SEÇİLMİŞ MİLLET
Tarihin bilinmeyen zamanlarından günümüze, tarihi dürülenlerden olmadan bugünlere ulaşan ender bir kimliktir Türk. Ölü kavimler mezarlığında (Eti, Frigya, Sümer vs.) kendine toprak ayırmamış, kıyamete kadar akitli bir millettir Türk. Adını taş kafalılar anlamakta zorlanır diye Orhun Yazıtları'nda ismini taşa vurmuş belgesi sağlam bir millettir Türk.
Kabileler, küçük etnisiteler onun ne boydaşı ne de denktaşıdır. Memleket içinde ne kadar büyük gövdeye yapışmış, hallerinden memnun bizil unsurlar varsa onları etnisite savaşına çıkmış şovalyeler gibi takdim etmek 'edepli insanın önünde günahın elbisesini çıkartmak' gibi bir şey... Allah eşeğin aklına karpuz kabuğu düşüren zihniyetten bizi azade eylesin. Talepsiz, bizimle aynileşmiş kimliklere nüfus memuru olmaya kalkmak belki memurluk maşına bağlanmaya vesile olur ama milletin tekliğine asla bir katkı sunmaz.
‘Ayrılıkta azap birlikte hayat vardır’ deyip gece gündüz ayrılık sazının teline hışımla vurmak biliriz ki tınısı hoş müzik yerine bir kakafoniye vesile olur.
Türk, her daim beka imtihanına hazırlanan bir öğrenci gibi olsa da onun kaderini Cenab-ı Hakk feraset üzre yazmıştır. Ödevini veren de Zülcelal'dir.. 'Mazlumdan yana dur, zalime fena vur' ödeviyle ödevlendirilmiş bu büyük milleti kim yok sayabilir? Saysa ne yazar...
Bu büyük milleti, bırakın kadim tarihini sadece Osmanlı tarihiyle alakalı olarak film yaparak bakmak mümkündür. Cumhurbaşkanlığı forsundaki nice büyük yıldızlarla nelerin yapılabileceğini varın siz hesap edin..
Bu millet değerlerinden utanmamalı, üç beş nesebi pürüzlü memnun edilecek diye asla köklerine yabancılaşmamalı. Kendi varlığımızdan kısarak başkalarını memnun etmek mümkün değildir. Bilakis varlığını büyüterek memnuniyetsiz dişil güçlerle bağlantılı olanlarda hayal kırıklıkları yaratmak gerekir. Türk üzerine hesap yapmanın pahalı bir iş olduğu kör beyinlere de anlatılmalıdır. Türk tarihinin ulaşılabilen en eski metinlerinden başlayıp bu zamana ulaşan tafsilata bakarak pusulasını kaybetmiş olanlar da aslında yollarını bulabilir. Yeter ki yolcu olsunlar!
Türk destanlarında bir sembol olarak geçen mitlerden biri olan 'bozkurt'u Atatürk, Petrol Ofisi ambleminde ve paramız üzerinde ihya ederken bugün bu mit; ırkçı bir yaftaya mahküm edilmiştir. Oysaki Türk demek bütün folkloruna ait mülhemlerin bütünüdür. Türk işte bu kimyasal yapısıyla İslamı kabul ederek Allah'ına koşmuştur. Türk’ün varlığını inkar edenler, bu varlığın; genlerindeki Kuran'da neşet eden imana koşuşunu nasıl tarif edecekler? Çünkü her insana iman nasip olmaz prensibi; imana gelmeden inanacak bir imanı gerekli kılmaz mı? Fert ameliyle, milletler de hizmetleriyle Yaradan'ın katında kantarda olacaktır. İslam için Türk'ün yaptığını kim inkar edebilir? İnkar etse Rab katında ne anlam taşır!
İnadına değil tevazuyla söylüyorum,Türk işte böyle seçilmiş bir millettir.