Sana Ne Kardeşim!
'Bu ülkede hiç bir gün rahat yok mudur Allah aşkına!.'
Bu ülkenin sade, alın teri ile çalışıp da ekmeğini kazanan vatandaşı olarak bu soruyu sormamak mümkün mü acaba?
Hani bir söz var ya 'Rahatlık mı battı' diye.
Nasrettin Hoca misali hep bindiğimiz dalı keser olmuşuz!..
İçine düştüğümüz hallere bir bakın!..
O haklı, bu haklı, şu haklı, şu haksız, bu haksız demeyi bir kenara bırakıp şapkamızı önümüze koyarak 'Biz nerede hata yapıyoruz?' sorusunu sorup neden ders almadığımızı hiç düşündük mü acaba?
Hep kaybeden millet oluyor!.
İşte son yaşanan olay sonrası ortaya çıkan faturayı duyduk!.
45 trilyon!..
Kimin cebinden alınacak bu para;
Vatandaşın!..
Hadi bir sonuç alınsa neyse!..
Sıfır elde var sıfır misali!..
Kazananı yok, kaybedeni millet!
Dedik ya olan bu millete oluyor!
Ne yazık ki vatan topraklarında yaşamayı büyük bir şans görmek yerine ihanet eder bir hale gelmişiz!.
Bu işin onu, bunu, şunu yok!.
Kavga, ihtiras, hesaplaşma, intikam vs.
Ne ararsan var!.
Oyun mu, tezgah mı, tuzak mı, gerçekler mi, yalanlar mı...
Ne derseniz deyin..
Hukuk mu, adalet mi?
Polis mi, asker mi?
Yargı mı, emniyet mi?
Fark etmiyor!
İktidar mı, muhalefet mi yoksa cemaat mi?
O da fark etmiyor be kardeşim!
Millet seyrediyor ya yeter!
Ergenekon mu, Balyoz mu, 28 Şubat mı, Gezi Parkı mı, 17 Aralık yolsuzluk operasyonu mu?
Ne derseniz deyin hepsi birbirine karışmış, vessalam!
Haklı ile haksızı bulmak ahrette görüşürüz gibi bir şey olmuş!
Uzun lafın kısası,
Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete misali!.
Rahatlık bize gelmiyor arkadaş!..
Benlik savaşından çıkamadık hiç!
Biz mi, o da kim?
Kimsenin kimseye güveni yok!.
Güçlü olan kazanıyor!
Alıştık ya krizlerle yaşamaya!..
Nasılsa millet var, öder bedelini!
Kusura bakmayın koyun gibi görülür olmuşuz kardeşim!..
Nereye çekerseler oraya gidiyoruz!..
Aynen öyle!..
Geçtiğimiz günlerde de yazdım!
Bu ülkenin değerini hiç bilemedik bilemiyoruz da.
Desenize ‘Değer bilsek cebimizi para mı giriyor’
Doğru, cüzdana bağlı!
Para varsa doğrunun önemi yok!..
Yalanın yanlışın üzerine de seve seve otururuz..
Kimliğimizi savunmak bile garip bir hal almış değil mi?
Biliyorum birileri hemen ajite etme diyor!
Zaten vatan, millet, bayrak, Türk dediğin zaman 'Ajite etme be faşist adam' deme moda olmuş!
Neyse biz yine de söyleyelim söyleyeceklerimizi..
Bu ülke stratejik açıdan hiç tartışmasız dünyanın en önemli ülkelerinin başında geliyor...
Bizim dışımızda herkes bu gerçeği görüyor!..
Bakın şu ülkeye..
Bu ülke bir yandan Doğulu, bir yandan Batılı.
Bu ülke, Doğu’nun geleneksel ve insani değerlerini de, Batı’nın modern özelliğini de aynı anda taşıyor...
Bu ülke Avrasya’nın tam ortasında, tam göbeğinde!..
Bu ülke, aslında paha biçilmez bir değer taşıyor!
Bu ülkenin dünyada eşi benzeri yok..
Bu ülke bizim ülkemiz..!.
Hem Müslüman bir ülke, hem de laiklik sistemini uygulayan çağdaş bir ülke...
Sadece bu özelliği ile başlı başına bütün dünyada çok farklı kılan bir ülke..
Bu özelliklere sahip dünyada kaç ülke var?
Bitmez bu özellikler..
Bu ülke dünyanın saygı duyduğu, büyük uygarlıklara ev sahipliği yapmış ender bir ülke...
Alparslan’ından Atilla'sına, Yavuz Sultan Selim'inden Kanunisi’ne, Fatih’ine ve Mustafa Kemal'ine kadar dünyanın en önemli liderlerini çıkarmış ve dünya sahnesinde her zaman yerini almış, adından övgü ile bahsettirmiş bir ülke..
Bu topraklar medeniyetlere damgasını vurmuş büyük bir coğrafya;
Açın tarihi bakın..
Hitit, Sümer, Eti, Roma, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarını yaşamış bir ülke...
Malazgirt'i, Çanakkale'yi Dumlupınar'ı gururla yad eden bir ülke!
Koca Osmanlı İmparatorluğu’nun küllerinden yeniden doğmuş bir ülke!
Bakın şöyle tarihine.
Bu ülke üzerine oynanan bütün oyunlara rağmen her zaman Allah'ın verdiği güçle dimdik ayakta kalmasını bilen bir ülke..
Bu ülke şehitlerin ülkesi!..
Bu ülkenin bayrağı, rengini şehitlerin kanından ve gökyüzündeki hilalden almış bir ülke..
Yok eşi benzeri.....
Bakın coğrafyaya..
Üç tarafında denizi olan kaç ülke var dünyada?
Yağmuru, güneşi ve karı aynı anda bir arada yaşayan kaç ülke var dünyada?
Cennet vatan bu olsa gerek..
Yeraltı zenginlikleri, madenleri, dağları, bayırları, yaylaları, bitkileri böylesine değerli kaç ülke var dünyada!..
Dünya yaşlılar toplumu haline gelirken nüfusunun büyük bir bölümü gençlerden oluşan kaç ülke var?
Sayalım mı daha?
Bütün tahriklere rağmen Kürt’ü, Çerkez’i, Alevisi, Sünnisi, Boşnak'ı, Avşar’ı, Laz’ı ve bütün etnik kimlikleri ile tarihten bu yana Türk Milleti’nin birer ferdi olarak el ele, gönül gönüle et ve tırnak gibi yaşayanların buluştuğu bir ülke burası!..
Etrafımızda yaşananlara, kan, gözyaşı ve acı olaylara baktığımızda bu ülkenin değerini biliyor muyuz?..
Hayır!..
Hiç unutmayalım..
Her millet kendi fertlerini annenin evlatlarını yetiştirdiği gibi yetiştirir. Besler, büyütür, ihtiyacını karşılar, şefkatini gösterir, terbiye eder.
Ta ki o evlat bir gün büyüsün ve kendisine hizmet etsin, kahramanı olsun diye.
Bir tevazu yükler evlatlarının yüreğine, ta ki kibirlenmesin, unutmasın özünü, sebeb-i vücudunu.
Bir ülkenin evladı olmak sorumluluklar yükler insanın omuzlarına.
Çünkü varlığını ülkesine, atalarına borçludur insan.
Bir aidiyet ifadesidir bu millet!
O nedenle şunu iyi bilelim!
Türkiye her yönü ile imrenilecek, kıskanılacak bir ülkedir..
Başlarken dedik ya!
A'dan Z'ye hep bindiğimiz dalı kesen ülke insanı olduk!..
Sana ne kardeşim diyorsunuzdur!
Kusura bakmayın bir rüyaya dalmışım!..
Aynen devam!..
Nasılsa millet her şeyin bedelini ödüyor!..
Gelin kıymayalım bu ülkeye!..