SARIKAMIŞ'I UNUTMAK MÜMKÜN MÜ?
Malazgirt'i, Çanakkale'yi, Dumlupınar'ı olduğu gibi Sarıkamış'ı da unutmak mümkün mü?
Çünkü Sarıkamış sen, ben, o..
Yani hepimiz değil miyiz?
Dün 60 bini donarak 78 bin şehit verdiğimiz Sarıkamış Harekatı’nın 99. yıldönümüydü. Ve Türkiye'nin bir çok yöresinde olduğu gibi Sarıkamış'ta da şehitler için yürüyüşler yapıldı..
Şehitlerimiz şükran, minnet ve rahmetle anıldı..
O nedenle dünya döndükçe Sarıkamış'a kayıtsız kalmak asla mümkün değildir!..
Bir gazeteci olarak da bu şanlı milletin tarihinin her sayfasını büyük bir onurla yad etmek de bizlerin asli görevi olsa gerek..
Çünkü Sarıkamış'ın dağları, tepeleri, ovaları, tümsekleri, Türk devletinin, Türk tarihinin ve Türk vatanının tarih düğümleridir!
Ne diyor şair..
Kefenleri karmış yüce dağlarda
Binlerce genç fidan giydi destursuz.
Eşi görülmemiş olay çağlarda
Asırlar ötesi buydu destursuz.
Sarıkamış harekatı, her türlü imkânsızlıklar içinde, kırık bir ümidi gerçekleştirmeye yönelik, sonu hazinle biten onur ve gurur dolu bir harekattır. Bu harekatta askerimiz Rus’tan çok tabiat ile mücadele etmiştir. Binlerce Mehmetçiklerimiz donarak şehit olmuştur.
Şehadet şekli donmak ise herhalde en kutsal olanıdır.
Nur içinde yatsınlar mekânları cennet olsun. Bütün şehitlerimizi saygıyla rahmetle anıyoruz.
Sarıkamış'ı tekrar yad edersek eğer;
Türk tarihinin en büyük savaşlarından biri olan 1. Cihan Harbi oldukça kötü olaylara sahne olmuştur. Bu savaşta Osmanlı Devleti’nin savaştığı cepheler arasında Sarıkamış ise en büyük yaralarımızdan biridir..
Yıl 1914...Yer Sarıkamış...
Başkumandan Vekili Enver Paşa büyük bir güçle, Rusları hiç beklemedikleri bir yerden, Allahüekber Dağlarından aşarak vurmayı ve Kars'ı yeniden vatan topraklarına katmayı hedeflemişti.
Allahuekber dağlarının yer yer 2-3 bin rakımlı geçitlerinde ısı sıfırın altında 30 dereceye kadar düşüyordu. Türk askerlerinin büyük bölümü ise çölden gelmişti ve üzerlerinde yazlık üniformalar vardı.
Sarıkamış'ta dondurucu soğuk altında askerlerimizin durumunu Kurmay Subay Şerif Bey "Sarıkamış" adlı kitabında şöyle anlatıyor:
"Yol kenarında karların içinde çömelmiş bir asker, bir yığın karı kollarıyla kucaklamış, titreyerek, feryat ederek dişleriyle kemiriyordu. Kaldırıp yola sevketmek istedim. Beni hiç görmedi. zavallı çıldırmıştı. Bu suretle şu lanetli buzullar içinde biz belki on bin kişiden fazla insanı bir günde karların altına bıraktık ve geçtik". (1)
Rus Kafkas Ordusu Kurmay Başkan Vekili Dük Aleksandroviç Pietroviç Sarıkamış'ta gördüklerine anılarında şöyle yer vermiş:
"İlk sırada diz çökmüş 9 kahraman. Mavzerleriyle nişan almışlar, tetiğe asılmak üzereler ama asılamamışlar... İkinci sırada cephane taşıyanlar var, sandıkları bir avuçlamışlar ki, kainattan hırslarını almak istiyor gibiler. Öylesine kaskatı kesilmişler... Ve sağ başta Binbaşı Nihat. Dimdik ayakta, başı açık, saçları beyaza boyanmış, gözleri karşıda...Allahuekber dağlarındaki son Türk müfrezesini teslim alamadım. Bizden çok evvel, Allah'larına teslim olmuşlardı."(2)
Tabloya bakın Allah aşkına!..
Şehitlerimizin listesini incelerken aralarında bölge illerimizden çok sayıda insan vardı. Aralarından biri de Trabzonlu kahraman vatan evladıydı.
O dönem soyadı olmadığı için soyad yerine 'Lakabı' yazıyordu..
Lakabı Mehmetoğulları
Baba adı ise Yakup'tu..
Doğum yeri Akçaabat'tı
Adı ise Mehmetoğullarından Salih'ti..
Allahuekber Dağları, aşıldı ve Sarıkamış kuşatıldı. Fakat Sarıkamış kuşatma harekatı aşırı soğuk ve açlık yüzünden, hedef ele geçirilemeden, 5 Ocak 1915'te sona erdi.
Osmanlı Ordusu Kars'ı Ruslar'dan geri almak için çıktığı Allahuekber Dağlarında, 60 bini donma sonucu tam 78 bin şehit verdi. Rus birlikleri de bu savaşlarda 32 bin askerini kaybetti.
Bu kardan topraklara binlerce vatan evladını gömdük.
Aslında gömmedik, toprak donmuştu ve şehitlerimiz sadece karların içinde kalmıştı. Baharla birlikte karlar eriyince o zaman şehitlerimiz ortaya çıktı, tıpkı kardelen çiçekleri gibi.
Ama Türk tarihinin şanlı sayfaları arasında sonuç olarak Kars bizimdi!..
Şehitlerimiz yattıkları mekanlarında huzurluydu!..
Bizim tarihimizde tabi ki zaferler kadar acılar da oldukça yer tutar. Yemen kızgın çöllerde, Çanakkale derin sularda, Sarıkamış da dondurucu soğukta yitip giden Anadolu çocuklarının hikâyesini barındırır. Aslında bir imparatorluğun ayakta kalmak ve yaşamak için son çırpınışlarının adıdır bu yerler.
Koca çınarımızı içinden kemiren kurtlar, gövdesini kesmeye çalışan düşmanları yüzünden çatırdayarak yıkılırken çıkan feryadın adıdır, Yemen, Çanakkale, Sarıkamış.
Maziyi ve hali kaynaştırıp atiye doğru bir yol, iz bulmak isteyen, vatan, millet yolunda canlarını vererek aziz kanlarını akıtan kahraman şehitlerimizin aziz ve pak ruhları önünde huşu ile eğilmek, Allah'tan rahmet dilemek, gazilerimizi şükranla yad etmek her Türk evladının boynunun borcudur.
Sarıkamış kardelen şehitlerinin yurdudur.
(kyn(1-2) eğitimaair.net)