Sezon Açılıyor… Trabzon Gerçekten Hazır mı, Yoksa Yine Alışkanlık mı?

Turizm sezonu başlıyor. Her yıl olduğu gibi yine umut büyük, beklenti yüksek. Oteller dolacak, sokaklar kalabalıklaşacak, kasalar hareketlenecek…
Ama asıl soru şu: Trabzon bu sezonu yönetmeye hazır mı, yoksa sadece idare etmeye mi hazırlanıyor?
Çünkü artık şunu kabul edelim:
Trabzon turizmi yıllardır planla değil, alışkanlıkla ilerliyor.
“Rekor kıracağız” söylemi kulağa hoş geliyor.
Ama rekor dediğiniz şey sadece sayıdan ibaretse, ortada başarı değil, yanılsama vardır.
Turizm; sayı değil, deneyimdir.
Turizm; kalabalık değil, kalitedir.
Ve en önemlisi turizm, bir şehre bir kez geleni değil, tekrar gelmek isteyenleri ölçer.
İşte Trabzon tam da bu noktada sınıfta kalıyor.
Daha havalimanından çıkar çıkmaz başlayan trafik…
Plansız ulaşım…
Yetersiz yönlendirme…
Kronik otopark sorunu…
Bir şehir, misafirini daha ilk dakikada yormaya başlıyorsa, orada turizm değil, düzensizlik vardır.
Üstelik mesele sadece altyapı da değil.
Şehrin estetiği kontrolsüz, yapılaşma dağınık, işletmelerde standart yok.
Fiyatlar keyfi, denetim zayıf, hizmet anlayışı kişiden kişiye değişiyor.
Daha açık söyleyelim:
Turist bu şehirden memnun ayrılmıyorsa, bunun adı “yoğunluk” değil, başarısızlıktır.
Ve en büyük sorun: koordinasyonsuzluk.
Belediye ayrı, işletmeler ayrı, kamu ayrı bir yol çiziyor.
Ortak bir turizm aklı yok.
Ortak bir hedef yok.
Ortak bir kalite standardı yok.
Oysa turizm, tek başına kimsenin başarabileceği bir alan değildir.
Bu bir zincirdir… ve Trabzon’da bu zincirin halkaları birbirine temas etmiyor.
Şimdi gerçeklerle yüzleşelim:
Trabzon’un potansiyeli büyük, evet.
Ama bu potansiyel artık kendiliğinden gelen bir ilgiyle ayakta duruyor.
Bu da tehlikeli bir rehavet yaratıyor.
Çünkü “nasıl olsa geliyorlar” anlayışı, bir şehri yavaş yavaş tüketir.
Dünya değişiyor.
Rakip şehirler hazırlanıyor, kendini yeniliyor, turistin beklentisini ciddiye alıyor.
Trabzon ise hâlâ aynı sorunları konuşuyor.
Bu sezon bir dönüm noktası olmalı.
Ya bu şehir turizmi ciddiye alacak…
Ya da günü kurtaran, potansiyelini harcayan bir şehir olarak kalacak.
Artık şu sorudan kaçış yok:
Trabzon turisti ağırlamaya hazır mı,
yoksa sadece kalabalığı karşılamaya mı?