biraz nazlanma ile Rusya da akılcı bir yola evrilecek dinamiklere sahiptir.
Bu itibarla özellikle Türkiye içinde siyaset yapan bazı kişilerin Rusya ile olan özel münasebetlerini de Türkiye ile Rusya arasındaki mütabakata ayırmaları gerçekten iyi olur.
Genelde sevimsiz gibi duran bu insanların milli meselerde yamuk yapmayacağını umarız.
Hızla Rusya ile diyaloglara başlayıp öncelikle ABD’nin güneyimizde çekmeye çalıştığı fitne hattını inkıtaya uğratmak gerekir.
Rusya’nın da bazı yanlış hesaplarını düzeltip ekonomik, kültürel ve turizm işbirliğini yeniden alevlendirmek için çabalaması iki ülkenin de yararınadır.
Bunu kör bile görür.
Eğer Türkiye tek parça kalacaksa başta Rusya olmak üzere İran, Irak hatta Suriye ile dahi temas yapabilir.
Beka husumet dinlemez