SANAL ORTAMIN ÖZGÜRLÜĞÜ NEREYE KADAR!
Ekmek, iş ve aş kadar hayatımızın en önemli bir parçasıdır..
Bu iki değer yozlaştıkça, değerini kaybettikçe, sıradanlaştıkça kaybeden insanlık oluyor..
Sonuna kadar demokrasi, sonuna kadar özgürlük elbette..
Peki ama bu duruma nokta koyulması gerekiyor mu?
Özgürlük adına kimse başkasının haklarını gasp edemez, kötülük yapamaz, insanlığı yoldan çıkaramaz..
Özgürlüğü iyi yolda kullanmak zorundayız, yoksa ilerde faturasını çok acı öderiz..
Tıpkı şu günlerde tartışılan facebook ve twiter kapatılması tartışmasında olduğu gibi..
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu anlamda çok radikal bir karara imza atmak için düğmeye bastıklarını ifade etti.
Çok yakın zamanda facebook ve twiter noktasındaki haberleşme ağına kapatma kararı alınması bekleniyor..
Bu durumda tartışma yaratacak elbette..
Kararı “Sanal ortamda haberleşme özgürlüğüne bir darbe” olarak görenler bu uygulamaya şiddetle karşı..
Uygulamayı savunanlar ise “sanal ortamın artık zıvanadan çıktığını, eğitim, üretim yerine beyinlerin adeta uyuştuğunu” dile getiriyorlar..
Sayın Başbakan Erdoğan ise bu milleti facebook ve twiter’e mahkum etmemeliyiz diyerek alınan karara sahip çıkıyor..
Elbette iki tarafın da mutlak suretle haklı talepleri, itirazları ve tepkileri var..
Ben sadece bir gerçeğin altını çizmek istiyorum..
Şu anda ülkemizde bilgisayar ile tanışmayan neredeyse kimse kalmadı..
Öyle veya böyle bu sanal ortamın içindeyiz..
Sabahtan akşama adeta ömrümüz artık bilgisayar ve telefon başında geçiyor..
Ortaya çıkan sonuçlara bakalım.. Ne kazanıyoruz? İletişim ağından ne kadar faydalanıyoruz?
Kaçımız gerçek amaçlı klavye başındayız..
Hangimiz buradan doğruları yazıyor, hangimiz kin, nefret duyguların peşinde koşup iftiraları paylaşıyoruz..
Zaten üretmeyen, zaten fikir tartışması yapmayan, zaten okumayan, zaten topluma bağını kesen, zaten gelenek ve göreneklerden kopan, zaten yüz yüze konuşmayı unutan bir toplumuz..
Bir de üstüne bu sanal ama yalan anlayış eklenince biz daha çok üç maymunu oynamaya devam ederiz..