'ŞİKE VAR, KUMPAS YOK!..'


Soğuk, kar, tipi o biçim. Fırtınada donmak üzereler.
Ve küçük bir evin kapısını çalarlar. Kapıyı güzel bir kadın açar.
Gençlerden biri:
- Yerimiz-yurdumuz yok. Donmak üzereyiz. Açlıktan öleceğiz. Acaba sıcak bir şey, mesela sütünüz var mıdır?
Kadın:
- Elbette, dedikten sonra bir odada göğüslerinden biriyle doldurduğu süt şişesini gençlere verir ve gerisi bebeğe kalsın der.
Aradan birkaç dakika geçer.
Gençlerden biri:
- Doğrusu iyi atlattık. Ya kadından süt yerine çaya benzer bir şey isteseydik kadın resmen ağzımıza..”

***

“Şike var, kumpas yok, tapelerde oynama yok, yeniden yargılansın”
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu..
Yargıtay ve 13.Ağır Ceza Mahkemesi ilişkisi;  genel müdürün aldığı kararı çaycının bozmaya çalışması-kalkması gibi bir durum söz konusu!

***

“Burası Türkiye, her an her şey olabilir!” diyebilirsiniz.
Haksız da değilsiniz hani.
Öyle ya ayı da çıkabilir, taş da düşebilir!
Yolda yürürken ne olduğunu anlamadan bir anda logara düşebilirsiniz mesela. Kaldırımın tam ortasında elektrik direğine de çarpabilirsiniz. 
Düşsen, çarpsan, sonuç lagara lugara; “ Düşmeseydin... Görseydin..!”
Radyo ve TV reklamlarına aldanıp sipariş verirsiniz, bi de bakmışsınız gelen kutuda ya genleriyle oynanmış bir domates, ya da buruşuk bir salatalık.
Anlayacağınız kimin eli kimin cebinde belli değil. 
Demem o ki; çalan, çırpan, kazıklayan zengin oluyor. Sahtekârlık-üçkâğıtçılık en itibarlı meslek haline gelmiş.

***

Yedi düvel kaba yeriyle bize gülüyor.
Üç yıldır devam eden rezilliğimiz, kepazeliğimiz tavan yapmış durumda.
Ülkede hukuk katliamı yapılmış, bundan böyle emsal olacakmış kimin umurunda?
Orman katliamına alışığız da..
Sahi, her ota-moka maydanoz olan anlı-şanlı yazar Yılmaz Özdil, bu hukuk katliamı için ne der, ne düşünür acaba?

***

Üç yıldır aynı mevzular, benzer senaryolar. Siyasetçiler ile şikecilere destek verenler arasında düzenlenen turlar-seferler...
Kısacası onların hepsi bir, Trabzonspor tek..
Utanmadan-sıkılmadan “Azmin zaferi” diye başlık atmış yalakalıkta-dalkavuklukta sınır tanımayanlar.
Doğru, azmin zaferi(!) Azimle bilmem ne yapan mermeri delermiş. Öyle ki kokusu dünyayı sardı.. O pis koku birilerine ‘mis’ gelebilir, hak-hukuk-adalet savunucuları için ‘leş ve iğrenç’ olduğu unutulmamalı!

***

Yeniden yargılanmaya sevinenler, bu sene şampiyonlar ligine gideceğiz,  “Sıra sende UEFA” demezler mi!
Deresi olmayan köye köprü vat eden siyasetçilerin seçim öncesi başvurdukları taktik gibi.  
Amaç; algı yaratmak-camiayı diri tutmak-kandırmak-zaman kazanmak.. 
Şampiyonlar ligine gideceklerini söyleyenlerin seyahat özgürlüklerini kimse kısıtlayamaz. Avrupa’da oynayan Trabzonspor, Galatasaray ve diğer Türk takımlarının maçlarını izler gelirler.
Bu arada..
Mahkemelerde ikide bir tansiyonu çıkan, diğer mahkemelerin kararına kör olan Aziz Yıldırım, yeniden yargılanacağını duyunca teşekkür etmiş destekçilerine.  Tansiyon, göz ve kulak rahatsızlığı çekenlere duyurulur!

***

Başkalarından medet ummak..!
Dilenmek-yardım istemek, o da bir yere kadar..
Zira umut edilen dağlara genelde kar yağar. Öyle ya birader işin içinde avucunu yalamak da var..!
Hele mevsimler bu derece değişmişken..!