SİYASİ YAKLAŞIMLAR ÜZERİNE


Anımsayacaksınız 1980 öncesi siyasi liderler birbirlerine adları veya unvanları ile değil, mizahi nitelikteki sözcüklerle seslenirlerdi. Dönemin Cumhurbaşkanına, “Çankaya’nın Şişmanı” bir lider diğerine “Yumurta kadar kafa ile Türkiye’nin sorunlarını çözemez.” derken karşısındaki lider de “Filin kafası büyüktür ama beyni küçüktür.” diye yanıtlardı. Bu sözler, bu yaklaşımlar ülkemize ne kazandırdı? Ancak cahilleri güldürdü ama aydınları üzdü.
“Erenlerin sağı solu belli olmaz” derler ya. Bizim Cumhuriyet dervişleri ise sağındakilere, solundakilere ödün verilmeksizin bir demokrasi istiyorlar. Bir yaklaşım, sosyal demokrat veya sol harekete öcü olarak bakmaktadır. Diğer tarafta olanlar da muhafazakâr veya daha sağda olanlara ise cahil ve işbirlikçi olarak yargılamaktadırlar.
Dünya üzerinde sağı solu olmayan bir demokrasi gördünüz mü?  Ya sağa veya sola veya ikisine de paydos çeken rejimler yok değil; ama bunlar uçlarda olanlardır. Bunların yönetim biçimi baskıya, korkuya dayanır ki bunun adı diktatörlüktür. Erenlerin sağı solu olmadığı gibi diktanın da ortası yoktur. Dikta ne adla anılırsa anılsın her yerde diktadır. Gücünü de fikirden, paylaşımdan değil, bir avuç işbirlikçisinden alır.
Sınıfsal gerçeğin inkâr edildiği, ekonomik görüşlerin yasaklandığı ve sendikal etkinliklerin susturulduğu ülkelerde demokrasiden söz etmek saflıktır. Bu tür yönetimlerin demokrasiden söz etmesi kişileri özellikle cahilleri aldatmaktan öteye geçemez.
Demokrasinin gücünü hoşgörü ve paylaşım besler. Irk, dil, din ve mezhep gibi oluşumları olumsuza doğru gıdıklamak ülkelere yarar yerine zarar getirir. 
Sağ, kapitalizmin, özel girişimin dayanağıdır. Bu sisteme inananların  yurdumuzu bu yoldan nasıl kalkındıracaklarını dinlemek  ve saygı duymak hepimizin görevidir. Ama kapitalizme dayanmadan yurdu kalkındırmak isteyen solculara da aynı saygıyı duymak ileri demokrasinin temel niteliğidir.
Ne yazık ki çok partili yaşama geçişimizden beri, demokrasinin nimetlerini toplumun her kesimine paylaştıramadık. Kendi görüşlerine inanan herkesi, samimi bulmak onları milletini vatanını seven insanlar olarak algılamak hepimizin insani görevimizdir. Ama solcuları Moskovacı, Maocu olarak suçlarsak, sağcıları da Amerikancı, Hitlerci olarak adlandırırsak o zaman o insanlara kötülük etmiş oluruz.
Vicdan özgürlüğü demek, herkesin korkusuzca düşüncelerini söylemesi demek değil midir? İnsanlar etrafa zarar vermeden yasaların kendilerine verdiği hakları kullanmasını kısıtlamak ne demokrasiye ne de vicdan özgürlüğüne sığar.
İktidarı ile muhalefeti ile bu topluma hizmet etmek isteyen kuruluşları, siyasal partileri benimsemek bir kültür ve uygarlık işidir. Siyasi partilerimiz birbirlerine saygıyı yitirince peşinden nelerin geldiğini yakın tarihimizi okuyanlar iyi bilirler.
Biz yumruk gücüyle bir idare istemiyoruz. Ötekileştiren yaklaşımlı iktidarlar da istemiyoruz.
Yerel seçimlerin yaklaştığı bu günlerde kaba kuvvet, ekonomik güçle yönetime gelinmesine tümden karşıyız. Adaylarımız el ele kol kola olmaları bizi sevindirdiği gibi demokrasimizi güçlendirir. Özgür yaşamayı kolaylaştırır.
 Bilmem fazla bir istekte mi bulunuyorum?