Yerel yönetimlerde belli aralıklarla yapılan değerlendirme toplantıları artık bir gelenek haline geldi. Belediye başkanları vatandaşın karşısına çıkar, yaptıklarını anlatır, yapamadıklarının gerekçelerini açıklar ve gelecek hedeflerini paylaşır. Bu, demokrasinin ve hesap verebilir yönetim anlayışının doğal gereğidir.
Beşikdüzü Belediye Başkanı Burhan Cahit Erdem de geçtiğimiz haftalarda düzenlediği basın toplantısında göreve geldiği günden bu yana yapılan çalışmaları ve önümüzdeki döneme ilişkin projelerini kamuoyuyla paylaştı. Toplantıda zaman zaman teknik eksiklikler ve amatörlükler görülse de genel anlamda samimi, şeffaf ve vatandaşın bilgi alma hakkını önceleyen bir tablo vardı.
Ancak toplantının asıl dikkat çeken kısmı yapılanlardan çok yapılamayanlarla ilgiliydi.
Başkan Erdem, bazı projelerin ve yatırımların çeşitli kamu kurumlarının tutumu nedeniyle hayata geçirilemediğini söyledi. Daha da önemlisi, bunun münferit bir durum değil, sistematik bir yaklaşım olduğu yönünde değerlendirmelerde bulundu. CHP'li bir belediye başkanı olmasına rağmen herkesin belediye başkanı olduğunu, hizmet anlayışında siyasi ayrım gözetmediğini ve devlet yönetiminde devamlılığın esas olduğunu vurgulayan Erdem, buna rağmen bazı devlet kurumlarından beklediği desteği göremediğini ifade etti.
Eleştirilerin odağında ise belediyelerin en önemli finans kuruluşlarından biri olan İller Bankası vardı.
Başkan Erdem'in iddiasına göre İller Bankası Genel Müdürü'nden randevu talep etmesine rağmen karşılık alamadı. Kredi süreçlerinde çeşitli zorluklarla karşılaştı. Belediyenin gelirleri ve bazı taşınmazları üzerinde uygulamalar yapıldı. Dahası, tüm bunların muhalefet belediyesi olmasından kaynaklanan bir yaklaşımın sonucu olduğunu ileri sürdü.
Bunlar herhangi bir kahvehane sohbetinde dile getirilen iddialar değil.
Bir ilçe belediye başkanı, kameraların önünde, canlı yayında, devletin önemli kurumlarından birini açık şekilde eleştiriyor ve siyasi ayrımcılık yapıldığı imasında bulunuyor.
İddialar doğruysa ortada ciddi bir problem vardır.
Doğru değilse yine ortada ciddi bir problem vardır.
Çünkü kamuoyu yanıltılıyor demektir.
İşte bu yüzden asıl dikkat çekici olan açıklamaların kendisinden çok, açıklamalara karşı gösterilen sessizliktir.
Aradan haftalar geçti...
Ne İller Bankası Genel Müdürlüğü'nden…
Ne bölgedeki yetkililerden...
Ne de iktidar partisi temsilcilerinden kapsamlı bir açıklama geldi.
Oysa siyaset sadece konuşma sanatı değildir; gerektiğinde cevap verme sorumluluğudur da.
Bir belediye başkanının ortaya koyduğu iddialar bu kadar ağırsa cevap verilmelidir.
Haksızsa ortaya konulmalıdır.
Haklıysa gereği yapılmalıdır.
Ancak hiçbir şey olmamış gibi davranmak, kamuoyunun zihnindeki soru işaretlerini büyütmekten başka bir işe yaramaz.
Daha da ilginç olanı, İller Bankası'nın Trabzon'daki bölge yapılanmasının da konuya ilişkin sessiz kalmayı tercih etmesidir. Kurumların itibarı açıklamalarla güçlenir, sessizlikle değil.
Çünkü vatandaşın aklına şu soru geliyor:
Eğer söylenenler gerçeği yansıtmıyorsa neden tek bir açıklama yapılmıyor?
Yok eğer gerçeği yansıtıyorsa neden gereği yerine getirilmiyor?
Demokrasilerde eleştiri kadar eleştiriye cevap verme kültürü de önemlidir. Devlet kurumları eleştirilemez değildir. Ancak eleştiriler karşısında suskun kalmak, çoğu zaman eleştirinin kendisinden daha fazla dikkat çeker.
Bugün Beşikdüzü'nde tartışılan konu sadece bir belediye başkanının açıklamaları değildir.
Asıl tartışılan konu, o açıklamaların neden hâlâ cevapsız bırakıldığıdır.
Çünkü bazen en yüksek ses, konuşanların değil, susanların çıkardığı sestir.