Sayın Valim!..


Fakat bu şehirde öyle bir duyarsızlık var ki, bu şehrin başına hangi alanda olursa olsun, bir olumsuzluk geliyorsa bilinmeli ki bunun nedeni bu şehir insanının bananeci anlayışı ve duyarsızlığındandır.
Bu şehrin insanı şehrini sahiplenmiyor...
Bu şehrin akil diye geçinen adamlarının en büyük sorumsuzluğu ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ mantığı ile yan gelip yatmaları, sonra da başlarına bir şey geldiği zaman yanlarında adam aramalarıdır.
Sayın Trabzon Valimiz  Abdil Celil Öz;
Önceki yazımda da size seslenmiştim.

Yerel basını okusanız da okumasanız da bu şehrin başta gelen sorunlarını yazmaya, sizlere yansıtmaya devam edeceğiz..
Çünkü  şehirde devlet babanın eli sizsiniz.
Sayın Valim;
Trabzon, bu ülkede çevre felaketinin en tehlikeli boyutlara vardığı illerin başında geliyor.
Kış aylarında özellikle kalorifer ve sobalar yakıldığında özellikle akşam saatlerinde sahil yolunu kirli bir duman basıyor.
Vatandaş da sabahın erken saatlerinde ya da mesai çıkışı eşofmanlarını giyinip, lağımların açıktan aktığı  yürüyüş yolunda pis havayı koklayıp sağlık için yürüyüş yapıyor!
Sağolsun Gençlik ve Spor Bakanlığımız her türlü spor müsabakalarının yapıldığı salonları da sahil yoluna sıra ile dizmiş, sağlık için spor yaptırıyor!
Bereket versin ki denizden esen rüzgar kirli havayı güneye doğru sürükleyerek şehrin üzerindeki karabulutları dağıtıyor, vatandaşın bir damla da olsa nefes almasını sağlıyor !..
Sayın Valim;
Özellikle Çevre İl  Müdürlüğümüz, BDT’den gelen kömürleri gemi sahile yaklaşmadan girip, kaptanın verdiği kömür torbasını değil, getireceği numune torbasını doldurup labaratuvarda inceleyecek.
Buna Büyükşehir Belediyesi, Sağlık Müdürlüğü, Çevre Sağlığı Müdürlüğü ile Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü de eleman verecek.
Bu komisyon onayladıktan sonra gemi limana demir atacak, yani yanaşacak.
Bu böyle olmalı!.
Sıradan iş olsun diye denetlemelerle değil..
Bu işlem karayoluyla il dışından özellikle sosyal yardımlaşma ve dayanışma fonuna kömür getiren kamyonlara da uygulanmalı, vatandaşın devlet eliyle zehirlenmesi engellenmelidir !
Yani denetim istiyoruz..
Trabzon için Trabzonlu için..
Sayın Valim;
Bölgenin ihtiyacına binaen kurulan KTÜ’de eski rektör Prof. Dr. Aydın Dumanoğlu, Değirmendere Islah Projesi’ni vali, kurum amirleri ve basına sunum yapmıştı.
Buna göre Değirmendere havzasında tüm asfalt şantiyeleri ve kömür depoları kaldırılıyor, sanayi  çarşısı ve etrafındaki yapıların akarları bir kollektörle derin deniz deşarjlarına bağlanıyordu.
Bu havzada piknik alanları yapılıyordu!
Ama lafla bu şehirde peynir gemisi yürümüyor..
Eski rektör Dumanoğlu'nun son derece doğru projesini takan olmadı.
Olmadığı gibi zehrin üstüne zehirler eklendi!
Çünkü aradan geçen bunca zamanın ardından bırakın kömür depolarının kaldırılmasını, Karayolları Bölge Müdürlüğü asfalt şantiyesinden sonra Büyükşehir Belediyesi ve Ortahisar Belediyesi de asfalt ve beton santrallerini bu havzaya kurdu!
Vatandaş devlet eliyle zehirlenmeye, turizm vadisi olacak masalları anlatılan o vadi de tam anlamı ile zehir vadisine dönüştü..
Güzelim gürül gürül akan Değirmendere zehir akmaya başladı.
Sayın Valim;
İmtiyazlı insanların lisans alarak kurduğu HES'lerin yaptığı ağaç katliamı bir kenara dursun, işgal altındaki derelerde, canlı varlık artık yaşamıyor..
Çünkü  denetleyen yok!
Resmen katliam yaşanıyor.
O tepkiler, o isyanlar haksız değil!.
Bu santrallerden derelere gündüz vakitleri su bırakılıyor, hava karardığında can suyu bile verilmiyor. Mesai dışı yapılan bu uygulamayı hiçkimse kontrol etmiyor.
Çünkü Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün teknik elemanları İl İdare Kurulu’nca mahkemelere bilirkişi olarak görevlendirilmişler. Gün boyu yoruluyorlar akşam oldu mu dinleniyorlar olan canlı hayatına oluyor.
Vatandaş devlet eliyle canlı hayatının yok oluşunu seyrediyor !
Sayın Valim okumasanız bile biz yazmaya, sizleri bilgilendirmeye devam edeceğiz
Etmek zorundayız..
Çünkü biz bu şehrin yarınlarından sorumluyuz..
Kendi adımıza değil, geleceğimiz adına yazıp çizmeye devam edeceğiz!..
Bu şehir sahipsiz olamaz!..