SEFER ÖZGÜR: ARDINDA BIRAKTIĞI İZ (2)

Dünkü yazımıza, başkanın hakkında söylenenlerle devam ediyoruz.

Yusuf Turgut: "Sefer Özgür’ü önemsiyorum, emekli asker ve Belediye Başkanı olduğu için değil. Günümüzde örnek olacak bir hayat hikâyesi olduğundan.’’

CHP İl Başkanı Cafer Hazaroğlu: ‘’O kendisini topluma adamış bir hizmet adamı, iyi bir aile reisi, dürüst siyasetçi, onurlu ve istikrarlı parti üyesi ve parti askeri olarak görev yapmıştı. Üst düzey görevleri yapanlar ast görevleri kolaylıkla kabul etmez. Ama o bunu aşmış birisi olarak Belediye Başkanlığından sonra Merkez İlçe Başkanlığını yapma alçak gönüllüğünü göstermiştir.’’

Selçuk Turan bir anısında; Maçkalılar Derneği kurulduğu günlerde Başkanın süpürgeyi alıp odayı süpürdüğünü görünce duygulandığını ve elinden aldığını hayranlıkla anlatır.

Yakup Bayram: ‘’Çalışırken Başkan geldi, oturdu bizlan beraber. İki hamsi yedi, bardağımdan bir yudum içti, omuzumuza vurdu ve dedi ki; arkadaşlar iş zamanında bu olmaz. Engin hoşgörüsü vardı, istese iş akdimizi feshederdi. Bir daha iş zamanı hiç içmedik.’’

Paylaşımcı ve merhametli idi, parayla hiç işi olmadı. Ekonomi yönetimi Sebahat (Eyüboğlu) Özgür’de idi. Maaşını alınca eşine verir ve her gün bir miktar alırdı. Tabii o paraları Belediyeye makamına gelen muhtaç insanlara verdiğini de bilirdi.

Metin Bahçekapılı ‘’1977 yılının ocak ayı, Van Tugayında bir anons, Metin Bahçekapılı Tugay binasına. Apar topar kendimi Paşanın karşısında buldum.

Az önce Sefer Özgür Komutanım aradı ve harçlığı var mı diye sormamı istedi, rahmet olsun.’’
Aysen Çakıroğlu: ‘’Yaşadıklarını anlatırken can kulağı ile dinlerdim, akıl alayım diye. Eşiyle bir gün geldi ve ben de ellerimle çay yaptım, beni gerçek emekçi diye tanıttı.’’

Mahmut Semiz ‘’İşçinin yanında olan biriydi. Onun işi sulandı. Herkesin evinde su akacak. Gece gündüz çalışacaksın. Ama nasıl çalışıyoruz. Ekmeğimizi, yemeğimizi getirirdi, sırtımıza meşin montlar almıştı.’’

Orhan İlarslan: ‘’Belediyeciliğe onunla başladım, yapı kullanma kaçak inşaat şefi yapmıştı beni, çok doğru ve dürüsttü. Çok hümanist bir yapıya sahipti. Sokakta kimi görse oturur derdini dinlerdi, lüksü sevmezdi.’’

Hami Öztürk: ‘’Düğünüme yetişemedi, akşamüstü geldi, zarf içinde hediyesini sundu saygıyla.’’

18 Temmuz 2001 tarihinde son nefesini verirken başucundaydık. O gece evde kaldık. Ertesi gün, 19 Temmuz’da askeri törenle defin için işlemler yapıldı. Yıkama işlemi yapıldıktan sonra Türk Bayrağı tabuta sarıldığı esnada Torun Sefer Özgür ‘’Asker ağabey büyükbabamın yüzünü görebilir miyim, derken yaşlar bu kez 10 yaşındaki Sefer’in gözlerinden boşalıyordu.’’ Torunu Erzurum’da doğduğunda O’nun kucağına vermiştik ve gözlerinden dökülen yaşlarını hiç unutamadım.

Ali Savaş: ‘’Özgür’ün döneminde yerel basın şimdiki gibi güçlü değildi. Özgür belediye hizmetlerini kahvehane toplantılarında anlatırdı. Bu toplantılar otokontrol gibiydi. Böyle bir toplantı esnasında özellikle imar ile ilgili bazı hataları ateşli bir şekilde bildirmiştim. Sefer Bey ateşli konuşmamı dikkatlice dinledi. Fuat Eyüboğlu çok sert cevap vermeye hazırlanırken onu susturdu. Saygılı, sakin, doyurucu, üstelik ikna edici konuştu.’’
Osman Çavuşoğlu: ‘’Trabzon beyefendisi, ince ruhlu asker, aynı zamanda zarif bir insandı.

Aydın Durmuş: ‘’Rahmetli babam zabıta müdürüydü, Sefer Başkan zamanında Komiser Yardımcısıydı. Sefer Başkan otoriter, disiplini seven fakat halkçı başkandı.’’

Sebahattin Bayrak: “O bir dürüstlük abidesi, o iyi bir beyefendi, o iyi bir aile babası, o iyi bir ordu mensubu, o iyi bir belediye başkanı ve iyi bir adam gibi adamdı.’’

Şenol Yılmaz: ‘’İsmini yaşatmaya devam edeceğiz. Muhtarı olduğum mahallemde bu konuda girişimde bulunacağım. Babamla okul arkadaşıydı, birlikte güzel projeler yaptılar. Saygıyla anıyorum.’’

Kadir Yeter: ‘’Sabah teslim ettiğim elbiseleri giyerek belediyeye giden Gazi Reis Bey’in elbiselerinin aynı gün saat:11.00’de tekrar bana, kuru temizlemeye gelmesini hiç unutamam. Moloz sahil yolundaki çalışmada belediyenin dozeri çökük içine batmış ve öyle yakından takip etmiş ki üstü başı çamur içinde kalmış. Teslim ettiğim elbisenin üç saat sonra tekrar temizliğe gelmesi meslek hayatımda ilk olmuştu.”
Osman Lakutoğlu: ‘’Bir akşam evde oturuyoruz, dış kapı açıldı, bir üst katta oturan Sefer Amca salona girdi ve oturdu, hiç bozuntuya vermeden hoş geldiniz dedik. Sonra olay anlaşıldı, anahtarı bizim kapıyı da açmıştı, Atasu projesi ile yatıp kalktığından yorgundu. Son derece zarif ve sakin bir yapıdaydı.’’


***

Çakma bir partili değildi. Çakma bir demokrat değildi. Çakma bir Atatürkçü değildi. Makamı da ilkeleri de "mış gibi" yaşamayan insanlardandı. Bildiğini dayatan değil, dinlemeyi bilen; sevgiyi ve saygıyı hiçbir zaman elden bırakmayan bir yöneticiydi. Kimseye hakaret etmedi, makamını kişisel çıkarı için kullanmadı. Siyaseti zenginleşmenin değil, hizmet etmenin aracı olarak gördü.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, böyle siyasetçilerin özlemini çekiyoruz.

Toplum olarak sanatçılarımızı, gazetecilerimizi ve bilim insanlarımızı anmayı çoğu zaman ihmal etmiyoruz. Ancak yaşadıkları kentlere dürüstlükle hizmet etmiş siyasetçileri aynı vefayla hatırlayabildiğimizi söylemek zor. Oysa şehirlerin hafızası, yalnızca binalardan ve meydanlardan değil; o şehre karakter kazandıran insanların hatıralarından da oluşur.

Sefer Özgür de Trabzon'un ortak hafızasında böyle bir iz bıraktı. Onu tanıyanların anlattıkları, geride yalnızca hizmetlerini değil; dürüstlüğünü, tevazusunu ve insan sevgisini de bıraktığını gösteriyor.

İnanıyorum ki Trabzon, kendisine samimiyetle hizmet eden belediye başkanlarından birini hiçbir zaman unutmayacaktır.

Bazı insanlar yalnızca görev yapmaz; görevin nasıl yapılması gerektiğini de geride bırakarak giderler.

Ruhu şad olsun.