SİYASETİN DİLİNE BAL GEREK
Vatan haini, ihanet şebekesi, millet düşmanları, soysuz, yolsuz, hırsız gibi kavramlar çok kolay savrulur oldu sağa sola..
Hangi ağızdan çıktığı bizi ilgilendirmez ama bu sorumsuz dili terk etmenin kaçınılmaz bir gerçek olduğu konusunda sanırım hemfikiriz. Çok adresi belli, çok kişisel bir alana indirgenen siyaset dilinden vatandaş da çok rahatsız..
Şöyle bağırmadan, sakin, saygılı ve itibarlı bir tavrın yolunu nasıl bulamıyorlar şaşırıyorum. Gerginlik safları sıklaştırır düşüncesiyle mi yapılıyor bilmiyorum ama hiç iyi bir yöntem takip edilmediğini biliyorum.
Eğer küfür toplumca ve dünya insanları tarafından dışlanan bir mahiyet arzetmeseydi korkarım bu kanalı da boş bırakmazlardı.
Böyle çirkef bir siyaset dilinin egemen olması sokağa çok olumsuz yansıyor. Hele hele bu dilin çocuklar ve gençler üzerinde tahribat yarattığnı görmemek affedilir gibi değil.
Böyle bir ortamda; uzlaşma, müsamaha, hoşgörü, karşıt fikirlere saygı, empati gibi kavramlar hayatın normal akışının dışına sürgün ediliyor ki nasıl düzeltilecek bu algı bilemiyorum..
Yeni bir yol bulmak gerekir. O söyledi, ben de cevap vereyim yerine, o bunları söyledi, ben ise siyasetin seviyesi adına o dile tevessül etmiyorum diyen, ahlakta basireti içselleştirmiş bir anlayış öncellenemeyecek mi!
Bilmukabele anlayışı bizi uçuruma sürüklüyor. Ayrışmalar derinleşiyor. Kabuk bağlaması zor yaralar irin ve kan dolu cerahatıyla patlamaya hazır bekliyor..
Biz yol bulamıyorsak uygar ülkelerin siyasi tavırlarını inceleyerek taklit yöntemiyle en azından teskinleşebiliriz. Ya da daha eskilere giderek kendi tarihimiz ve inanç dünyamızın derinliklerinden çok daha temiz bir siyaset dili inşa edebiliriz.
Ama mutlaka ve mutlaka bir frene ihtiyaç var..
Eğer fren yapılmazsa hasar büyük olacak..
Zira bu gidiş gidiş değil..
Hırsı harsa(kültür) dönüştürmenin zamanı çoktan geldi de geçiyor bile..
Nahl(bal arısı) suresinin 68 ve 69. ayetlerini bal arılarına ayırmış yüce kitap. Bal arısı gibi üretip bal gibi tatlı bir siyaset dili ümidiyle..