Sevinsek mi, üzülsek mi?


Çünkü, iyi pas yapıp kanatları iyi kullanan, ayrıca Fernando gibi defansı yıpratan, öne hamleli bir santraforu olan Yeşil-Beyazlıların, bu durumda Rizespor’la oynanan maçtaki gibi neredeyse defansın arkasına vurulan her topla mutlak gol pozisyonları yakalaması kaçınılmaz olurdu.
Maç başladığında gördük ki Trabzonspor bu kez daha temkinli ve garanti bir anlayışla mücadele ediyor.

***

Özer’in golüyle 16. dakikada  öne de geçince işler tam istediğimiz gibi gitmeye başlamıştı ki, Fatih’in affedilmez hatası tabloyu tamamen tersine çevirdi.
Bir kaleci böylesine yağışlı havada topu elinden kaçırabilir ama o topa müdahale edecek takım arkadaşı varsa penaltı yapmaz..
Takıma ve lige alışan Fatih’in artık bu tür hatalar yapmaması lazım..

***


Beraberliği sağlayan Bursaspor, oyu ndaki üstünlüğü tamamen ele geçirdi ve de öne geçti. Bu arada farkı daha da açacak pozisyonları ardı ardına bulmaya başlamışken, Yusuf’un 45. dakikadaki mükemmel golü kaybolan umutları yeniden yeşertti.
Ancak sanki çile çekmek zorundaymışız gibi 52. dakikada göz göre bir gol daha yedi Trabzonspor. Kalabalık adamla  hücumdayken kaptırılan topta rakibe faul yapıp atağı durdurmazsan, topu filenden çıkarmak zorunda kalırsın.
Nitekim öyle de oldu.

***


Bir defa  defansif hiçbir özelliği olmayan, bu mevkide duracağı yeri dahi bilmeyen Yusuf,  sol bek oynamaz.
Bursapor bu kanadı maden bulmuş gibi işledi maç boyunca. Sonunda  3-2’den sonra  hatadan döndü Yanal.. Ve  Yusuf  gerçek yerine dönünce mutlak gol pozisyonlarının hazırlayıcısı oldu.

***

Sonuçta, Trabzonspor  1 gol daha atarak beraberliği  kurtardı.
İzleyene keyif veren, şiddetli  yağmurda gol sağanağı halinde geçen maçtan çıkarılacak dersler bir an önce işleme konulmalı.
Çünkü üç gol attığın maçta beraberliği zor kurtarıyorsan, özellikle takım savunmasında büyük sıkıntılar var demektir.
Ayrıca atağa çıkarken kaptırılan toplara da bir an önce çözüm bulunmalı..
Ve de  şu İshak’ı koyun yerine de, çakma sol bekleri izlemekten kurtulsun bu millet!..