“Siyasal Piramit”’e “Tuğla” Olanlar/ Taşıyanlar

17 Mart 2026 tarihli yazımda “Birlik-Bütünlük” üzerine yazarken “Siyasal Piramit” kavramından hareketle serzenişlerde bulunmuştum. Kimi görüşlerimin yanında temel eleştirilerimi de hedefine oturtmak için zaman zaman bu kavramı kullanacağımı da eklemiştim. Bu açık kapıdan olacak geri dönüş yapan birçok arkadaşım eleştirilerinin yanında sorularıyla sorunsalı diri tutarak katkı vermeye çalıştılar.

Siyasi literatürde benim öne çıkardığım, tarihsel boyutuyla ve siyasi karşılığıyla bir “Oligarşi” aslında. Ancak sadece devlete egemen olmakla sınırlı kalmayan bir “oligarşi” benim sözünü ettiğim. Kültürel/yazınsal/sanatsal/etik yanı da var. Öte yandan ekonomik temelde biçimlendiği halde dinsel/mezhepsel/etnik yönleriyle sosyal yaşamda kendini azgın biçimde duyumsatan, devlet sistemiyle yetinmeyip “mobbing” ten çok öteye baskı kurup dayatan. En geniş anlamıyla çok yönlü çıkar birlikteliği. Toplumsal ilişkilerde ve devlet hiyerarşisinde yukarıdan aşağıya ilgili “değerler” / “amaçlar” düzleminde bir oluşum. Son çözümlemede devleti, sosyal yaşamı buna göre biçimlemek.

Önadları farklı görünse de birçok siyasi parti, dernek, sendika, kitle örgütünün içine giren “elit” bir yapılanma. En çok da ülke/devlet yönetmek izlence ve savıyla ortaya çıkan kimi siyasi partilerdir, konunun muhatabı. Ancak diğer örgütlenmelerin birçoğu bu partilerin yapılanmalarına öykünerek yol bulmak/almak istemekteler.

Aslında çağdışı feodal/teokratik/otokratik bir yapılanmanın yeni versiyonu/görünümü. Bu yapılanmada “biat” kültürü, “sadakat” /bağlılık esastır. Değişik konu ve alanlarda, farklı düzeyde oluşturulan çıkar çemberlerinin/halkalarının bir zincir örneği genişletilerek büyütülmesi, yaşamın bütününe ikamesi/oturtulması nihai amaçtır. Bir anımsatma daha, halkaların her biri ve üyesi Piramit’in tuğlaları görevinde ve sorumluluğunda olduğunu unutmaz/unutamaz. Çünkü Piramit’in sağlığı, varlığı, sürekliliği buna bağlı. Zincirin bir yerlerden kesilmesi yaşamsal!

Ancak Piramit’in varlığını, konumunu ve “görevini” henüz göremeyen ya da kavrayamayan kısmen orta/uzak çevreler ya da gerçekten çok masum ama kandırılmış halk kesimleri buna eklemlenmenin yollarını “beyhude” bir arayışla zorlarlar; enerji tüketirler. Oysa arı kovanına yabancı arının giremez olduğunu unutmuşlardır. Yabancı arının sonu bellidir aslında; nafile bir bal’ a ulaşma çabası!

Siyasetin, yaşamın geniş alanında bir “iş”, bir “sektör” sayıldığı/görüldüğü bir abartı sayılmaz sanırım, günümüzde. İl, ilçe belediye başkanlıkları için, milletvekili sıralamasına girebilmek için, daha alt düzey dahil atama ve yetki paylaşımında “Siyasal Piramit” hep devrede değil mi? Bu siyasi piramit esas olarak iktidar olan/görünen partinin uhdesinde olmakla birlikte değişik etkenlerden ötürü farklı partilerin, güçlerin de etkisiyle varlığını sürdürür. Siyasal iktidardan daha büyük bir yapı, “Siyasi Piramit”. İktidar değişimi ile hemen sonlanabilecek bir yapı değil!

Halk için siyasetin geniş alanı yerine bu kalıba/yapıya girme/uyum sağlama çabası ne derece kamucu? Piramitsel hiyerarşi yerine her düzeyde eşit-adil, halkın tamamını öngören bir siyasi katılım, söz-yetki-eylem-uygulama alanı açılamaz mı? Elbette siyasi partilerin kendi tüzük ve iç hukukuna müdahaleden söz etmiyorum. Onun dışında ama çoğu zaman birçok partiye sirayet eden sistemsel bir yapıdan söz ediyorum. Bu Piramit esas olarak halkı dışlamış, sırası gelince “demokratik haklar” palavrasıyla onu kullanmaktan geri durmamıştır.

Sorunun peteği tamamen ele geçirmek ya da yeni ve kucaklayıcı, tıpkı gerçek anlamda arıların yaptığı gibi bir ekip çalışması ve görev bölümüyle çok daha eşitlikçi-adil bir yapı oluşturma savaşımı; karınca örneği. Bunun yeğlenmediği, kolay görünenin seçildiği süreçte eskiyen kimi tuğlalar yerine yeni tuğla olmak/taşımak çabasıyla sınırlı bir savaşımın içine girilir, sonunda da büyük oranda değişime uğrayarak tuğla görevi ile “nemalanılır” ya da acı bir hüsranla kıyıda köşede kalıp heba olanlar kervanına düşülür!

Bunun örnekleri siyasi arenada bolca yaşanmakta son yıllarda. Varlıkları ve savları/ “kerameti kendinden menkul” kimi yapılanmalar sisteme cepheden karşı çıkıp konumlanmadıkları sürece “doğruları” göreli olacaktır. Ya da ister-istemez piramidin yeni tuğlaları, bir bakıma “can simidi” olarak varlıklarıyla yetinecek, içine düştükleri duruma “şükredeceklerdir”! -Gerçek yaşamda çok anlamlı/yararlı olan, yaşam kurtaran “can simitleri”, siyasal anlamda hep hazır tutulan/beklemede bırakılan, gereksinim duyulunca ancak işe yarayan, bir bakıma kullanılan “aparatlardır”.-

Bir anımsatmada çok masum isteklerle/amaçlarla özellikle gençlerin ve değişik yaş kümelerindeki halk kesimlerinin bin bir emekle, özveriyle sürdürdükleri çabanın “havanda su dövmek” sonucuna evrilmemesi için: Piramitte tuğla göreviyle/rolüyle en üst göreve/yetkiye ya da kurmay düzeye ulaşılmaz. Teorik olarak olası görünen bu hiyerarşi piramidin doğasına aykırı olduğu için hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir seraptır/düştür bir bakıma. Tuğlalar, her zaman ve her koşulda üzerlerine binilerek birilerinin yükselme basamakları olmuştur. Oysa hedef ilgili yapıya tuğla olmak değil, o yapıyı alt etmenin gereği olarak oradaki tuğlaları sökmek, sağlam yeni bir yapı örmek olmalıdır.

-Yarınlar Güzel Olacak-