RÜZGÂRLA GELEN, SESSİZLİKLE GİDEN SİYASET

İktidar uzun süre yönetirse yıpranır… Bu siyasetin değişmez kuralıdır. Ama asıl mesele şu: Yıpranan bir iktidara rağmen neden değişim gerçekleşmez?

Çünkü karşısında, topluma güven veren, kriz çözebilecek bir alternatif yoksa; seçmen “bildiği riski, bilmediği ihtimale” tercih eder.

Türkiye’de uzun süredir yaşanan tam olarak bu.

Ve bu denklemi bozan tek isim bir dönem için ortaya çıktı: Ekrem İmamoğlu.

Beylikdüzü’ndeki performansı, İstanbul için bir referans oldu. İstanbul’da ortaya çıkan o kırılma anı, sadece bir belediye seçimi değildi; aynı zamanda psikolojik üstünlüğün el değiştirmesiydi.

İlk seçim, iptal, ardından büyüyen fark…

13 binle başlayan süreç, milyonlara yayılan bir güvene dönüştü.

İktidar şunu gördü: “Bu denklem ancak bu isimle bozulur.”

Sonrası malum… Tartışmalar, dosyalar, süreçler… Ve sahneden indirilen bir figür

Peki muhalefet ne yaptı?

İlk refleks güçlüydü.

Ama sonra… sessizlik.

Direnç yerini kabullenişe, umut yerini rutine bıraktı.

Trabzon Aynası: Sessizliğin Fotoğrafı

Genel tabloyu bir kenara bırakıp Trabzon’a bakalım.

Uzun zamandır CHP, ne ilde ne merkezde, iktidarı zorlayan bir siyaset ortaya koyabildi.

Ne sahada baskı var, ne söylemde sertlik, ne de toplumda karşılık bulan bir enerji…

Bir dönem vardı…

İnsanlar “yarın ne diyecekler?” diye tedirgin olurdu.

Bugün?

Kimse ne dediğini bile merak etmiyor.

Bu, bir partinin yaşayabileceği en büyük erozyondur.

Rüzgâr Varsa Varlar, Yoksa Yoklar

Trabzon’da tablo net:

İmamoğlu varsa heyecan var.

İmamoğlu yoksa… herkes suskun.

Bu, siyaset değil.

Bu, rüzgâra göre yön değiştiren bir boşluk halidir.

Siyaset, liderle güçlenir ama lidere bağımlı hale gelirse çöker.

Bugün CHP’nin Trabzon’daki en büyük sorunu tam da bu:

Kendi ayakları üzerinde duramayan bir yapı.

Örgüt Var Ama Hareket Yok

Kongreler yapıldı, koltuklar korundu.

Ama o koltukların içi doldurulamadı.

Sahada kim var?

Üreten kim?

Koşturan kim?

Cevap: birkaç isim dışında kimse.

Bir partiyi büyüten şey tabela değil, harekettir.

Bugün o hareket yok.

Kimlik Erozyonu ve “Devşirme” Siyaset

Bir diğer tehlike daha var:

Parti kimliğinin bulanıklaşması.

Her kapıdan girip çıkan, her yerde konumlanan, ilk rüzgârda yön değiştiren isimlerle siyaset yapılmaz.

Bu sadece güven kaybettirir.

CHP artık şunu görmek zorunda:

Kimliksiz büyüme, aslında küçülmenin başka adıdır.

Sokak Hayvanları Meselesi: Vicdan Sınavı

Siyaset sadece strateji değildir, aynı zamanda vicdandır.

Toplumun hassas olduğu konularda, özellikle sokak hayvanları gibi insani meselelerde;

tehdit diliyle, üstten bakarak, “ben kimim biliyor musun” tavrıyla siyaset yapılmaz.

Bu yaklaşım sadece karşı tarafı değil, kendi seçmenini de uzaklaştırır.

Bugün yaşanan tam olarak bu.

Sonuç: Aynı Hata, Aynı Son

Bugün CHP’nin geldiği nokta tehlikeli bir benzerlik taşıyor:

İktidarın yıllar içinde düştüğü hatanın aynısı…

“Lider varsa kazanırız, yoksa zaten kaybederiz.”

Bu anlayış, bir partiyi büyütmez.

Bu anlayış, bir partiyi beklemeye mahkûm eder.

Son Söz

Trabzon’da bugün esen şey rüzgâr değil… boşluk.

Ve siyaset boşluk kaldırmaz.

Ya o boşluğu doldurursunuz,

ya da başkaları gelir doldurur.

Tercih, hâlâ onların.