Trabzon’da her bayram, her buluşma, her ortak kare aynı cümleyi yeniden hatırlatıyor:
Siyaset ayrı olabilir… ama şehir ortaktır.
Farklı partiler, farklı görüşler, farklı hesaplar…
Hepsi bu şehrin gerçeği.
Ama daha büyük bir gerçek var:
Trabzon’un geleceği hiçbir siyasi tartışmanın gölgesinde kalamayacak kadar değerlidir.
Yollar yapılacaksa birlikte yapılacak,
Turizm gelişecekse birlikte gelişecek,
Gençler bu şehirde kalacaksa bu hepimizin sorumluluğudur.
Çünkü Trabzon kaybederse kimse kazanmaz.
Ama Trabzon kazanırsa, herkes kazanır.
Bugün verilen fotoğraflar, edilen güzel sözler ancak bir anlam taşır:
Eğer yarın da aynı irade devam ederse…
Artık mesele kimin haklı olduğu değil,
Kimin bu şehre daha fazla katkı sunduğudur.
Unutulmamalıdır ki;
Siyaset gelip geçicidir…
Ama şehir kalıcıdır.
NOTLAR KONUŞUR, SESSİZLİK ANLATIR
Futbol bazen sahada oynanır, bazen de yıllar önce yazılmış birkaç satırın içinde…
Özkan Sümer diyor ki:
“Türk oyuncular ülkelerinde yabancılık çekiyor.”
Bu cümle, bir serzenişten öte bir teşhistir.
Bugünün değil, yıllar öncesinin fotoğrafıdır aslında. Ama ne gariptir ki bugün hâlâ aynaya baktığımızda aynı görüntüyü görüyoruz.
Kitle yetersiz buluyor…
Basın yetersiz buluyor…
Yönetimler verimsiz görüyor…
Antrenörler uyumsuz diyor…
Federasyon gereksiz sayıyor…
Sonra dönüp “Neden olmuyor?” diye soruyoruz.
Olmaz. Çünkü kimse sahip çıkmıyor.
Özkan Sümer sadece konuşan bir hoca değildi. Yazdı. Kayda geçti. Geleceğe bıraktı.
Bugün elimizde duran o notlar, aslında Türk futbolunun kayıp pusulasıdır.
Belki de yapılması gereken çok basit:
O notları bir kitap haline getirmek…
Amatör kulüplere dağıtmak…
Okullara ulaştırmak…
Ve sonra çocuklara sormak:
“Ne anladın?”
Çünkü mesele sadece okumak değil, anlamak.
Anlamak da yetmez, uygulamak.
Bugün eksik olan tam olarak bu.
Bazı insanlar aramızdan ayrılır ama fikirleri kalır.
Bazıları gider, iz bırakır.
Bazıları ise gider ama hâlâ konuşur…
Özkan Sümer işte o sonunculardan.
Bir kâğıtta yazılıysa hâlâ yaşıyordur.
Bir düşüncede karşılığı varsa hâlâ yol gösteriyordur.
Ve işin bir de başka tarafı var…
Trabzonspor sadece bir futbol kulübü değildir.
Trabzonspor;
dalgaların sesidir,
yaylaların sisidir,
ormanların gizidir,
kemençenin sözüdür.
Trabzonspor;
bebeklerin ninnisi,
ninelerin duası,
yaşlıların hatırası,
gençlerin tutkusudur.
Bu yüzden mesele sadece futbol değildir.
Mesele bir kimliktir.
Belki de Özkan Sümer’in en büyük mirası şu cümlede saklıdır:
Sorunları görmek değil, onları yıllar öncesinden yazıp bırakmak…
Ama asıl soru şu:
Biz o notları gerçekten okuduk mu?