Bir şehrin vicdanı, sabahın ilk saatlerinde belli olur.
Duraklarda bekleyen insanların yüzüne bakın; acele edenler, üşüyenler, telaşlı olanlar… En çok da çocuklar. Sırtında çantasıyla, yarı uykulu gözlerle otobüs bekleyen o çocuklar…
Belediyelerimizin güzel bir uygulaması var: Toplu taşımada 60 yaş üstüne indirim, emeklilere ise ücretsiz ulaşım. Sosyal devlet anlayışının önemli bir yansıması… Buna kim itiraz edebilir ki?
Ama her güzel uygulama, doğru kullanılmadığında kendi amacına zarar verebiliyor. Bugün karşı karşıya kaldığımız durum tam da budur. İyi niyetle başlatılan bir kolaylık, sabahın en yoğun saatlerinde başka bir mağduriyetin kapısını aralamaktadır.
Sabahın erken saatlerinde işe gitmek zorunda olan vatandaşlar, okula yetişmeye çalışan öğrenciler… Duraklarda bekliyorlar. Otobüs geliyor; dolu. Bir tane daha geliyor; yine dolu. Sonunda ya binemiyorlar ya da çaresizce başka araçlara yöneliyorlar. Soğukta bekleyen o çocukların yüzündeki ifadeyi görmemek mümkün mü?
Şimdi sormak gerekiyor: Bu şehirde sabah saatlerinde toplu taşımanın önceliği kimindir?
İşe yetişmeye çalışanların mı, yoksa günün herhangi bir saatinde yolculuk yapma imkânı olanların mı?
Burada kimseyi suçlamak niyetinde değilim. Ancak kabul edelim ki, hayat tecrübesiyle örnek olması beklenen büyüklerimizin bu konuda daha hassas davranması gerekir. Çünkü mesele sadece bir yolculuk meselesi değildir; mesele, bir çocuğun okula zamanında varabilmesi, bir çalışanın işine gecikmemesidir.
Üstelik sorun bununla da sınırlı kalmıyor. Toplu taşımada yer bulamayanlar, özel araçlarına yöneliyor. Bu da zaten ciddi bir sorun olan trafik yoğunluğunu daha da artırıyor. Yani bir tercih, zincirleme bir probleme dönüşüyor.
Peki çözüm ne?
Aslında çok zor değil. Sabah yoğunluğunun en yüksek olduğu saatlerde, örneğin 09.00’a kadar, emekliler için toplu taşımanın ücretli hale getirilmelidir. Amaç kimseyi cezalandırmak değil; dengeyi sağlamak, önceliği zorunlu yolculuklara vermek. Bu saatler dışında ise mevcut uygulama aynen devam edebilir.
Buradan emekli büyüklerimize de içten bir çağrım var:
Lütfen, mümkünse sabah saatlerinde toplu taşımayı kullanmamaya özen gösterelim. O durakta bekleyen çocuk, sizin torununuz da olabilirdi. O işe yetişmeye çalışan insan, sizin evladınız da… Vicdan, bazen küçük bir fedakârlık ister.
Ve elbette yerel yöneticilerimize…
Başta Sayın Ahmet Metin Genç olmak üzere, bu soruna çözüm üretecek bir düzenleme yapılması artık bir ihtiyaçtır. Çünkü şehirler, en zayıf halkasının ne kadar korunduğuyla ölçülür.
Sabahın otobüsü, en çok ihtiyacı olana ait olmalıdır.