ŞENOL GÜNEŞ DURURKEN FATİH TERİM ISRARI NEDEN?

Türk futbolunun yıllardır çözemediği temel mesele yalnızca hakem hataları, saha içi tartışmalar ya da kulüp kavgaları değildir. Asıl mesele çok daha derindedir: Türk futbolunda liyakat çoğu zaman algının, popülerlik de çoğu zaman hakkaniyetin önüne geçmektedir.
Bugün Türkiye Futbol Federasyonu’nun yönetim anlayışı futbol kamuoyunda ciddi biçimde tartışılırken, federasyonun güven veren, toparlayan, birleştiren bir akla her zamankinden fazla ihtiyacı vardır. Futbolun bu kadar gerildiği, kurumlara olan güvenin bu kadar yıprandığı bir dönemde ihtiyaç duyulan şey yeni bir kutuplaşma değil; herkesin saygı duyabileceği, futbolun içinden gelen, duruşuyla güven veren bir isimdir.
Tam da böyle bir tabloda Fatih Terim’in Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı için yeniden gündeme getirilmesi, Türk futbolunun hafızasına ve liyakat anlayışına dair ciddi bir soru işareti doğurmaktadır.
Elbette Fatih Terim’in kariyerinde önemli başarılar vardır. Ancak mesele yalnızca başarı listesi değildir. Mesele, Türk futbolunun en üst makamına gelecek ismin toplumda nasıl bir karşılık bulacağı, hangi duyguyu temsil edeceği ve futbol iklimini nasıl etkileyeceğidir. Bugün Türk futbolu zaten yeterince gergin, zaten yeterince kutuplaşmış, zaten yeterince tartışmaların gölgesinde kalmıştır. Böyle bir dönemde tartışmalarla anılan bir ismi yeniden en tepeye taşımak, çözümden çok yeni bir fay hattı oluşturur.
Eğer gerçekten liyakat konuşulacaksa, o zaman soru açıktır:
Şenol Güneş dururken Fatih Terim ısrarı neden?
Şenol Güneş, Türk futbolunun yalnızca teknik direktörü değil; aynı zamanda futbol kültürünün, emeğin, sabrın ve temsil kabiliyetinin sembol isimlerinden biridir. Futbolculuğunda da teknik adamlığında da başarıyı yaşamış, kulüp düzeyinde şampiyonluklar görmüş, milli takım düzeyinde ise Türkiye’ye 2002 Dünya Kupası üçüncülüğü gibi tarihî bir gurur kazandırmıştır.
Bu başarı sıradan bir başarı değildir. Bu başarı, Türk futbol tarihinin en büyük uluslararası derecelerinden biridir. Bugün hâlâ gururla hatırladığımız o dünya üçüncülüğü, tesadüfün değil; disiplinin, planlamanın, futbol aklının ve liderliğin sonucudur.
Şenol Güneş’i özel kılan yalnızca kazandığı kupalar da değildir. Onu ayrı bir yere koyan esas mesele, uzun yıllara yayılan kariyerinde futbol dışı tartışmaların değil, emeğin ve futbol bilgisinin temsilcisi olmasıdır. Türk futbolunda gürültü çoktur, polemik çoktur, öfke çoktur; ama aklıselim, tevazu ve istikrar ne yazık ki azdır. İşte Şenol Güneş bu eksik tarafın adıdır.
Bugün federasyon başkanlığı gibi kritik bir makam için ölçü ne olmalıdır? Tribün etkisi mi? Medya gücü mü? İsim popülerliği mi? Yoksa karakter, birikim, temsil kabiliyeti, uluslararası başarı ve futbol aklı mı?
Eğer cevap liyakatse, Şenol Güneş adı bu masanın en güçlü ismidir.
Türk futbolu artık aynı isimler etrafında dönen kısır tartışmalardan yorulmuştur. Futbolu yönetecek kişinin yalnızca geçmişte başarılı olması yetmez; aynı zamanda güven vermesi, kutuplaştırmaması, kurum kültürünü taşıması ve futbolun bütün paydaşlarına adil mesafede durması gerekir.
Bugün ihtiyaç duyulan şey “kim daha çok konuşulur?” sorusunun cevabı değildir. İhtiyaç duyulan şey, “kim Türk futbolunu daha doğru temsil eder?” sorusunun cevabıdır.
Bu noktada Şenol Güneş’in kariyeri, duruşu ve uluslararası başarısı ortadadır. Buna rağmen sürekli Fatih Terim isminin gündeme taşınması, Türk futbolunda liyakat kavramının hâlâ kişilere göre yorumlandığını göstermektedir.
Oysa liyakat kişiye göre eğilip bükülen bir kavram değildir. Liyakat, herkes için aynı ölçünün uygulanmasıdır. Eğer bir makam için başarı, ahlak, temsil kabiliyeti, tecrübe ve futbol aklı aranıyorsa, bu ölçü Şenol Güneş’i görmezden gelerek kurulamaz.
Türk futbolunun yeni bir tartışma başlığına değil, yeni bir güven iklimine ihtiyacı vardır. Bugün yapılması gereken, eski polemiklerin gölgesinde yeni hesaplar açmak değil; Türk futbolunu ortak akılla, adaletle ve liyakatle ayağa kaldırmaktır.
Bu yüzden soru basit ama çok güçlüdür:
Fatih Terim yeniden gündeme taşınırken, Şenol Güneş neden görmezden geliniyor?
Eğer Türk futbolunda gerçekten liyakat konuşulacaksa, bu tartışmanın merkezinde popülerlik değil, hak ediş olmalıdır. Ve hak ediş konuşulacaksa, Şenol Güneş ismi bu ülkenin futbol hafızasında en güçlü yerde durmaktadır.
Türk futbolunun ihtiyacı yeni bir kavga değil; güven veren bir akıldır.
O aklın adı da bugün birçok kişi için çok nettir:
Şenol Güneş.